'Sen, ben, bizim oğlan' döngüsü!
Sivil Toplum Örgütleri, referandumda halkın gözünü korkutmak için ülkede kaos ortamı yaratacak eylemler yapabileceğinden endişe duyduklarını belirtiyor
Sivil Toplum Örgütleri, Mahkemesi’nden de iptal yönünde bir kara çıkmaması halinde, ülkeyi demokratikleşme adına ileriye götüreceği belirtilen Anayasa değişikliklerine karşı çıkan derin güçlerin referandumda halkın gözünü korkutmak için ülkede kaos ortamı yaratacak eylemler yapabileceğinden endişe duyduklarını belirtiyor
Bol tartışmalı ve kavgalı oturumlardan sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nden geçen ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından onaylanarak referanduma götürülmek için başkanlığa göndermesi ve YSK tarafından tarihinin 12 Eylül olarak referandum sürecinde takvim işlemeye başladı. Görüşlerini aldığımız Sivil Toplum Örgütleri, Anayasa Mahkemesi’nden de bekledikleri bir karar çıkmaması halinde, ülkeyi demokratikleşme adına ileriye götürecek değişikliğe karşı gelenlerin referandumda halkın gözünü korkutmak için ülkede kaos ortamı yaratacak eylemler yapabileceğinden endişe duyduklarını söyledi. Hukuki Sivil Toplum Örgütü temsilcileri ayrıca referandum için 120 günü esas alan YSK’nın bu kararının da hukuki bir skandal olduğu yönünde görüş belirtti.
Hukuki Araştırmalar Derneği Başkanı Av. Özgür Solak,
‘SEN BEN BİZİM OĞLAN’ DÖNGÜSÜ
YSK’nın referandum tarihi için 120 günü esas almasıyla ilgili olarak, “YSK’dan millet lehine bir karar vermesini beklemiyorduk” diyen Hukuki Araştırmalar Derneği (HUDER) Başkanı Avukat Özgür Solak, “Zira YSK da, tıpkı Yargıtay, Danıştay ve HSYK gibi kapalı devre üye seçim sisteminin içerisinde yeralıyor. YSK’nın 7 asıl ve 4 yedek üyesinin tamamı Yargıtay ve Danıştay tarafından seçiliyor. Danıştay üyelerinin 3/4'ü HSYK tarafından belirleniyor. Yani tam bir “sen, ben ve bizim oğlan” döngüsü. Bu üye seçim sistemine göre oluşturulmuş bir kuruldan, demokratikleştirmeye olumlu yönde katkı sağlayacak bir yorum beklemek zaten hayal olurdu. YSK 120 gün kararıyla anayasa değişikliklerine ilişkin kanunu Anayasa Mahkemesine taşımakta olan ana muhalefet partisine nefes aldırmıştır. Ana muhalefet partisi ne yazık ki, Anayasa mahkemesinden de aynı beklenti içerisindedir” dedi.
REFERANDUMDAN ÖNCE İPTAL DAVASI AÇILAMAZ
Anayasa değişiklikleri hakkında referandumdan önce iptal davası açılması mümkün olmadığını belirten Av. Özgür Solak, “Değişikliklerinin kanunlaşma süreci tamamlanmamıştır. İptal davaları kesin ve yürütülebilir işlemler ve düzenlemeler aleyhine açılabilir. Anayasa Mahkemesi neyi iptal edecek veya yürümeyen hangi düzenlemenin yürütmesini durduracak. Mahkemenin yürütmenin durdurulmasına karar vermesi, anayasa değişikliklerinin yasalaşmasının yürürlüğünü durdurmak anlamına gelir ki bu mecliste henüz oylanmakta olan bir yasa değişikliğinin oylanmasının durdurulması ile eşdeğer bir uygulama olur. AYM aklıselim ile ve kendisine tanınan yetkileri aşmayacak şekilde bir karar vermelidir. Zira Anayasanın 148. maddesinin açık hükmü karşısında Anayasa değişikliklerini sadece şekil bakımından denetleyebilir ve bu denetim teklif ve oylama çoğunluğuna ve ivedilikle görüşülemeyeceği şartına uyulup uyulmadığı hususları ile sınırlıdır. Şekil görüntüsü altında esas denetimi yapması ve değişiklikleri bu nedenle iptal etmesi durumunda, bu durum millet iradesine ve TBMM’ye karşı açıkça isyan ve başkaldırı olacaktır” diye konuştu.
KORKU VE BASKI ORTAMI YARATABİLİRLER
Anayasa değişikliğinden rahatsız olan vesayet bekçilerinin korku ve baskı ortamı yaratacak eylemlere girebileceğinden endişe duyduklarını belirten Solak, “Endişemiz, darbelerle ülkeyi şekillendirmeye çalışanların ve vesayetin bekçileri ile bir hesaplaşma olduğu açık olan değişiklik paketinden rahatsız olan bir takım derin güçlerin ülkemizi kaosa sürükleyecek eylemlerine hız verebilecek olmalarıdır. Bu derin odaklar tarafından 1982 Anayasası’nın da kabul edilmesine sonuç veren bir korku ve baskı ortamına benzer bir ortam için düğmelere basabilirler. Şehit cenazelerini kapılarımıza yığmaya çalışabilirler. Referandum süresinin 60 yerine 120 gün olarak belirlenmesi de bu odakların ekmeğine yağ sürmüştür” dedi.
Denge Hukukçular Derneği Başkanı Av. Erhan Şahin,
MECLİS VE HALK ADINA ÖNEMLİ
TBMM tarafından yapılan ve Cumhurbaşkanı tarafından Referanduma götürülen Anayasa değişikliklerinin darbe Anayasasının özüne dokunan ilk değişiklik olduğunun altını çizen Denge Hukukçular Derneği Başkanı Av. Erhan Şahin, “1982 Anayasasında şu ana kadar birçok kez değişiklik yapıldı. Ancak yapılan son değişiklik, Anayasa’nın özüne, ruhuna dokunan ilk değişikliktir. 82 Anayasası devleti esas alan bir anayasadır. Yapılan değişikler ise bireyi esas alan birey özgürlüğünü esas alan değişikliklerdir. Bu anlamda yapılan son değişiklik bir ilk anlamı taşlıyor. Biz aslında daha kapsamlı bir Anayasa değişikliği çalışması yapılmasını bekliyorduk. Ancak bu haliyle de bu değişikliklerin kabul edilmesi en azından ehven-i şer kabilinden çok önemli. Hiç olmamasından iyidir. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Anayasa değişikliği yapabileceği fikrinin yerleşmesi adına, seçilmiş milletvekillerinin Anayasa değişikliği yapabileceği fikrinin yerleşmesi adına çok önemli. Bu meclis Anayasa değişikliği yapamaz, yapmamalı, yeni bir meclis yapmalı gibi düşünceler doğru düşünceleri doğru bulmuyoruz. Halk milletvekillerini seçerken millet hakkına Anaysa değişikliği yapma yetkisini zaten veriyor” dedi.
İPTAL BAŞVURUSU İYİ NİYETLİ DEĞİL
Ana Muhalefet Partisinin değişikliklerin iptali istemiyle Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı başvuruyu iyi niyetli bir girişim olarak görmediklerini belirten Av. Şahin, “Bunu Referandum sürecini engelleme girişimi olarak değerlendiriyoruz. Halk oylamasına gidilecek bir değişiklikte, Anayasa Mahkemesi’ne başvurmanın doğru olmadığını düşünüyoruz. Fransa’da benzer bir olay yaşanmış. Şekli açıdan bozuk olan Anayasa değişikliği, referandumda halk tarafından evet oyu kullanıldığı ve kabul edildiği için mahkeme şekli olarak bozuk olmasına rağmen, “halk iradesini yok sayamam” diyerek iptal etmemiş. Halkın iradesini ortaya koyacağı bir konuda mahkemeye gitmek bu iradeye karşı bir harekettir” dedi.
12 EYLÜL EVET OYLARINI ARTIRACAK
Referandum tarihinin 12 Eylül’e denk gelmesinin bir tesadüf olduğunu belirten Avukat Erhan Şahin, “ YKS’nın verdiği 120 günlük süre konusunda hukukçular 2’ye ayrılmış durumda. Ancak şunu söylemek gerek. 60 gün de olsa 12 Eylül darbecileri yargılanamayacaktı. Zaman yetmemesinden öte burada hukuken mümkün değil çünkü bu tür değişikliklerde sanık lehine olan hüküm geçerlidir. Buradaki değişiklikte 12 Eylül darbecilerinin yargılanması ilgili hüküm “sembolik” bir anlam taşımaktadır. Ama ben referandum tarihinin 12 Eylül’e denk gelmesinin evet oylarına olumlu etki yaparak artıracağını düşünüyorum. Çünkü Türkiye’de 12 Eylül mağduru çok insan var” diye konuştu.
Halkın Avukatları Platformu Sözcüsü Av. Süleyman Küçüksucu,
YSK’NIN KARARI SKANDAL
Konya, Karaman ve Aksaray’da faaliyet gösteren 4 derneğin oluşturduğu ‘Halkın Avukatları Platformu’ Sözcüsü Avukat Süleyman Küçüksucu ise, Anayasa değişiklerinin iptali istemiyle CHP tarafından Anayasa Mahkemesi’ne yapılan başvuruyla ile ilgili olarak Anayasa Mahkemesi’nin tamamlanmamış ve yürürlüğe girmemiş bir değişiklik hakkında karar iptal kararı vermeyeceğini belirtti. Küçüksucu, “Değişiklik referandumun tamamlanmasının daha doğrusu Resmi Gazete yayınlanmasının sonra yürürlüğe girecek. Anayasa Mahkemesi, yürürlüğe girmeyen bir değişikle ilgili süreç başlatamaz. Neyi durduracak, neyi iptal edecek?” dedi.
120 GÜN KARARI SKANDAL
Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) referandumda verdiği 120 gün kararının zorlama ve skandal bir karar olduğunu ifade eden Av. Süleyman Küçüksucu, “YSK’nın 60 günlük süreyi 120 güne çıkarması başlı başına bir ayıp. Ortada açık bir hüküm varken, YSK’nın kararı zorlama bir ve bir karar oldu. 367 meselesinde olduğu gibi, Anayasa’nın Anayasa’ya uyumsuzluğu gibi komik bir durum ortaya çıkıyor. Bu da açıkçası hukuki bir skandal” dedi. Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararlar açısında sorumsuz bir mahkeme olduğunun altını çizen Küçüksucu, “Mahkeme usul açısından yani şekli açıdan inceleyebilir. İçerik açsıdan inceleyemez. Daha önce içerik açısından inceledi bir daha bu şekilde incelemeyeceğini umuyoruz. Eğer Anayasa Mahkemesi şikayeti esastan incelerse, darbe planlarıyla, suikastlarla mücadele eden Türkiye’nin hanesine bir eksi puan daha yazılır” şeklinde konuştu.
KAOS ORTAMI YARATILABİLİR
Referandum sürecini etkileyecek, milleti gözünü korkutacak kaos ortamı yaratabileceklerinden endişe ettiklerini belirten Süleyman Küçüksucu, “Bu dönemde siyasi cinayetler işlenebilir, terör olayları artabilir. Şehit cenazeleri artabilir. Milletin milliyetçilik duygularına bastırılmak istenebilir. Siyasi bir kaos ortamı oluşturmak isteyebilirler. Bu da Türkiye’ye pahalıya patlar. Bedeli ağır olur. Bu noktada güvenlik güçlerinin, devletin ilgili birimlerinin gerekli tedbirleri alması ve teyakkuzda bulunması gerekir. Aksi halde ülke yeni bir kaos ortamına girebilir” dedi. memleket.com.tr