Şenol Metin: Kırmızı çizgilerimiz var

Şenol Metin: Kırmızı çizgilerimiz var

Eğitim Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Şenol Metin, Ağustos ayında yapılacak 5. Dönem Toplu Sözleşme sürecine etkili bir şekilde hazırlandıklarını söyledi.

Memurların özlük ve mali haklarının hükümetle müzakere edildiği 5. Dönem Toplu Sözleşme bu yıl Ağustos ayında yapılacak. Memur Sen Konfederasyonuna bağlı Eğitim Bir-Sen Konya 2 Nolu Şube Başkanı Metin, sendika olarak Ağustos ayında yapılacak Toplu Sözleşme sürecine etkili bir şekilde hazırlandıklarını söyledi. Başkan Metin yaptığı açıklamanın devamında, “Süreçte iki Kırmızı çizgimiz var; İş güvencemizi tartışmayız.  Bunun bir parçası olarak da kamuda farklı istihdam şekillerine son vermek gerekiyor. Bu kapsamda şu an meclis gündeminde olan 4B statüsünde görev yapan tüm sözleşmelilerin hiçbir ayrım yapılmaksızın kadroya geçirilmesini bekliyoruz.  İkinci Kırmızı Çizgimiz; 2010 Anayasa referandumunda Kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkını kazandıran bir teşkilat olarak Memur-Sen’in talebi  Toplu Sözleşme Masasının etkililiğine zarar veren mevzuatın yeniden düzenlenmesi, Toplu Sözleşme Masasının kapsamı ile ilgili yeniden bir çerçeve belirlenmesi gerekiyor. Kamu İşveren Heyeti Çalışma Bakanının başkanlığında tek bir taraf iken, Kamu Görevlileri Sendikaları Heyeti 3 Konfederasyondan oluşması Toplu Sözleşme Masasının değerliliğine halel getirirken, Toplu Sözleşme sürecinde etkili bir şekilde pazarlıkların yürütülmesine engel olmaktadır. Toplu Sözleşme Masasının değerli kılmak için tüm taraflar üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir” dedi.

“BÜYÜK TÜRKİYE İÇİN ÇALIŞMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Başkan Metin, Memur-Sen olarak, sadece kamu görevlilerinin bordrolarındaki rakamları yükseltmekle sınırlı, ücret sendikacılığı olarak kodlanmış sendikacılığı eksik bulduklarının altını çizdi. Toplumsal sorumluluklarının ve güçlerinin farkında olduklarını söyleyen Başkan Metin, “Biliyoruz ki, alanlardan ürettiğimiz gücü, güçlü sivil toplum/sendikal kimliğimizi Yeni Türkiye’nin kuruluş harcı olarak değerlendirmek zorundayız. Güçlü bir sivil toplum/sendika, aynı zamanda eski Türkiye özlemiyle yanıp tutuşanların uygun ortam bulduğunda kurmaya tevessül edeceği aşikâr olan vesayete karşı da en önemli sigortadır.

Biz, “Yeni Türkiye, Yeniden Büyük Türkiye ve Yeni Bir Dünya” hayali için ter akıtmaya devam edeceğiz. Ancak, eski Türkiye’de kalmış bazı bürokratlar, eski alışkanlıklarının etkisi ile toplu sözleşme sürecinde farklı toplum kesimlerini memurlar aleyhine yönlendirerek siyasi iradeyi manipüle etmeye çalışıyor ve şimdiye kadar kendilerinin hiç yapmadığı, yapamadığı fedakârlığı yapmamızı, haklarımızdan feragat etmemizi istiyorlar. Fedakârlık gerektiğinde bu ülkenin memurları fedakârlığı fazlası ile gösterirler, gösterdiler. Birileri, 15 Temmuz gecesi, telefonlarını kapatıp süreci gözlerken, gece 02.00’a kadar ortalıklarda gözükmezken; memurlar ve onun sendikası Memur-Sen, daha gece yarısı bile olmadan meydanlardaydı. Ve alan hâkimiyetini tesis etmişti. Evet, vatan sevgisi bizi biz yapan kimliğimizin bir parçası…

İstismarınızın argümanı ne kadar güçlü olursa olsun bu milletin tuzağa düşmeyecek kadar feraseti var. Fedakârlık; emeğin, alın terinin karşılığı ki, biz buna hak diyoruz ve inanıyoruz ki, Hakk’ın hatırı alidir. Hak bizatihi varlığı ile hiçbir şeye feda edilemez. Bu ülkede adaletin sağlanması ve ikamesi için sürdürdüğümüz bir çaba var. Bu çabanın en önemli boyutu ise emeğin karşılığının verilmesi, alır terinin en büyük değer sayılmasıdır. Milli geliri adil dağıtmanın yöntemi ise sermayeye haksız gelir transfer eden faiz yasağı uygulaması ile emek gelirlerinin ‘ücretlerin’ milli gelirden aldığı payı artırmaktır. ‘Adil ücret’, Memur-Sen’in talebi de zaten budur. Teklifimiz, enflasyon farkının üzerinde, üretmenin ve büyütmenin karşılığında refahtan payımızı almaktır. Sonuç olarak emeğimizin hakkını talep ediyoruz, ne bir eksik ne bir fazla. 5. Dönem Toplu Sözleşme görüşmelerini kamu görevlilerinin lehine başarıyla sonuçlandırmak için yoğun bir çaba sarf ediyoruz. Sendikamızın talepleri, ülkenin ekonomik dengelerini gözeten gerçekçi taleplerdir. Enflasyona ezdirilmeyen bir ücret ve ülkenin milli gelir artışından hakkımız olan payın bir kısmı ile dezavantajlı konumda bulunan temel ücret seviyesinde 3.500 TL’nin altında maaş alan memurlarımızın mağduriyetlerinin giderilmesini hedefliyoruz” şeklinde konuştu.