Sahib-Ata'yı ziyarete buyurmaz mısınız?
Sahip-ata Külliyesi, gönüllere sevinç ve sürûr veren bir duruma kavuşturuldu. Dr. Hasan Özönder Hoca Konyalılar'ı ziyarete çağırıyor.
Hasan ÖZÖNDER
Selçuklu Konyası’nın tanınmış simalarından birisi de Sahib-ata. Bu, onun ünvanı. Asıl adı: Hüseyin’in oğlu Fahreddin Ali. Anadolu Selçukluları’nın ünlü veziri. Afyon’dan Sivas’a kadar uzanan geniş saha üzerinde yaptırdığı bir çok eseri milletimize armağan etmiş. Konya’da mescid (cami), hanigâh, türbe, hamamdan oluşan muhteşem külliye; İnce Minareli Mescid, Medrese; Nalıncı Baba Türbesi; Buzhaneler; Çeşmeler. Ilgın’da han ve kaplıca. Akşehir’de Taş Medrese, mescid, hanigâh ve imâret; İshaklı’da han, hamam; Kayseri’de
mescid, medrese, çeşme. Sivas’ta Gök Medrese, mescid, çeşme .
Yakınlarının ve oğullarının da benzeri güzel hayır eserleri var.
Oldum olası şu kanaatteyimdir; Konya’daki tarihî eserlerimiz arasında birinci sırada önemi hâiz eser, bir çok bakımdan türbe, hanigâh, hamam ve camii ile “Sahip-ata Külliyesi” dir: Ama, ihmal, nisyan ve mukadderata terk edilmiş olanı da yine bu külliye idi. Her inceleme ziyaretlerimde, onun harabeye yüz tutmuş hanigâhı, hırsızlar tarafından yol geçen hanına döndürülmüş durumunu; seyredilmeye doyum olmayan nefasetteki çinili sandukalarının dört parmak toz-toprakla kaplı vaziyetini gördükçe büyük teessüre kapılırdım. Çinileri dökülmüş minare ve mihrabının mahzun, mühmel ve mükedder görünümü, gönlümde derin teessür, hüzün ve eleme sebep olurdu. İçimi, telâfisi güç bir mahcubiyet duygusu kaplardı Son derecede mahzun ve müteessir halde, başımı yere eğerek oradan ayrılırdım. Bunun sebebini, bize emanet edilen yedi yüz elli yıllık bu ata yâdigârı esere, lâyık olduğu şekilde sahip çıkamayışımıza; Gerektiği şekilde koruyamayışımıza bağlardım. Yerli, yabancı nice meslekdaşımı gezdirirken, bu içler acıs
ı durumun sebebine dair sorularına da, makul ve muknî bir cevap da veremezdim.. Ömrümün elli yılı inanınız, bu hicapla geçmiştir, diyebilirim. .
Ama Allah’a sonsuz şükürler olsun ki, bu elem, keder ve mahcubiyetten kurtulmuş bulunuyorum(z). Çünkü Sahip-ata Külliyesi, mine’l-bâb ile’l-mihrap onarılarak gönüllere sevinç ve sürûr veren bir duruma kavuşturuldu. Konya Vakıflar Bölge Müdürlüğü’nün isabetli teklifi, Genel Müdürlüğü’nün de makul takdiri ve tensibi ile girişilen faaliyetler sonunda, hepimizi sevindiren bu güzel sonuç hâsıl oldu.
Burada, Sahip-ata’ya sahip çıkan; emeği, gayreti geçen; göz nuru, alın teri sarf eden herkese, ama herkese minnet ve şükranlarımı sunmaktan kıvanç duyduğumu belirtmek isterim.
Şimdi camisi pırıl pırıl. Hanigâhj, hamamı da, mamur ve mütebessim.
Görevliler, üzerlerine düşeni en iyi şekilde yerine getirmek için ellerinden gelen çaba ve gayreti göstererek bize külliyeyi, onarılmış, dinçleştirilmiş olarak teslim ettiler.
Şimdi bize de bir görev düşüyor: Onu gözümüz gibi korumak.. Ve onu yalnız bırakmamak Cemaatine ve ziyaretine devam ederek,onunla sık sık beraber olmak.. Varlığımızla, ne
fesimizle canlı tutmak. Yaşamasını devam ettirmek. Gelecek nesillere en iyi şekilde teslim etmek ...
Külliye’ye kazandırılan bir başka yeni görev de hanigâhının, güzel bir düzenleme ile, “ Sahip Ata Vakıf Müzesi “adıyla istifadeye arzedilmiş olması. Anadolu Selçukluları’nın başkenti; Osmanlılar’ın başta gelen kenti, Cumhuriyet döneminin seçkin kenti olan Konya’nın bir “Vakıf Müzesi”ne son derecede ihtiyacı vardı. Çünkü, tarihî yapılarımızdaki nice nâdir eşya ve malzemeler, çeşitli sebeplerle kırılıyor, çalınıyor, tahrip oluyordu. Her birisi başlı başına bir sanat eseri olan bu objeler, her gün birer birer kaybolup gidiyordu. Şehrimiz ve çevresindeki vakıf eserlerden derlenen birbirinden kıymetli eserler şimdi, Sahip-ata Hânigahı’nda açılan bu müzede tertemiz ortamda, zevkli bir yerleşimle ziyaretçilere sunulmuş durumda. Yazma Kur’ân-ı Kerîm’ler; Nefis hüsn-i hat levhaları; Lâmba, âvize ve şamdanlar; Nâdîde halılar, kilimler, seccâdeler; Musanna’ rahleler, kürsiler, çekmeceler, masalar, kapı, pencere kanatları; Orijinal çini, alçı, cam, kristal, sedef işleri, saatler, kitabeler, daha neler neler... Zamanla daha da zenginleşecek, güzelleşecek. Bunlar daha önceleri bulundukları yerlerde ya zamanın tahribiyle veya ihmalin, bilgisizliğin, sahipsizliğin, kötü niyetliliğin tesirleriyle tahrip, hattâ yok olup gidiyordu. Açıldığı günlerde, uzun süren rahatsızlığım sebebiyle gezememiştim. Son bir ay içerisinde üçüncü defa gezdim. Doyamadım. Yepyeni bir atmosfer, güzel bir tertip ve düzen. Himmet ve himâyede bulunanlara teşekkürler. Tekrar tekrar gideceğim. Uygun bir gününüzde siz de ziyarette bulunmaz mısınız?.. Çocuklarınızı, torunlarınızı veya bir dostunuzu yanınıza alıp, bize bunca değerli eserleri armağan eden yüce şahsiyetimiz Sahip-Ata’nın ziyaretine buyurmaz mısınız?..
Bu günlerde gazetelerde okumuşsunuzdur; Sri Lanka’da bir zanlı, hapishanede 50 yıl unutulmuş. Hastahane dönüşünde, dosyası adlî büroda kaybolup gittiği için, gözaltında unutulmuş. Zanlının geçen ay rahatsızlaşıp hastahaneye kaldırılmasıyla üzücü olay ortaya çıkmış. Durumun farkedilmesi üzerine, yarım asır boş yere hapis yatan zanlı serbest bırakılmış...
Sahip-ata Külliyesi’nin onarılışına, yeniden aramıza dönüşüne dair şu yazımı yazmak için bilgisayarımın başına geçince, masanın üzerindeki gazetede, tutuklu ile ilgili bu haber gözüme çarptı,dikkatimi çekti.. Bana bir çağrışım yaptırdı... Bilmem siz ne dersiniz?..