Şehir ışıkları: Bayram Kabadayı

Şehir ışıkları: Bayram Kabadayı

İçimizde nice güzel, değerli insanlar var, kalabalıklar içinde yanlarından geçip gider, farkında olmayız.. Kişi olarak farkında olmayız da toplum olarak farkına varabiliyor muyuz, değerlerimizin?

Şehir ışıkları: İçimizden bir sanatçı Bayram Kabadayı

Zeki Oğuz

İçimizde nice güzel, değerli insanlar var, kalabalıklar içinde yanlarından geçip gider, farkında olmayız.

Kişi olarak farkında olmayız da toplum olarak farkına varabiliyor muyuz, değerlerimizin?

Sanırım bu noktada sıfır noktadayız. Yaşadığım olaylar, tecrübeler hep bunu gösterdi bana. Bir yazımda yerel değerlerin dışlandığını, onları öne çıkarmak yerine, şan olsun diye adı ünlüye çıkmış kişilere deve yüküyle ödemeler yapıldığını belirtmiştim. O yazım yayınlandıktan sonra telefon eden bir arkadaş, sponsorların öyle istediklerini ifade etmişti. O arkadaşa, sponsorları siz yönlendirin o zaman, demekle yetinmiştim.

Bir Yörük şenliğinden yola çıkarak yazmıştım o kısa eleştiriyi ama yazıda bir şeyi sormayı unutmuşum. Şimdi sorayım yeri gelmişken. O deve yüküyle ödemeler yaparak getirdiğiniz sanatçı Avşar bozlağını hakkını vererek okuyabilir mi?

Üç- beş kuruşu verirken elinizin titrediği yerel sanatçılar okurdu.

Neyse…

Bayram Kabadayı, şehrimizin güzel insanlarından biri, değerli bir sanatçı. İlkin sanal dünyada tanıştık. Çalıp söylediği türküleri paylaşıyorlardı arkadaşlar. Zevkle dinliyordum. Sonra bir gezide, meke tuzlasının kıyılarında, bir çoban kulübesinde çayımızı yudumlarken dinledim. Ne zaman dinlesem, iyi ki varsın Bayram arkadaşım sazımız, sözümüz seninle biraz daha güzel, diyorum. Hani şair, nerede bir türkü duysam, şairliğimden utanırım, der ya, ben de öykücülüğümden utanırım çünkü bir öyküyü en iyi Bayram”ın sazından, sözünden dinleyebilirsiniz.

Aksaray”ın Kutlu kasabasında doğup büyümüş. Küçüklüğünde iki tutkusu varmış. Şoförlük ve saz çalmak. Köyde amcasının oğlu saz çalmasını biliyormuş, Bayram”da amcasının kırık sazıyla öğrenmiş çalmayı. Yıllarca uzun yol kaptanlığı yapmış, özellikle öğrencileri gezdirmiş turistik yörelerimizde. Yol boyunca sazı hep sol yanında asılı dururmuş.

Hayata hep gülerek bakan bir sanatçı, alabildiğine kibar, herkese karşı saygılı, sevgiyle dolu yüreği.

Adliyeden makam şoförü olarak noktalamış meslek yaşamını, kısa bir süre önce emekliye ayrılmış.

Onun sazını-sözünü dinlemek kadar sohbet etmekte güzel. Hele yolculuklarda yaptığımız sohbetlerde yolun bittiğinin farkına bile varmaz insan. Yol boyu nerde bir güzellik görse hemen arabayı durdurup fotoğrafını çeker, sanırım en çok bu huyunu seviyorum.

Üç kızından ikisi engelli.

Zeliha, görme engelli ama Türkçe öğretmenliği son sınıfta okuyor, bu sene mezun olacak.

Gülboyu, işitme engelli ve spastik. Biz iyi anlaşıyoruz Gülboyu ile.

Merve babası gibi müzik düşkünü, güzel sanatlar fakültesi müzik bölümünde okuyor.

İçinde bulunduğumuz aylarda her yerde bir şenlik var. Şenlik yöneticilerine sesleniyorum, şan olsun, diye olur olmaza deve yüküyle para ödeyeceğinize yerel değerlerimizi, sanatçılarımızı destekleyin. Aynı çağrı büyükşehir ve ilçe belediyelerimiz için de geçerli. Kendi sanatçılarınıza üvey evlat muamelesi yapmaktan vazgeçin, onlara sahip çıkın.  

Sanatçınıza, değerlerinize sahip çıktığınız kadar varsınız.