Sema’ Mevlana’dan önce d
SÜMAM Müdürü Şimşekler “Göktürk kitabelerinde rastlanan dönen insan figürleri, semanın tarihinin çok eskilere dayandığı, coğrafyasının genişliği ve farklı inanç sistemlerindeki önemi hakkında somut bilgiler vermektedir” dedi.
Göktürk kitabelerinde rastlanan dönen insan figürlerinin, semanın tarihinin çok eskilere dayandığını gösterdiği bildirildi. Selçuk Üniversitesi Mevlana Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Yrd. Doç. Dr. Nuri Şimşekler yaptığı açıklamada, kelime olarak “duymak, güzel ses ve şarkı” anlamlarına gelen semanın, Mevlana’nın yaşadığı dönemden (1207–1273) günümüze kadar Mevlevilerle özdeşleşen bir terim olarak literatürlerde yerini aldığını söyledi.
Şimşekler, Mevlana denince ilk akla gelen şey olan semanın, görselliği ve estetiği ile seyreden herkesi etkilediğini, bütün dünyada büyük ilgi uyandırmaya devam ettiğini kaydetti.
Mevlana’nın semayı tarif ederken fanilik içinde beka zevkini tatmak, Allah’ın sırrına aracısız ulaşmak, Allah’la buluşmak ve aşkı kucaklayıp bağrına basmak gibi ifadeleri kullandığını belirten Şimşekler, “Göktürk kitabelerinde rastlanan dönen insan figürleri, semanın tarihinin çok eskilere dayandığı ve coğrafyasının genişliği ve farklı inanç sistemlerindeki önemi hakkında somut bilgiler vermektedir. Çeşitli kaynaklarda, İslam ile birlikte Mevlana’dan çok önce de semaya rastlandığı belirtilmektedir. Ancak o dönemlerde sistemli bir dönüş olmamıştır. Mevlana da belli bir düzen içinde sema yapmamıştır. Mevlana, çarşıda, sokakta, evde; yani, gönlüne aşk ışığı yansıdığı sürece kendinden geçerek dönmeye başlamıştır” dedi.
Şimşekler, Mevlana’nın vefatından sonra oğlu Sultan Veled’in babasının eserleri ve öğretilerinin yaşanıp yaşatılması için ‘Mevlevilik’ adıyla bir tarikat kurduğunu ve semayı da sistemli bir hale getirerek kurumsallaştırdığını belirterek, “İşte bu tarihten itibaren de Mevlevi olmak isteyenlerin mecburi öğrenmeleri gereken bir usul olarak tarihte yerini alan sema, 15. yüzyılda Mevleviliğin yapılanması çerçevesinde yeniden şekillendirildikten sonra bugünkü şekliyle ortaya çıkmıştır” dedi.
GÜNEŞ SİSTEMİ VE ATOMA BENZETİLİYOR
Semanın 4 ana bölümden oluştuğunu ifade eden Şimşekler, bazı bilim adamlarının, sema yapılan yeri yuvarlak olmasından dolayı dünyaya, postnişini (Mevlevi dergahı yöneticisi) güneşe, semazenbaşını aya ve semazenleri de gezegenlere benzeterek semayı bir güneş sistemi gibi tanımladığını söyledi.
Bazılarının ise semayı atoma benzettiğini dile getiren Şimşekler, şunları kaydetti: “Bilim adamları aynı atomda olduğu gibi, postnişin ve semazenbaşının atom çekirdeğini oluşturan nötron ve protonları, semazenleri de bu çekirdeğin etrafında dönen elektronları temsil ettiğini söylemiştir. Bu tespit ilk bakışta ‘hayali’ gibi gelse de Mevlana, en önemli eseri Mesnevi’de ‘zerre’ kelimesini açıklarken bugünkü teknolojiyle kanıtlanabilen atomun (zerre) patlayabileceğini söylemesi bu tespiti kısmen hayal olmaktan çıkarmakta ve kendisine karşı olan hayranlığı bir kat daha artırmaktadır.”
Sema ile ilgili tıbbi araştırmalar yapıldığını da vurgulayan Şimşekler, “Bu araştırmalar sonucunda semazenlerin törenler dışında da her gün egzersiz yapması sebebiyle kalp-damar hastalıklarına neden olan kolesterol, serum lipit ve trigliserid gibi kan değerlerinin normal derecelerde olduğunun belirlendiğini ifade etti. Şimşekler, ayrıca, “baş ve bedenlerinin açısı nedeniyle baş dönmesi meydana gelmediği, semadan alınan zevk, neşe ve girilen trans halinin de psikolojik olarak semazenleri rahatlattığı sonucuna ulaşılmıştır” diye konuştu. aa