Şehir ışıkları: Tatar Balası Naci İdil

Şehir ışıkları: Tatar Balası Naci İdil

Onu ne zaman tanıdım, tam hatırlamıyorum belki yirmi yıl olmuştur...

Zeki Oğuz

Onu ne zaman tanıdım, tam hatırlamıyorum belki yirmi yıl olmuştur. Belki,  kırık objektifi ile fotoğraf çekmeye çalıştığı yıllarda tanımışımdır. Hep gani gönüllüdür kibirlenmez, gururlanmaz. Bizim gibi, fotoğraf çekiyorum, diye övünmez. Her daim şakacıdır, gülen yanıyla bakar hayata.

Tatar Balası Naci İdil ile ilk gezginliğimizi Obruk Hanına yapmıştık. En arka koltuklarda oturuyorduk. İsli pastırma ikram etmişti gezgin arkadaşlara, bu ara söz dönüp dolaşıp pastırmanın at etinden yapıldığı rivayeti yolcular arasında dolaşmaya başlayınca ikramların çoğu geri dönmüştü Naci Amcaya. Gülüşmüş afiyetle yemiştik pastırmaları. Şaka yapmayı sever, yapılan şakaya da katlanır. Tanıştığı kişi fotoğrafa yeni başlamışsa takılmadan edemez.

“Ben de bir şeyler çekmeye çalışıyorum, objektifi kırık makinamla, diye. Kişi önce şakayı algılayamaz, şaşkınlıkla bakar Naci Amcanın yüzüne. Kırık bir objektifle nasıl fotoğraf çekilir, gibisine. Sonra çevredeki insanların gülüşmeleri onu uyandırır.

Önemli birşey çıkmamışsa her gezimizde bizimledir. Neşe katar gezilere, paylaşımcıdır. Benim cadıların kiminin Naci Amcası, kiminin Naci Dedesidir. 

1943 Yılında Böğrüdelik köyünde doğmuş. İlkokulu köyünde bitirdikten sonra ortaokulu dışardan bitirmiş. Tarım kredide yıllarca çalıştıktan sonra 1990 yılında emekli olmuş. 

1991 Yılında bir arkadaşı ile atalarının göçüp geldikleri Sibirya’ya gitmiş. Ertesi yıl da eşiyle gitmişler Sibirya’ya. Fotoğraf çekmeye de bu tarihte başlıyor zaten.

Eski adıyla Reşadiye, günümüzdeki adıyla Böğrüdelik beldesinde oturan tatarlar 1908 Yılında Sibirya’dan ülkemize geliyorlar. Dönem 11. Abdülhamid dönemidir. Bu insanlara ülkemizde bazı yerler gösterilir iskan olmaları için. Onlar da sulak ve verimli topraklara sahip, Cihanbeyli’ye 35 km.uzaklıkta olan bu bölgeyi seçerler. Sultan Reşat zamanında iskan tamamlanır ve beldenin adına Reşadiye adı verilir. Daha sonrada beldenin kuzeyindeki dağın eteğinden çıkan pınardan dolayı Böğrüdelik adı verilir.

Başka yazılarımda da sözettim. Bozkırın ortasında bir vaha gibi Böğrüdelik ve çevresi. İnsuyu beldesine yaklaşırken başlıyor vaha görünümü ve Böğrüdelik’e kadar uzanıyor.

Bazen takılır Naci Amca, iki evliyim, der. Onu yeni tanıyanlar şaşırırlar buna. İlkin iki eşi var sanırlar ama onun kastettiği başkadır. Yanlış anlaşılmasın, diye hemen açıklık getirir sözüne. Yıllardır şehirde yaşamasına karşılık köyüyle bağını hiç koparmamıştır. Bir evi şehirdedir, bir evi de köyde. Yani iki evlidir. Özellikle köyünün özel günlerinde, şükraniye töreninde dostlarının da köyünü görmelerini ister.

İki yıl önce bizi torununun düğününde konuk etmişti. 2011 Mayısında ise köyün gelenek haline getirdiği “Şükraniye Günü”nde, güleryüzyü tatarların konuğu olduk. Cadım İclal Yıldırım’ın evlerinde sabah kahvaltısı yaptık ve kuşbaşı et ile pirinçten yapılan tatar böreğini yedik.

Naci Amca’da yeni yerler keşfetmeye, yeni insanlarla dost olmaya meraklı. Onun sayesinde yeni yerler keşfettim, birçok insanla tanışıp dost oldum. En son keşfim de Kuşça beldesinin yakınlarındaki Celil Boğazıydı.

Biz gezginler için sıradan bir görüntünün çok ötesindedir fotoğraf. Dostluklara açılan kapıdır herşeyden önce. O dostların varlığı onur verir bize. Gezide bir dostumuz yoksa hemen hissederiz yokluğunu. Naci Amca’da yokluğunu en çok hissettirenlerden biridir.

Kırık objektifiyle hep yanımızda olmasını isterim, tatar balasının.

 

img_4529.jpg

img_6102.jpg