'Namazsızlık gribi en kötü griptir'

'Namazsızlık gribi en kötü griptir'

Türkiye Din Görevlileri Vakfı önceki akşam Alaaddin Keykubat Salonu’nda ‘Namazla Diriliş’ konulu bir konferans düzenledi.

Türkiye Din Görevlileri Vakfı önceki akşam Alaaddin Keykubat Salonu’nda ‘Namazla Diriliş’ konulu bir konferans düzenledi. Konferansta namazın insan hayatındaki öneminden bahsedildi.

Alaaddin Keykubat Salonu’nda düzenlenen konferansa Ümran Dergisi Editörü Abdullah Yıldız, İlahiyatçı-Yazar Ahmet Bulut ve yine İlahiyatçı-Yazar Cemil Tokpınar konuşmacı olarak katıldı. Çok sayıda vatandaşın katıldığı konferansta İl Müftüsü Şükrü Özbuğday da hazır bulundu. Kuran tilaveti, açılış ve selamlama konuşmalarıyla başlayan konferans konuşmacıların konuşmalarıyla sona erdi.

Açılış konuşmasını yapan Türkiye Din Görevlileri Vakfı Genel Başkanı Sadık Gündoğdu, böyle bir programı nasıl gerekçelerini anlattı. Çalışma arkadaşlarıyla istişare sonucu programı düzenlediklerini ifade eden Gündoğdu, “Yaptığımız istişarede insanlara nasıl olurda namazın önemini anlatırız diye konuştuk ve bu programı düzenlemeye karar verdik. Unutulmamalıdır ki namaz bir Müslüman için olmazsa olmazdır. Ancak Türkiye’de istatiksel olarak 50 milyon insandan yüzde 25’i namaz kılmıyor. Bu sayı bizleri endişeye düşürmelidir. Çünkü biz Müslüman bir toplumuz ve namaz bizlere farz kılınmıştır” dedi. Açılış konuşmasının ardından selamlama konuşması yapan İl Müftüsü Şükrü Özbuğday, namazın İslam’ın temel direği olduğunu hatırlattı. İslam’ın beş temel üzerine kurulduğunu ve bu beş temelden birisinin de namaz olduğunu kaydeden Özbuğday, “İslam’ın temel kaynaklarından olan sünnete baktığımızda namazla ilgili birçok hadis görürüz. Yine fıkıh kitaplarına baktığımızda fıkıh kitaplarının büyük bir kısmının namazla ilgili hadisler olduğunu görebiliriz” dedi.

NAMAZSIZLIK GRİBİ EN KÖTÜ GRİPTİR

Amaçlarını ‘Allah’ın farzını nasıl daha çok insana ulaştırabiliriz’ olarak tanımlayan İlahiyatçı yazar Ahmet Bulut, bu amaç doğrultusunda çalıştıklarını ifade etti. Türkiye’de her gün bin kişinin öldüğünü söyleyen Bulut, “Ölen bin kişiden 700 kişi namazsız olarak ölüyor. Geçtiğimiz günlerde ülke gündemini meşgul eden ve birçok insanın korktuğu domuz gribi vardı. İnsanlar bu gripten korunmak için doktorlara başvururlardı. Ama her gün 700 kişinin namazsız öldüğü bir ülkede kimse ‘namazsızlık gribi’ oldum, ne yapmalıyım diye düşünmüyor.

Kimse bu gripten kurtulmak için bir din görevlisini veya müftüye telefon açıp ‘namazsızlık gribi ile nasıl mücadele edebilirim?’ diye sormaz. Domuz gribinden ölen bir insan bu dünyanın çilesinden, derdinden kurtulur. Ancak ‘namazsızlık gribi’nden ölen bir insan öbür alemde Müslüman’a sorulacak olan namaz sorusuna nasıl cevap verecek? Bunun için ‘namazsızlık gribi’ en kötü griptir. Bir bizim kıldığımız namaz var, bir de Peygamberin kıldığı namaz var. Biz kıldığımız namazı Peygamberin namazına en yakın şekilde kılmalıyız. Çünkü O’nun namazı bambaşkadır. O namaz kılarken sudaki balık gibidir. Hz. Aişe validemize Peygamber nasıl namaz kılar diye sorulduğunda, Aişe validemiz, ‘O cemaatle namaz kılarken kalp atışlarını cemaatin en arkasındaki insan bile duyardı’ diye cevap verir.

Günümüzde hangimiz bu şekilde namaz kılabiliyoruz? İnsanoğlu namazda kiminle konuştuğunu, kimin misafiri olduğunu bilse Peygamberin namazına yaklaşmak için gece gündüz namaz kılardı. Yine Peygamberin namaz kılmaktan ayakları şişerken günümüz insanlarının yatmaktan gözleri şişiyor” diye konuştu.

NAMAZIN İÇİ DOLU OLMALIDIR
Konferansın bir diğer konuşmacısı olan Ümran Dergisi Editörü Abdullah Yıldız, Türkiye’de yüzde 75’lik bir kısmın namaz kılmadığına dikkat çekti. Cuma namazına gidenlerin yüzde 60’ı bulduğunu ifade eden Yıldız, bu yüzdeliğin potansiyel beş vakit namaz kılabilecek insanlar olduğunun altını çizdi. Beş vakit namaz kılma potansiyeli bulunan insanların teşvik edilmesi gerektiğini kaydeden Yıldız, “Beş vakit namazı kılabilecek insanları teşvik etmek de namaz kılan insanlara düşüyor. Onlar sayesinde bir namaz kılmaya meyilli olanlar daha çabuk ve rahat bir şekilde namaz kılabilirler.

Sahabeler döneminde sahabeler kendilerine yapılan işkencelere namaz sayesinde dayandılar. Çünkü namaz onları telkin ediyordu. Buradan namazın inşa edici, dönüştürücü bir tarafı olduğu da ortaya çıkıyor. Size namazla ilgili bir olay anlatayım. Bir kavim Peygamberimize gelerek Müslüman olmak istediklerini söyler. Ancak kavmin bazı şartları vardır. Şartlarını söylerler. Peygamberimiz bütün şartları kabul eder. Fakat kavmin ‘biz namaz kılmayız, bize ağır gelir’ şartını ‘namazsız Müslüman olmaz’ diyerek kabul etmez. Buradan da anlaşılacağı gibi namazsız Müslümanlık olmuyor. Namaz tevhidin fiiliyata dökülmüş şeklidir. İnsanlar namaz kılıyor. Ama namaz sadece kılmak için kılınmamalıdır. Yani boşu boşuna yatılıp kalkılmamalıdır. Namazın içi dolu olmalıdır.

Unutulmamalıdır ki Allah’ın bize ihtiyacı yoktur. Bizlerde bunu bilerek namaz kılmalıyız. Bu uğurda kendimize üç hedef belirledik. İlk hedefimiz yüzde 75’e namaz kıldırmak. İkinci hedefimiz beş vakit namaz kılanların namazlarının içini doldurmak. Üçüncüsü ise namaz kılanların kılmayanları teşvik etmesini sağlamak” dedi.

ALLAH’I BİLEREK NAMAZ KILMALIYIZ

Konferansta son olarak konuşan İlahiyatçı yazar Cemil Tokpınar, Müslümanların namaz kılmamasının bir mazereti olamayacağına dikkat çekti. Geçmişte sahabelerin Bedir Savaşı’nda namaz kılabilmek için nöbet tuttuklarını söyleyen Tokpınar, “Biz öyle bir ümmetiz ki Resulullah namaz kılmak için evimize geliyor. Peki, biz ne yapıyoruz, namaz kılmamak için elimizden geleni yapıyoruz. Öldüğümüzde ilk hesaba çekileceğimiz konu namaz olacak. Hangi bahane, mazeret namaz kılmamızı haklı çıkarabilir. Sahabeler Bedir Savaşı’nda namaz kılabilmek için sahabelerin bir kısmı namaz kılarken bir kısmı nöbet tutardı.

Diyebilirsiniz savaşta cemaat olmasa da olur. Ancak Allah cihatta bırakın namaz kılmamayı cemaatsizliği bile yasaklıyor. Bedir’de bu inanca karşılık 3 bin melek sahabelerle savaştı. Bizde onlar gibi olabilsek Allah bize milyarlar melek gönderir. Salih amelin en güzeli namazdır. Namazı kılarken Allah’ı bilerek, hissederek namaz kılmalıyız. Allah’ ve Peygambere inanmak ilk safha bu inancı eyleme dökmek ise ikinci safhadır. İnşallah zamanla namaz kılmanın önemini anlarız” diye konuştu. Konferansa katılan çok sayıda vatandaş konferans sırasında konuşmacıların anlattıklarından etkilenerek göz yaşlarına hakim olamadı. Yaşar Sarı-Memleket