Özgürlükler için 41. buluşma
Konya İnanç Özgürlüğü Platformu 41. buluşmada başörtüsünü yasaklamanın hiçbir hukuki ve insani gerekçeyle izah edilemeyeceğini ifade etti.
Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 41. kez Kayalıpark’ta buluşarak bir basın açıklaması yaptılar.
Platform adına basın açıklamasını Abdullah Büyüksütçü okudu. Kendi toplumuna ve kültürüne düşman olanların eleştirildiği ve zulümle abad olunmayacağının vurgulandığı açıklamada şu görüşlere yer verildi:
Adalet mülkün temelidir. Toplumları bir arada tutan, onları güçlü kılan adil bir yönetimdir. Adaletin olmadığı toplumlarda kargaşa ve anarşinin olması kaçınılmazdır. Adalet insan aklına, vicdanına ve ruhuna hitap eder. Ve bunları mutmain eder. Bunun zıddı olan zulüm ise belirttiğimiz bu insani değerlerle örtüşmez onlara acı verir ve kanatır. Haklarının korunmadığına inanan birey kendi hakkını kendi almaya çalışacak bu ise toplumlarda kargaşa meydana getirecektir. Bugün dünya haritasına baktığımızda üçüncü dünya ülkeleri diye nitelendirilen ekonomik ve sosyal açıdan geri kalmış ülkelerin en önemli probleminin adaletsizlik olduğunu görürüz. Ve bunun sonucunda bahsi geçen bu ülkeler rüşvet, iltimas ve bürokrasi içerisine yuvalanmış küçük kontra terör çetelerinin elinde inlemektedir.

Bu durum sosyal ve siyasal karmaşadan başka ekonomik açıdan da bu ülkeleri çağın gerisinde bırakmaktadır. Yüksek yargının geçtiğimiz günlerde ve daha öncesinde almış olduğu kararlar ve sergilemiş olduğu hukuksuzluk üçüncü dünya ülkelerini akamete uğratan despot ve baskıcı akıl tutulmasının örneklerindendir. Kendi toplumuna, kültürüne düşman olmak, içinde bulunduğu toplumu inançlarından ve yaşam tarzından dolayı hakir görmek hafta o değerleri mahkum etmek, yasaklamak hiçbir insani ve hukuki gerekçelerle izah edilemez. Ancak bugün izah edilemez bu vakayı yaşıyoruz. İşte bu vaka bizi hukuksuz ve despot üçüncü dünya ülkeleri arasında göstermektedir.
Bütün uluslar arası hukuk çevrelerinin ifade ettiği din ve ibadet hürriyeti insanın en temel haklarındandır. İnsanın kendini inandığı değerlerle ifade etmesi bir hak olduğu kadar ahlaki bir erdemdir. Başörtüsü de Müslüman kadının kendini ifade etme biçimidir. Bu anlamda başörtüsünü ibadet hürriyeti kapsamında değerlendirmek bir zorunluluktur. Başörtüsü Allah’ın bir emridir. 1400 yıllık İslam tarihi ve temel İslami kaynaklar bunun apaçık delilidir. Bu külliyat apaçık ortadadır ve hiç kimse manipülasyonla, gerçekleri karartmakla Müslüman kadının örtünme hakkını elinden alamaz. Bu hakkı Müslüman kadının elinden almaya çalışmak düpedüz zulümdür, despotluktur. Şurası bilinmelidir ki ‘Zulüm ile abad olunmaz.’ Adalet mülkün temeli olduğu kadar bekasının teminatıdır da.
Memleket