Şenliklerden göçerlere
Gezginimiz Zeki Oğuz, bu hafta Çumra'da yapılan Lille Şöleni'nden Akşehir Cankurtaran Şenlikleri'ne izlenimlerini aktarıyor
Zeki Oğuz yazdı...
Haziran ayı şenlik ayı haline geldi. Aslında mayıs ayından itibaren başlamıştı şenlikler. 22 Mayısta Çumra’nın Lille mevkiinde yapıldı 12. yörük şenliği. Güzel bir bahar günü olunca katılım hayli yoğundu. Bu yoğunluğa karşılık ilk yıllardaki coşkudan eser yoktu. Şenliğin ilk başlatıldığı yıllarda vardığımız her çadırda yörük kültüründen bir iz bulabiliyorduk. Evlerinde etnoğrafik malzeme bulunanlar bunları çadırlarda sergiliyorlardı. Yörük kültürünü iyi bilen kadınlar, yörük beyleri bu kültürü gelen konuklara anlatıyorlardı. Yinede Lille şenliği, yörük şenlikleri içinde en iyi şenlik denebilir.
Çumra ve köylerinde evinde yörük kültürüne ait etnoğrafik malzeme bulunan birçok aile var. Aslında bunlar bir müzede toplanabilir. Bir kültüre hizmet edilecekse böylesi daha anlamlı olur. İki yıl önce, Çumra’nın yüzakı aydınlarından olan Ahmet Yıldız ile Çumra’nın dağ köylerini dolaşırken Dorla köyünde bir eve konuk olmuştuk. Şimdi rahmetli olan yaşlı bir kadın kalıyordu evde. Dr. Ekrem Yıldırım’ın akrabalarınınmış ev. Ev 200-300 yıl öncesinin eşyalarıyla doluydu. Tam bir Türkmen müzesi olabilecek bir evdi. Bunu defalarca Ahmet Yıldız’a da söyledim. Umarım birileri ilgilenirde o canım eşyalar dağılıp gitmez.
Akşehir Cankurtaran yaylasında yapılan yörük şenliğine de her yıl giderim. 29 mayısta yapılan bu şenliğe de katıldım. Yörük kültürünü yansıtmaktan çok uzak bu şenlik. Kurulan birkaç çadır da göstermelik kalıyor.
Adana ve İzmir şenliklerinden de okuntu vardı ama gidemedim. Arkadaşlar ısrarla katılmamı istemişlerdi ama mümkün olmadı. İzmir’de yapılan şenlik ilk defa yapıldı. Katılan arkadaşlar çok coşkulu geçtiğini söylediler. 2 temmuzda Yalvaç Yukarı Kaşıkara’da, 10 temmuzda Burdur Aziziye’de şenlikler var. Şimdiden okuntu geliyor, oralara gidebilir miyim bilmiyorum ama 4 temmuzda başlayacak olan Kırkpınar güreşlerine mutlaka gideceğim.
Nisan ayı ortalarında göçe başlayan göçer dostlarım toros yaylalarına yaklaşınca telefon etmeye başladılar. Çoğunun yayla sorunu var. Kimine geçen yıl kaldıkları yerleri vermiyorlar. Onlar da yeni yayla arayışına başlıyorlar. Geçtiğimiz hafta Apa yakınlarında olan Veli Karadayı’nın obasına gittim. Cemal Candan’ın oğlunun obası da ordaymış. Kısa bir merhabalaşmadan sonra Veli Karadayı’nın çadırına geçtik.
Ayşe cadım iki çocuğuyla çadırdaydı. Ömer tankerle su doldurmaya gitmiş. Yakın çevrede su olmayınca Apa civarından tankerle getiriyorlarmış malın içeceği suyu. Veli Karadayı Sarıoğlan’a gitmiş. Sarıoğlan yolunda sabah saatlerinde bir tır göçerlerin keçi sürüsüne dalmış 120 ye yakın keçi kırılmış. Keçi sahibine yardıma gitmişler.
Ömer Karadayı geçtiğimiz yıl Ahırlı yakınlarında kalıyordu. O yeri alamamışlar bu yıl. Nerde kalacakları belirsiz. Bir sorun çıkmazsa Apa yakınlarında beş-on gün daha kalmayı düşünüyorlar.
Yörük beyi Kuş Ali’nin damadı Ömer. Ona Kuş Ali’yi sordum. Yaylaya geldi mi diye. Kuş Ali birkaç yıldır Taşkent yakınlarında Gevne yolu üzerinde kalıyordu. Bu yıl onun yaylasına yakın bir yere bir başka oba konmuş. Böyle olunca Kuş Ali’de yeni bir yayla yeri arıyormuş.
Bunları yazarken kendi kendime düşünmeden edemedim. Yerleşik yörükler her hafta bir yerlerde şenlikler düzenliyorlar, gerçek göçer yörükler ise bin türlü derdin arasında yaşam mücadelesi veriyorlar. Bu yıl havalar çok yağışlı gitti. Bu yağışlarda ne yaptıklarını sorduğumda aldığım cevap kısacıktı.
” Hiç sorma.”
Aslında çok şeyi anlatıyordu bu kısacık yanıt.