Oğuz'dan Sarıveliler izlenimleri

Oğuz'dan Sarıveliler izlenimleri

"Burhan Yılmaz iyi bir eğitimci, iyi bir izci ve iyi bir yazar. Gezgin yönünü biliyordum ama yazarlığını yeni keşfettim."

SARIVELİLER’DEN ZEYVE’YE (1)
Zeki Oğuz



"Burhan Yılmaz iyi bir eğitimci, iyi bir izci ve iyi bir yazar. Gezgin yönünü biliyordum ama yazarlığını yeni keşfettim. Bir gün büroma çıkageldi son kitabı “İzcilerin Dünyası-Doğaya Dönüş Yürüyüşü” ile." Bozkırlılar Derneği ve Konya Türkocağı Ermenek taraflarına bir gezi düzenlemiş, benim de katılmamı istedi Burhan. Gezinin örgütleyicisi de oydu zaten.

Benim de aynı günlerde Ermenek’te olmam gerekiyordu. Kuş Ali yaylalara doğru yola düşmüştü ve onunla sözleşmiştik Ermenek yakınlarında buluşmak üzere.
Aslında gurubun çok güzel bir gezi programı vardı ama ben bazılarına katılamayacaktım. Örneğin Karamanoğlularının mezarının bulunduğu Balkusan’a gidemeyecektim. Onlar otelde kalacak, ben gece çadırımı Kuş Ali’nin kara çadırının yanında kuracak, ertesi gün çekimlerim biterse onlara katılacaktım.

1 Mayıs günü sabahı düştük yola. İlk durağımız her zaman olduğu gibi Sarıoğlandı. Böyle kalabalık gezilerde gezginlerin uyumlu davranması çok önemli. Değilse gezi çekilmez bir hale gelebilir. Bozkırlılar Derneği ile Türkocağından katılanların oluşturduğu gurup gerçekten çok uyumlu bir guruptu, Burhan hocanın esprileri ve şen haliyle neşeli bir geziye başlamış olduk. Sarıveliler Taşeli platosunun güneyinde cennet gibi bir ilçemiz. Buranın ilçe olmasında hayli emeği geçen eğitimci-yazar Mustafa Ertaş Karacaoğlan’nın Sarıvelilerden olduğunu söylüyor. Ertaş Hoca Atatürk’ün atalarının da Sarıveliler tarafından Rumeliye göçtüklerini iddia ediyor.

Burada yemeğimizi yedikten sonra yeniden düştük yola.
Yaklaşık elli km.lik bu yol inişli, çıkışlı, bol virajlı ama iki yakalı cennet gibi yeşilliklerle çevrili bir yol. Başyayla yol ayrımından sonra sürekli yokuş Ermenek’e kadar. Sol yanınız dik kayalıklar, sağ yanınız ise yüzlerce metrelik uçurum. Yetmişli seksenli yıllara göre çok büyük değişiklikler var geçtiğimiz köylerde. Yeni bağlar, meyva bahçeleri oluşturulmuş. Tanıdığım birçok yöre insanı emekli olduktan sonra köylerine ev yaparak bu tür yatırımlara giriştiler. Çoğu bahardan güze kadar köylerinde yaşıyorlar.

Ermenek Kaymakamlığının önünde indim otobüsten. Gurup Balkusan’a doğru yola devam etti. Kaymakamlığın önündeki parkta bir yorgunluk çayı içtikten sonra Kaymakamlığa doğru yürürken aklıma geldi o günün 1 Mayıs ve tatil olduğu.

Bir gün önce TYB Konya Şubesi yönetim kurulu üyeleriyle birlikte Karaman’a gitmiş, Valiyi, yeni belediye başkanı seçilen Kamil Uğurlu’yu ve Karamanoğlu Mehmet Bey Üniversitesi rektörünü ziyaret etmiştik. Valiyi ziyaretimiz sırasında, Ermenek’e gideceğimi, oradaki yöneticilerin yardımcı olmalarını rica etmiştim. Valilik yetkilileri kaymakamlıkla hemen ilişki kurup kalacağım yeri bile ayırtmışlardı.

Kaymakamlığın önünde temiz giyimli iki kişi dikiliyorlardı. Yanlarına sokulup kaymakamı nasıl bulabileceğimi sordum. Bana potansiyel bir suçlu gibi baktıktan sonra tatil olduğunu, kaymakamı ne yapacağımı sormaya başladılar. Yörüklerin yanına gideceğimi söyleyince sorular farklılaştı. Onları niye çekecektim, çekip ne yapacaktım filan. Adamların hiç yardıma niyetleri yoktu. Eyvallah demeden çekip gittiler de kurtuldum aptal sorulardan. Bir yetkili aramaktan da vazgeçtim. Nasılsa her zaman kendi başımın çaresine bakmıştım.

İlkin Mut-Gülnar yol ayrımına kadar yürüyüp otostop yapmayı düşündüm sonra vazgeçtim. Gülnar yolu üzerindeki köylere giden dolmuşların kalkış saatiydi. Daha otogara varmadan Kazancı dolmuşu çıktı karşıma.

Kuş Ali’nin oğlu Bayram iyi tarif etmişti kaldıkları yeri. Tam da onların obasının yakınında indim dolmuştan. Ben yolun kenarında ziftinirken Ramazan Gök’ün sürüsü göründü karşıdan. Ferhat’la ayaküstü hoşbeş ettik. Ferhat gösterdi Kuş Ali’nin kaldığı yeri. Ferhat ile kardeşleri Mut yol ayrımına kadar çıkacak, orada kalacaklardı ertesi güne kadar. Ertesi sabah bir uzun yolculuk yeniden başlayacaktı Gevne yaylalarına doğru.

Kuş Ali’nin eşi Hatice Hanım akşam yemeği hazırlığındaydı. Cadım Gülcan da ona yardım ediyordu. Sabah yine yola düşecekleri için çadırı kurmamışlardı. Kur-sök çok zor oluyor, diyordu Hatice hanım. Küçük çadırımı kurarken gece soğuğunda nasıl yatacaklarını düşünüyordum. Gülcan cadımın yardımıyla kurdum çadırı. Sonra onunla sürünün, develerin yayıldığı koyağa indik. Gülcan’ın abisi Mahmut askerdeydi, izinli gelmiş. Onunla sohbet ettik. Ulu çamların arasından Yasemin cadım çıktı geldi. Zeki emmim gelmiş, diye kucakladı. Fatma ile Nuray cadılarım Mut’ta okuyorlardı. Onlar okulları tatil olunca katılacaklardı obaya. Akşam yemeğini yerken gece serinliği de çökmeye başlamıştı. Karşıda Görmeli köyünde yatsı ezanı okunurken “Bizim yatma zamanı da geldi” dedi, Kuş Ali. Bayram davarın başında yatacaktı.

Sabah Ermenek yakınlarına kadar yürüdüm Kuş Ali’nin kervanı ile. Kervanın başını Emine çekiyordu. Hatçe hanım en sonda atla geliyordu. Kuş Ali ise kervanın ortasında, yeni aldığı buhur deveyle yürüyordu. Çocuklar bütün gösterişli keçilere, develere ve yük çuvallarına rengârenk iplerden nazarlıklar yapıp takmışlardı.

Gülnar-Ermenek yolunun iki tarafı göç eden obalarla doluydu. Çan kerek sesleri çınlıyordu koyaklarda.
Kuş Ali yol ayrımında bir gece konakladıktan sonra Ermenek’in kuzeyindeki kayalıkları aşıp, Barcın yaylasına doğru yoluna devam edecekti ama çok zorlu bir yolculuk olacaktı bu. Geçeceği yollarda su sorunu vardı, yakacak hiç yoktu ki en büyük ihtiyaçları kuru odundu yolculuk boyu.

Burhan hoca ve gurubu otelde beni bekliyorlardı. Çocuklar davarın peşi sıra arkadan geldikleri için onlarla vedalaşamadan ayrıldım.
Gökdere cennet gibi bahçelerin arasında sakin sakin akıyordu aşağılarda. Bu güzelim yeşillik birkaç ay sonra Gökderenin suları altında kalacaktı.