Mutfakta biri mi var?

            15 sene kadar önceydi. Uyku tutmayan bir gecede kanalları dolaşırken TÜRKÇE MİSYONERLİK isminde bir kanal görüp izlemiştim. Sakallı cübbeli haçlı bastonlu bir hristiyan din adamı “Ebu Hureyre adında aslında hiç yaşamamış birinin ağzından hadisler aktarıldığını, İslam dünyasında uydurma hadislerin olduğunu” söylüyordu. Olayın vehametini, 10 yıl kadar sonra emekli bir öğretmenin ağzından aynı kelimeleri duyunca fark etmiştim.

            Rabbimiz “Fitne, insan öldürmekten kötüdür” (Bakara, 191) buyuruyor. Çünkü savaş, ekonomik kriz, hastalık biter ama fitne, hele hele bu yolla sağlanan itikad bozukluğu bitmez. İsmi Mustafa, Mehmet, Ali, Veli olan, bizdenmiş gibi görünen, İslami bir gayret içindeymiş görüntüsü veren, kimi imam, kimi Prof., kimi pazarcı, kimi öğretmen… birileri çıkıyor, “Uydurma hadisler var, Hadis denilen rivayetleri Kur’an’a vurup aykırı olup olmadığına bakmalıyız, Allah’ın ayetlerini adamın birinin sözü ile bir tutmamalıyız (burada adamın biri dediği Peygamberimiz oluyor), hadis nakledenler ravi uydurmuştur, böyle hadis mi olur akla mantığa aykırı…” türünden cümleler sarfederek nihayetinde “kader, kabir azabı, Mehdi, Deccal, Mirac olayı yok, Hz. Meryem çift cinsiyetliydi, Hz. İsa yeniden gelmeyecek, Hz. Adem’in babası var, evrime inanmayan Kur’an’ın bir kısmını inkar etmiştir…” şeklinde düşünceler çıkarıyorlar o lağım akan ağızlarından.

 

            Hadis inkârcılığı projesi iki amaçlı bir projedir:

1- Hadisleri inkâr etmek, şüphe düşürmek, sorgulamak adı altında itibarsızlaştırmak

suretiyle inancımızdan çıkarttıkları zaman, Müslüman inancında tek kaynak kalır: Kur’an. (Hadisleri inkâr eden adam zaten âlim, müctehid vasıflı kişileri asla kaaleye almaz.)

Peki, o cenahın dediği gibi “Kur’an bize yeter” mi? Asla yetmez.

Örneğin Kur’an’da “namaz kılın, zekât verin” der ama namaz hangi hareketler sıralamasıyla kılınır, içinde ne okunur, kaç rekâttır, günde kaç vakittir… bunları demez. Zekât hangi maldan hangi orandadır, bunlar yazmaz. İşte Kur’an’ın açıklayıcısı olan hadis ve sünneti devreden çıkartabilirlerse, esas bozmak istedikleri Kur’an, hedefleri haline gelecektir ve savunmasız kalacaktır. Hatta Kur’an’da bizim namaz olarak anlam verdiğimiz kelime “salat”tır ve orijinal karşılığı “dua”dır. Biz yerine göre salat kelimesine namaz manasını, Peygamberimizin bildirmesiyle veriyoruz. Hadisleri devreden çıkarttıkları zaman diyeceklerdir ki “Bu kıldığınız namaz Kur’an’da yok, günde 3 vakit dua edin, Kur’an’da bu yazıyor”.

O kadar çeşidi var ki bu hadis inkârcılarının, kimi bütün hadisleri inkâr ediyor, kimi bazı hadisleri, kimi Kur’an’a aykırı bulduğunu, kimi akla aykırı bulduğunu…

Peki, uydurma hadis yok mudur? Elbette vardır. Ama bu uydurma hadisler asla bizim sahih hadis kaynaklarımızda yer almaz. Müslüman hadis ravileri bu konuda o kadar hassas davranmışlardır ki, “Mevzu (uydurma) Hadisler” isimli kitaplar bile yayımlamışlardır. Uydurma hadisler ya başka ülkelerde ve farklı inanç sistemlerindeki kaynaklarda bulunur ya da dilden dile hadis olarak söylenmesine rağmen Kütüb-i Sitte’de asla göremezsiniz.

Bizim kaynaklarımızda uydurma hadis yoktur, sadece bizim vatandaş olarak izahını açıklamasını bilemediğimiz, ilmen ve aklen kendi kendimize açıklayamadığımız bazı hadisler vardır. Bunları da işinin ehline sorduğumuzda açıklamasını öğreniriz. İmam Buhari, kendisi gibi hadis konusunda allame olan hocası Ebu Nuaym’ın bile bazı hadis rivayetlerini kitabına almamıştır bu hassasiyetinden dolayı.

Şimdi bu pinokyolar çıkmış “uydurma hadisler var”, hadi oradan sensin uydurma. Genetiği bozuk herifler. Ne hadisleri ne de Kur’an-ı Kerim’i size yedirmeyeceğiz. Sizin ağababalarınızı tanırız biz, nursuz herifler. Ne yazık ki medyamızın bir kısmı da bu meymenet fukarası haçlı uşaklarına düzenli olarak meydan açmakta, seslerini duyurmaktadır.

Ama elbette başaramayacaklar.

 

2- Hadis inkârı projesinin bir diğer ayağı ise “her kahramanın bir düşmana ihtiyaç

 duyması” fikriyatında gizlidir. Onlar ortaya bir canavar attılar.

Hadisleri inkâr eden, ayetlerin hükmünü değiştirmeye kalkan bir canavar.

Bu canavar taraftar da topladı. Şimdi sıra, kahramanı ortaya sürmekte. Halkın hadis inkârcılarına pabuç bırakmayan kısmı, “kim bunlara cevap verecek, kim bunları durduracak” diye bakarken, birileri çıkıp bu haçlı uşaklarına kuvvetli cevaplar verecek, onlara üstün gelecek belki de. Hadis inkârcılarına diş bileyen halk kitlesi de doğal olarak bu kişilerin tarafgirliğini yapıp cemaati olacak ama bir de bakıp göreceğiz ki, hadis inkârcılarına karşı Hakk’ı söyleyen bu güruh ta başka sapıklıklara sahip. (Bu kısım da şu anda cereyan ediyor) Etti mi size birbirine diş bileyen 2 kesim?

            Haydi şimdi soruyu soralım: Ülkenizde bir iç savaş tezgahlayanlar daha başka ne ister?

Ondan sonra sorsak ta fayda vermeyecek, biz bugün soralım: Mutfakta biri mi var?

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.