Oryantalist açıdan Cem Sultan
Cem Sultan'ın “Helene aşkını” merkeze alan kitap, belge niteliği pek taşımasa da ilk dönem oryantalizmi açısından iyi bir örnek.
Onyedinci yüzyıldan itibaren Batı Avrupalı tarihçi ve edebiyatçıları en fazla kışkırtan konuların başında Osmanlı saray çevresi geliyordu. Avrupalılar kendilerine payitahtta kalacak bir konak ayarlamak için yarışıyor; çoğu zaman saray kapısından içeri bile giremeden harem efsaneleri ve saray entrikaları kaleme alıyorlardı.
Guy Allard imzasını taşıyan “Osmanlı Şehzadesi Cem Sultan”, Fatih Sultan Mehmed’in taht adayı iki oğlundan küçüğünün hikâyesi. Babaları II. Mehmed’in vefatından sonra Beyazıt ile taht kavgasına tutuşan Cem Sultan, yenilince önce Karaman’a, oradan da Mısır kralına ve nihayet Rodos Şövalyeleri’ne sığınıyor. Allard, kitabında Cem Sultan’ın Fransa’da kaldığı bu dönemi dramatize ediyor. “Çok hoş yüzlü, uzun boylu, gözlerinden ve tavrından gurur okunan biri” olarak tasvir ediliyor Cem.
Guy Allard’ın 1673 tarihli eseri, Cem Sultan’ın hayatının bir bölümünü senyörlük soyağaçlarından, vesikalardan yola çıkarak ve tarihî gerçeklere dayanarak aktarıyor. O tarihlerde benimsenen tarih yazımı anlayışından mı yoksa etkileri hâlâ devam eden oryantalist bakış açısından mı bilinmez, kitabın içeriği pek de tarihî vesika ciddiyeti uyandırmıyor okuyucuda. Cem, Fransa’da Sassenage Şatosu’nda kalırken Baron’un kızı Philipine Helene de Sasennage’a duyduğu aşk uğruna saltanat iddialarından vazgeçmeyi bile göze alan bir Osmanlı Şehzadesi olarak çıkıyor karşımıza. Baştan sona benzer bir üslupla devam eden kitap en azından ilk dönem oryantalizmini ortaya koymak açısından bir mânâ ifade ediyor. Memleket