Mustafa Kabakcı EYAD'ın programına konuşmacı olarak katıldı
AK Parti Konya Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Mustafa Kabakcı, Erdemli Yöneticiler Akademisi Derneği(EYAD) tarafından düzenlenen “Türkiye’nin Değişim Vizyonu” konulu programa konuşmacı olarak katıldı
AK Parti Konya Milletvekili ve TBMM İdare Amiri Mustafa Kabakcı, Erdemli Yöneticiler Akademisi Derneği(EYAD) tarafından düzenlenen programda katılımcılara “Türkiye’nin Değişim Vizyonu” başlığı ile bilgi ve birikimini aktardı.
Ankara Keçiören Estergon Kalesi’ndeki programa Söyleşiye Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Bakan Yardımcısı ve EYAD Genel Başkanı Halil ETYEMEZ ile EYAD üyeleri katıldı.
Programda konuşan AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, konuşmasına Türkiye’nin doğuşunu ve bugüne nasıl geldiğini anlattı. Kabakcı, şunları söyledi; “Biz büyük bir imparatorluktan milli devlet düzenine geçmiş belli karakteristik ve özelliklere sahip bir milletiz. Bu millet demokrasiyi ve cumhuriyeti en güzel şekilde benimsemiş özümsemiştir. Türkiye siyasi tarihine baktığımızda 1923–1983 yılları arası bocalama dönemi olmuştur.
2002 gelmeden önce Türkiye deki genel tabloya baktığımızda Türkiye hala yerli yerine oturmamış, uzun yıllardır kronik şekilde “kritik” ve “gecis ” dönemleri ile demokrasisi kesintiler yaşayan, Avrupa Birliği’ne katılım süreci belirsiz, nereye ait olduğuna dair ulusal kimlik tanımını henüz netleştirememiş, kendisiyle ve çevresindeki ülkelerle barışık olmayan, genç nüfusuna gelecek umudu ve istikamet duygusu aşılayamamış, kaynaklarını rasyonel olarak kullanamayan, iç ve dış borç sarmalına düğümlenmiş, yenilenip dünyaya ayak uydurmak yerine ayak diremeyi esas almış bir ülke görüntüsü veriyordu.
2002’den sonrası ise,1990 sonrası politikanın kişisellikten çıkarılarak devlet politikası haline getirilmeye çalışıldığı bir dönem olmuştur. 2002 sonrası Türkiye’nin şaha kalktığı,1990 sonrası başlayan dışarda da güçlü Türkiye politikasının zirve yaptığı bir dönem olmuştur. Osmanlı’dan kopuştan bugüne kadar düşman olduğumuz Balkanlar devletleriyle, İslam devletleriyle dost olunmuş, işbirliği artmış, sorunlar daha uygun bir zeminde çözülmüştür. Cumhuriyetimizin kuruluşundan itibaren “üç tarafı denizle, dört tarafı düşmanla çevrili Türkiye “anlayışı değişmiş, yerini dostane ilişkiler almıştır. Bu dönem sadece Balkanlar ve İslam ülkeleriyle sınırlı kalmamış kara kıtayı da kapsamıştır. Herkesin iğrenerek baktığı, sadece bilimsel çalışmalar sırasında hatırlandığı kara kıta gerek kültürel anlamda gerek ekonomik anlamda Türkiye’nin gözbebeği olmuştur. İş adamlarımız burayı ihracat merkezine çevirmiştir. Yine Türkiye bu dönemde tek yönlü ekonomik ilişkileri bırakmış bütün kıtalara eşit seviyede ulaşmaya çalışmıştır. Türkiye’nin bu dönemde itibarı da olağanüstü derecede artmıştır.
Üç kıtanın odak noktasında, bir deniz feneri gibi, bütün dünyaya yol ve yön gösteren Ülkemiz, 21. Yüzyıl’da, gelişmiş ülkelerin en önemli alternatiflerinden biri olacaktır. Geçen yüzyılın dünyaya kapalı, korku ülkesi, yeni yüzyılda dünyaya açık, güven ülkesine dönüşmüştür. Ülkelerin geleceklerini inşa etmede, yeni bir vizyon, yeni bir teknolojiden çok daha önemlidir. Bölgesinde istikrarlı dünya da güçlü bir ülke olarak vizyonunu çağın gereklerine göre planlamış bir Türkiye olarak önümüze daha güçlü bakabilir, oyunun figüranı değil başrol oyuncusu olmamız gerektiğini unutmamalıyız.” dedi.