Saadettin Tantan'dan inanılmaz iddia
Saadettin Tantan, Türkiye’deki olayların Büyük Ortadoğu Projesi boyutuna dikkat çekti. Tantan şunları söyledi:
Neler olduğunu en iyi yorumlayabilecek isimlerden biri de İçişleri eski Bakanı ve Yurt Partisi Genel Başkanı Sadettin Tantan , Hükümetin 8 yıllık icraatlarına yönelik çok sert eleştiriler yaparken, kurumların yıpratılması boyutuna dikkat çekti. Tantan, Türkiye’deki olayların Büyük Ortadoğu Projesi boyutuna dikkat çekti. Tantan şunları söyledi:
“Büyük Ortadoğu Projesi olarak Türk toplumuna takdim edilen proje, çok eski yıllardan beri uygulanıyor. Cebelitarık’tan başlayarak ve bütün altyapıları uygulamaya sokulmuş ve bizim gibi ülkelerde, özellikle de doğal, kültürel ve yeraltı zenginliği olan ve özellikle büyük bir bölümü Müslüman coğrafyasında olan bu bölgelerdeki birinci hedef, siyasetin, iç ve dış güvenliğin kontrol edilebilir, ekonominin kontrol edilebilir ve kullanılabilir bir duruma getirilmesi. Bu, emperyalizmin BOP ile uygulama olarak ortaya koyduğu bir proje. Bu proje yıllar içerisinde uygulanmaya devam ediyor. Doğal zenginliği olan bütün bu coğrafyaya baktığınız zaman yıllardan beri oradaki rejimleri koruyup kollayan güçler belli. Özellikle İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra bu güçlerin kim olduğu belli.
O ülkelerdeki iktidarların devam etmesi için de o iktidar sahipleri o güçlere hizmet etmek mecburiyetinde. Gerek siyaseten gerek güvenlik açısından gerek ekonomik açıdan…. Son yıllarda enerji savaşlarında, ekonomik savaşlarda enformasyon savaşlarında giderek daha açığa çıkmış bir durumda. Özellikle 21. yüzyılda ekonomik gücün giderek Afrika ve Asya’ya kaymakta oluşu oradaki potansiyel gücün yüksekliği emperyalist güçlere de büyük heyecan veriyor. Buraya hem siyaseten, hem güvenlik açısından hem de ekonomik açıdan hakim olabilmek için de kullanabileceği ülkelerde siyaseti, ekonomiyi, güvenliği kendine tabi kılmak için geliştirdikleri projeleri uygulamaya sokmaya başladılar.
Bizim ülkemizde de geçmişten bugüne kadar ki siyaset, ekonomik anlamda tutsaklığı ve bu tutsaklıktan kurtulmak isteyen geçmişteki hükümetlerin dirençleri ve bu direnç göstermedeki Türkiye’yi kullanmak isteyen güçlerin Türkiye’ye yönelik tehditlerini dikkate aldığımızda, özellikle silahlı ve silahsız örgütleri kullanarak Türkiye’yi istikrarsızlaştırmaları, güvensizliğe itmeleri, Türkiye’nin bütün potansiyelini kendi kullanımına hakim olabilmek için yaratmış olduğu etkin güç odakları vasıtasıyla, halkın kendi ülkesine kendi yönetimine kendi siyasetine kendi kurumlarına yabancılaştırılması tesadüfi değil.”
Yıllarca, etkin güç odakları olarak kabul edilen ve halk tarafından da böyle görülen güçlerin, içten ve dıştan verilen desteklerle AKP iktidarının saldırıya geçmesine dikkat çeken Tantan, kurumlardaki yıpranmaların da bu duruma hizmet eder hale geldiğine dikkat çekti. Özellikle TSK’da irtica ile mücadele edilirken, halkın yolsuzluklardan etkilenmesi yönünde hiçbir şekilde bu sorunun üzerine gidilmemesini ve yargıdaki atamalarda yaşanan sıkıntıların halkın gözünde itibar zedelemesine yardım ettiğini vurgulayan Tantan sözlerini şöyle sürdürdü:
“Yıllardan beri silahlı ve silahsız örgütlerle mücadele ederken ister istemez bir takım yozlaşmalar da oldu. TSK irtica tehdidini göstererek, bu tehdit algılamasıyla hakim olmak isterken en büyük tehdit olan yolsuzluk ekonomisi iç dinamiğinde de bir takım rahatsızlıklar verdi, kamu vicdanında bunlar yargılandı, buna karşın hiçbir gelişme olmadı.
Özellikle silah alım ve satımlarında kamu vicdanının rahatsızlığı, soruşturulup soruşturulamaması, yıllar içerisinde bunların sümen altına atılması, otomatik olarak bu kurumların yıpratılmasına da olanak sağladı. Şimdi bugün TSK, yargı halk nezdinde itibarsızlaştırılıyor. Acil olarak parlamentonun, bu iki saygın kurumun yeniden son derece nitelikli konuma getirilmesi için bir çalışma yapması gerekiyor. Bütün partiler bu konuya katkı sağlamalı. Çünkü bu kurumlar bugünümüzü, geleceğimizi ilgilendiren devletin asli unsurlarıdır, bağımsızlığımızın temel direkleridir. Bağımsızlığımızın temel direkleri olan bu kurumları yıprattıramazsınız. Nerede yanlışlık varsa bunları süratle ortadan kaldırmanız gerekiyor.”
Hükümetin bu adımları atmak yerine siyasi rant elde etmeye çalıştığına dikkat çeken Tantanh terör örgütünün da bu dönem yaptıklarının halkta öfkeye neden olduğuna vurgu yaptı. Tantan şöyle konuştu:
“Son zamanlarda da özellikle PKK ile mücadele edilmediği için; PKK’nın siyasi, idari, ekonomik unsurları giderek Türkiye’de ekonomik hakimiyet alanları genişlemeye, enformasyon unsurları, entelektüel unsurları giderek Türkiye’ye hakim olmaya başladılar. PKK’nın kuruluş sürecinde hedeflediklerinin yüzde 90’ı bu hükümet döneminde hayata geçti. Halk bu konuda büyük rahatsızlık içerisinde. Bu rahatsızlığa cevap verecek hiçbir çalışma yapılmıyor. Bu unsurlar her yerde Türk Milleti’ni aşağılayıcı eylemler yapıyorlar. Otobüs yakıyorlar, polis, asker şehit ediyorlar, saldırıyorlar. Bunlara karşı hiçbir tedbir geliştirilmiyor. Habur’da yaptığınız rezalet kabul edilebilir bir şey değil. Bütün bunlara karşı hükümet hiçbir şey yapmıyor. Sonra geliniyor, Samsun’da bir gövde gösterisi yapılmaya kalkışılıp, oradaki vatandaşlar tahrik ediliyor.”
Samsun’daki olayın Muş Bulanık’taki olaydan itibaren değerlendirilmesi gerektiğini dile getiren Sadettin Tantan “Şimdi Hükümet vatandaşın güvenliğini sağlayamıyor, vatandaş da kendi canını, malını korumak için silaha başvurmak mecburiyetinde kalıyor. Esas suçlu hükümet. Mahkeme orada görülmeden Samsun’a alınıyor. Samsun’da büyük hassasiyetler var çünkü o ilin birçok şehidi var. Kurumlar da zor durumda kalıyor, kendini ifade edemiyor. Bütün bunlar da AKP’nin bu ülkeyi yönettiği dönemde oluyor. Bu olaylar, AKP’nin Türkiye’yi yönetemediğini gösteriyor. Orada PKK’nın siyasi temsilcilerinin bir gövde gösterisi içerisinde bulunması hoş değil. Hükümet olarak buna karşı tepki koymanız lazım. Orada güvenliği sağlayacak olan da Hükümet’tir. Bireysel gelişen olaylar karşısında bağırıp çağırmanızla sorunlar çözülmüyor” dedi.
Kurumların yıpratılması operasyonuna şimdi de emniyetin eklendiğine dikkat çeken Tantan sözlerini şöyle nhoktaladı:
“O kötü psikolojiyi yaratan Hükümettir. Bugün ülkenin temel direği olan iki stratejik kurumu yıpratılırken, bunlar halk nezdinde itibarsızlaştırılırken, sıra polis teşkilatına geldi. Bunu gözlemlerimize dayanarak söylüyoruz. Örneğin Hakkari’de 13-14 yaşlarında bir çocuğun sürüklenme fotoğrafı, Samsun’daki olay, bundan sonra gelişecek olaylar vs.
Hükümet, bu olanlar üzerinden, bir taraftan kurumları kendi arasında çatıştırıp, yıpratırken, diğer taraftan kurumları itibarsızlaştırmaya başlamıştır. Ama bu yeni bir olay değildi. Hak ve özgürlük açısından AB normlarına uyalım denirken, aslında halk aldatıldı. AB’de iki temel hak vardır: Hak ve özgürlük ayağı ve güvenlik ayağı. Hak ve özgürlükler anlamında AB’yi de aşan ve Türkiye’yi bölmek, parçalamak isteyen örgütün önünü açan bir altyapı hazırlanırken, güvenlik ayağının içi boşaltıldı. Geçmişte, devletin ve toplumun güvenliğini sağlayan tüm yasal altyapılar tamamen içi boşaltıldı. Devlet disiplini ortadan kaldırıldı. Oysaki bütün Batı ülkelerinde, devleti ve toplumu koruyan güçlü yasal altyapılar vardır.”