Saadet Konya’da başkanlar toplandı

Saadet Konya’da başkanlar toplandı

Saadet Konya’da başkanlar toplandı ...

Saadet Partisi Konya İl Başkanlığı Ekim Ayı İlçe Başkanları Toplantısı, Konya İl Teşkilatı’nda gerçekleştirildi. İl Başkanlık Divanı ve 31 İlçe başkanının katılımıyla gerçekleşen toplantıya Saadet Partisi Konya Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman ve Konya İl Müfettişi Ali Mücevher de katıldı. Genel Merkez 7. Olağan Kongresi’ne vurgu yapılan toplantıda İl Başkanı Hüseyin Saydam şunları söyledi; “3 Kasım’da Büyük Kongremizi gerçekleştireceğiz. Sizlerin, hanımların ve gençlerin katılımlarıyla coşkulu bir atmosferde gerçekleştireceğiz. 3 Kasım’dan sonraki dönem Saadet Partisi’nin dönemi olacaktır. ‘Gelecek Saadet ile Gelecek’ temalı görsellerimizde bunu vurgulamaktadır. Millî Görüş hareketi, rahmetli hocamız Prof. Dr. Necmettin Erbakan’ın 12 Ekim 1969’da Konya’dan milletvekili seçilmesiyle başladı. Bizler, büyüklerimiz, gençlerimiz, bu davaya hizmet etmiş ve vefat etmiş teşkilat mensuplarımız, hepimiz 50 yıldır büyük bir gayretin içerisinde olduk. Bugün ülkemizde yapılmış hizmetlerin büyük bir kısmında Millî Görüş imzası bulunmaktadır ve Ağır Sanayi hamlesi Millî Görüş hareketinin bir neticesidir. Bugün ki övünülen kurumların birçoğu bizim dönemimizde temeli atılan kurumlardır. Yaptığımız yatırımlar ile ülkemizi rahatlatarak nefes almasını sağladık ve bizden sonra gelen hükümetler de bizim yatırımlarımız sayesinde hizmetlerini yapabildiler. Bugün memurumuz, esnafımız, çiftçimiz, emeklimiz bizim sayemizde bu durumdadır. Eğer bu arkadaşlara kalmış olsaydık, şu an ülke ekonomisi olarak çok daha kötü bir durumda olurduk.”

TEK ÇÖZÜM SAADET PARTİSİ

Ekonomi ve dış politikadaki problemlere dikkat çeken Saydam, şu hususlara değindi; “17 yıllık AK Parti iktidarının getirmiş olduğu problemler yumağından kurtulmamız lazım. ABD dünya ülkeleri üzerinde büyük oyunlar kuruyor. PYD’ye yardım ediyor, Ortadoğu’daki ülkelere nizâmat veriyor. Bu bölgeyi bir plan çerçevesinde ilerletmeye çalışıyor. Ancak gariptir ki bizim idarecilerimiz ‘Ey ABD, Ey Almanya, Ey Avrupa’ diye feryat figan ediyor ancak onların ekseninden dışarı çıkamıyor. Vatandaşımız da ülkenin geldiği bu noktada feryat figan ediyorlar. AK Parti hükümetinin getirdiği sıkıntılar ile mücadele etmeye çalışıyorlar. Bu işin tek çözümü vardır, o da Saadet Partisi’dir. Başka bir çözüm arayışına gitmek de nafiledir. Saadet Partisi önümüzdeki dönem iktidara gelecek ve sorunları çözecektir.”

KARADUMAN: ABD’DEN HUZUR BEKLEMEK EN BÜYÜK ACZİYETTİR

Konya Milletvekili ve Gençlik Kolları Genel Başkanı Abdulkadir Karaduman ise Barış Pınarı Harekâtı ve akabindeki müzakere süreci ile ilgili şunları ifade etti; “Türkiye yoğun bir süreçten geçiyor. Geçtiğimiz iki haftalık süre içerisinde Türkiye’de birçok hadise ile karşısında muadili olan olaylarla birlikte tam tersi olan hadiselerinde yer aldığı bir süreci yaşamış olduk. İki hafta önce Suriye’ye bir operasyon başladı. Operasyonda şehit olan askerlerimize ve vatandaşlarımıza Allah’tan rahmet diliyor, yaralılarımıza ise acil şifalar diliyoruz. Şu anda 150 saat acaba nasıl bir durumla neticelenecek bunu bekliyoruz. Bu süreç sonunda Suriye ile ilgili nasıl bir yol haritası izlenecektir, bunun merakı içerisindeyiz. Ama bu noktaya gelmeden önce, bölgede Büyük İsrail Devleti’nin kurulmasının yolunu her geçen gün daha çok açmaya çalışan Amerika’nın, başta Irak olmak üzere, Suriye’de daha da yerleşik hale gelmesi üzerinden birtakım çalışmalar ve senaryolar yürütüldüğü ve ABD’nin bölgemizdeki yürütmeye çalıştığı politikaların taşeronluğunun da ne yazık ki ülkemizin siyasi iktidarı tarafından yürütüldüğü hususunu hatırlamakta ve hatırlatmakta fayda görüyorum. Irak’ta 1 milyondan fazla insanı katledenlerin ve 500 binden fazla bacımızın iffetini kirletenlerin bugün Suriye’ye huzur getirmesini beklemek, Müslümanlık iddiasında olan insanlar açısından en ama en büyük acziyettir.”

“AMERİKA’NIN OLDUĞU HİÇBİR YER GÜVENLİ DEĞİLDİR”

ABD ile imzalanan Güvenli Bölge Anlaşması’yla ilgili ise Karaduman şunları söyledi; “Malumu olduğu üzere geçtiğimiz ay bir güvenli bölge anlaşması yapıldı. Bu güvenli bölge anlaşmasına göre, 30 kilometre derinlikteki bölgenin bizim sınırlarımızdan itibaren ilk 4 kilometrelik kısmı Türkiye ile ABD’nin kontrolünde, hemen altındaki 9 kilometrelik kısım ABD ve YPG’nin kontrolünde, sadece burada YPG’nin ağır makinalı silah bulundurmayacağı şartıyla, onun altında kalan kısımda ise, yine ABD’nin ve YPG’nin kontrolünde olmak üzere bir güvenli bölge anlaşması ABD ile imzalanmıştır. Peki bu anlaşma hangi Amerika ile yapılmıştır. Anlaşmanın yapıldığı gün YPG’ye 10 tır silah yardımında bulunan, YPG kurulduğu günden bu yana kendilerine 22 bin tır silah yardımında bulunan Amerika ile yapılmıştır. Biz Saadet Partisi olarak bu güvenli bölge anlaşmasının yapılması ya da yapılmaması üzerinde herhangi bir şey söylemeyi bile zûl kabul ederiz. Çünkü biz diyoruz ki Amerika’nın olduğu hiçbir yer asla ama asla güvenli değildir. Tarihi insan kanı dökmek üzerine kurulu olan Amerika’yla, Ortadoğu’da Müslüman kanı dökmeyi kendisi için bir inanç haline getirmiş olan Amerika’nın olduğu hiçbir yeri, asla güvenli olarak kabul edemeyiz. Bir yerin güvenli olması için bir kere orada Amerika’nın kesinlikle olmaması gerekir. Bir taraftan bunları söylerken öbür taraftan Amerika ile bu işin olmayacağını söylemenin karşılığı Rusya’dan medet ummak elbette ki değildir. Suriye’nin sorunları, orada yaşanan problemler, Paris’te yapılan ‘Suriye’nin Dostları Toplantısında’ değil, Kopenhag’da yapılan zirvelerde değil, Brüksel’de yapılan toplantılarda değil, Rusya’da yürütülecek toplantılarda değil, İslam ülkelerinin başkentinde, Müslüman ülkelerin bir araya gelmesiyle Suriye’nin ve Müslüman coğrafyanın sorunları çözülebilir. Aksi halde bugün siyasi iktidarın Amerika’nın Patriot vermemesine karşılık şahsiyet olarak anlatmaya çalıştığı, Rusya’dan S400 alma heyecanı ve motivasyonu yine bu coğrafya için en büyük şahsiyetsizlik örneği olarak tarihe geçecektir. Ne Amerika’nın ne de Rusya’nın Suriye için çözüm haline gelmesi ya da Müslümanların bu ülkelerin İslam coğrafyasına huzur getireceği gibi bir algıya kapılması asla İslam coğrafyasının hayrına ve İslam coğrafyasının huzuruna vesile olmayacaktır.”

“82 MİLYONUN NAMUSU AYAKLAR ALTINA ALINAMAZ”

ABD Başkanı Trump’ın göndermiş olduğu mektuba da değinen Karaduman, konuşmasına şu şekilde devam etti; “Amerika’nın tehditleri ortada, küstahça yaklaşımları ortadayken, Trump’ın tehditleri ve hakaretamiz ifadelerine karşı tek bir cümle dahi edemeyen, sayın cumhurbaşkanının ve siyasi iktidarın bu pervasızlığını da kınıyoruz. Çünkü sayın cumhurbaşkanına gönderilen bu mektup, sadece kendisine değil, bu ülkede 82 milyon vatan evladına yöneltilmiş bir tehdit ve hakarettir. Eğer kendisi bu mektubu zûl kabul etmiyorsa dahi, 82 milyonun namusunu ayaklar altına almaya kimsenin hakkı ve haddi söz konusu değildir. Dolayısıyla bunun için gereken cevap mutlaka misliyle verilmelidir. Ama bunun yapılması için Türkiye’de mutlaka ama mutlaka farklı siyasi kanaatlere, farklı düşüncelere, farklı siyasi partilere mensup olan insanların bir araya geleceği toplumsal barışa mutlak suretle ihtiyaç vardır. Eğer sizin eviniz camdan ise bir başkasının evine asla taş atamazsınız. Önce sizin kendi evinizin içini düzeltmeniz ve dışarıya karşı yapacağınız hamlelerde, yürüteceğiniz diplomasi çalışmalarında kendi evinizin içini mutlaka sağlıklı bir şekilde ele almak durumundasınız.”

“SİYASİ RANT DEVŞİRİLMEMELİ”

Karaduman, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘Millet İttifakı’nın parçalanması önemlidir.’ söylemine ise şu şekilde değindi; “Ülkede 82 milyonun bir araya geleceği herkesin omuz omuza vereceği bir iklimin, siyasi iktidar tarafından insanları hain olarak görmeden, Suriye’ye operasyon yapıldığı bir süreçte bile, siyasi rant devşirmeye çalışmadan, böylesi bir süreçte bütün partiler bir araya gelmişken, bu operasyona destek verirken ‘Millet İttifakının dağılması bu süreçte önemlidir.’ gibi parti menfaati ya da parti rantı gözetmeden, Suriye üzerinden bir araya gelebileceği bir zeminin mutlaka inşa edilmesi gerekir. Buradan hareketle eğer Suriye’deki bu gelişmelere dair bir barış esas alınacaksa, o zaman D8’lerin ve İslam Birliği’nin mutlaka gündeme alınması ve Müslüman ülkeler arasında yürütülecek iş birliği ile birlikte bu sorunun çözülmesi gerekir. Amerika ile bir araya gelmenin kolaylığından bahsedip de İslam ülkeleri ile bir araya gelemiyoruz demenin hakikatte hiçbir mesuliyeti ve vicdanlarda hiçbir farklılığı olmayacaktır. Suriye’yle ilgili bir çözüm için mutlaka ama mutlaka Suriye’yle en az Amerika ve Rusya’yla olduğu kadar görüşülmeli ve bu coğrafyanın kaderini bu coğrafyanın insanları tayin etmelidir.”

“İNSANLARIN GÖZLERİNE BAKAMIYORLAR”

Karaduman, AK Parti Konya Milletvekili Halil Etyemez’in ‘Ülkede kriz falan yok, iş beğenmiyorlar.’ ifadelerine cevap olarak ise şunları ifade etti; “Ülkemizde yaşanan türlü problemler ve hadiselerle karşı karşıyayız. Üzülerek ifade ediyorum ki AK Parti’nin bir Konya Milletvekili geçtiğimiz günlerde Türkiye’de herhangi bir işsizlik ve krizin olmadığını ve insanların iş beğenmediğini ifade etti. Bu açıklama gönül isterdi ki hiçbir siyasi tarafından yapılmasaydı. Bunu da geçtik keşke Konya’yı temsil statüsünde olan birileri tarafından yapılmasaydı. En azından devletin kendi yayınladığı, belki güvenilir olmayan TÜİK verilerine bile bakılsa bugün Türkiye’de işsizliğin hangi noktaya geldiği gün gibi ortada. TÜİK’in son yayınlanan verilerine göre Türkiye’de işsizlik %14 seviyelerine çıkmış ve genç işsizlik %25 seviyelerine tırmanmıştır. TÜİK’in, iktidar tarafından hazırlanan bu verilerine bile bakarak ülkede işsizliğin olmadığını ve gençlerin iş beğenmediğini ifade etmek, bu toplumdan uzak olduklarının en bariz ve apaçık göstergesidir. İnsanların artık gözlerine bakamayan, insanların sorunlarıyla ilgilenmeye takatleri bile olmayan, vatandaşların kendilerine ulaşamadığı bu yöneticilerin, artık bu toplumun sorunlarını ve bu toplumun yaşamış olduğu krizi anlayabilmeleri asla mümkün değildir. Geçtiğimiz yılın aynı ayına göre Türkiye’de 1 milyondan fazla işsiz artmıştır ve bununla birlikte istihdam edilen kişi sayısı ise 1 milyon civarında azalmıştır. Her gün insanların evine ekmek götüremediği için intihar ettiği bir ülkede, esnafların siftah yapmadan akşam kepengini indirmek durumunda kaldığı bir ülkede, 2018 yılından bu yana 4 yüz binden fazla esnafın kepenk kapatmak zorunda kaldığı bu ülkede, geçtiğimiz günlerde Ankara’nın Güven Parkı’nda evine ekmek götüremediği için, bir kişinin kendisini yakmaya yeltendiği bu ülkede, sadece iki yılda ataması yapılmadığı için 50 tane öğretmenin intihar ettiği bu ülkede, herhangi bir işsizliğin ve krizin olmadığını iddia etmek bu ülkenin gerçekliğinden ve insanlarımızın problemlerinden uzak olduklarının en ama en bariz göstergesidir. Dün yaptığımız esnaf ziyaretlerinde de vatandaşlarla bir araya geldiğimiz bütün mecralarda da ekonomik olarak ciddi bir problemin ve ciddi bir krizin yaşandığını hep birlikte görüyoruz. Ama bu krize yok diyerek, insanların yaşadığı bu mağduriyeti yok sayarak, bu sorunları çözebilmeniz asla mümkün olmaz. Buradan hareketle yarından tezi yok mutlaka üretim seferberliğine başlanmalı ve ülkede bugün yapılan yatırımların üretime dönük olması sağlanarak istihdam alanları genişletilmelidir.”

ŞEHİT OLMAYAN TERÖRİST Mİ OLACACAK?

Ağrı’da teröristlerle girmiş olduğu çatışma sonucu şehit olan Zekeriya Altunok’un durumuna da değinen Karaduman, konuşmasını şu şekilde sürdürdü; “Türkiye’de son 2-3 yıllık zaman zarfı içerisinde yapılan hukuksuzluklar ve adaletsizlikleri her platformda dile getirmeye gayret gösteriyoruz. Son olarak yaşadığımız bir hadise üzerinden Türkiye’de hukuksuzluğun hangi boyutlara geldiğini, sadece hukuksuzluk değil çifte standardın, iki yüzlülüğün ve vicdansızlığın hangi boyutlara geldiğini anlayabilmemiz son derece mümkündür.  Geçtiğimiz günlerde Ağrı’da, Zekeriya Altunok adında, askerliğini yapmakta olan bir vatandaşımız şehit oldu ve arkasında gözü yaşlı bir kadın, iki tane de yetim bıraktı. Zekeriya Altunok, polis iken KHK ile işinden ihraç edilmiş, ihraç edildikten sonra beraat almış ve daha sonrasında da askerlik vazifesini yapmak üzere gitmiş olduğu Ağrı’da, teröristlerle girdiği çatışmada şehit olmuştur. Bu ülkede insanlar terörist olmadığını kanıtlamak için şehit mi olmalıdır? Şehit olmayıp da askerden dönen insanlara siz terörist demeye devam mı edeceksiniz? Bu nasıl bir vicdansızlıktır! Bu insanların, bu sorunlarını şu andaki siyasi iktidarın içerisine düşmüş olduğu bu hezeyanda çözebilmeleri asla mümkün değildir. İnsanların yaşadığı bu hukuksuzluk neticesinde dramların, travmaların, bugün görüştüğümüz, KHK ile işinden ihraç edilen, ama başka özel bir kurumda bile kendisine iş verilmeyen, evinden dışarı çıkamayan, sefalete mahkûm edilmiş gözü yaşlı bir öğretmenin, bu insanların sorunları, adalet üstün alınmazsa, hukuk üstün tutulmazsa asla çözülemez.”

DEVLETE OLAN GÜVEN ZAYIFLIYOR

İnsanların devlete olan güveninin azaldığını belirten Karaduman, konuşmasına şu şekilde devam etti; “İnsanların devlete olan güveni, insanların devlete duyduğu ilgi ve alaka her geçen gün sistematik bir şekilde daha da zayıflatılıyor. Bir insanın suçsuz olduğunun anlaşılması için babasının Bülent Arınç olması mı gerekiyor? Bir insanın, bütün veriler ortadayken, FETÖ’nün üst düzey yöneticileri ile irtibata girmişken, birçok şey delil olarak bulunmuşken, FETÖ’ye selam vermeyen insanlar şu anda cezaevlerinde sefalete mahkûm edilmişken, FETÖ’nün üst düzey kişileri ile dahi görüşen insanları, bu mağduriyetten kurtarmanın adı, hukuksuzluktan başka bir şey olmayacaktır.”

İKİNCİ 50 YILDA YENİ BİR DÜNYA

Saadet Partisi’nin 3 Kasım’daki 7. Olağan Kongresi’ne de değinen Karaduman, şunları söyledi; “Bugün ülkemizde yaşanan meselelere ve problemlere baktığımız zaman tarımından hayvancılığa, dış politikasından hukuk mekanizmasına, bütün yönleriyle AK Parti, artık bu ülkeyi yönetemez hale gelmiştir. AK Parti açısından artık denizin değil, kumun dahi bittiği bir döneme girilmiştir. Bu ülkedeki problemlerin, ekonomisinden dış politikasına, çözümü ancak Millî Görüş’ün iktidarı ile mümkün olacaktır. Millî Görüş hareketinin ortaya koymuş olduğu prensipler, ilke, tavır ve tutumlar, bu ülkenin sorunlarının çözülmesini mümkün kılacaktır. Bu kapsamda, 3 Kasım günü gerçekleştirileceğimiz 7. Olağan Kongre sadece yasal bir gerekliliği yerine getirmek üzere değil, Millî Görüş hareketinin, ilk 50 yılda kurduğu D8 gibi, ikinci 50 yılda da Yeni Bir Dünya kurma idealini gerçekleştireceği bir kongre olacağını da ifade etmek istiyorum. Millî Görüş anlayışının, Saadet Partimizin iktidara yürüyüşünün en güçlü tablosunu ve en güçlü fotoğrafını 3 Kasım’da gerçekleştireceğimiz kongre ile ifade etmiş olacağız. Bu vesileyle başta Konya olmak üzere, bütün vatandaşlarımızı, gerçekleştireceğimiz bu kongreye davet ediyorum.”

Toplantı, konuşmaların ardından basına kapalı olarak devam etti.

saadet-konya’da-baskanlar-toplandi--(2).jpg