MÜSİAD 2011'deki büyümeden ümitli
MÜSİAD Mersin Şube Başkanı Servet Özkaya, ''Türkiye 2011'de de, 2010'da olduğu gibi, beklentilerin üstünde bir büyüme rakamını gerçekleştirebilir'' dedi.
Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) Mersin Şube Başkanı Servet Özkaya, Türkiye ekonomisinin 2010 yılında, tarihinde ilk kez 1 trilyon TL'yi geçerek yüzde 8,9 oranında, beklentilerin üzerinde, rekor bir büyümeyle dinamizmini yeniden ortaya koyduğunu belirterek, ''Türkiye 2011'de de, 2010'da olduğu gibi, beklentilerin üstünde bir büyüme rakamını gerçekleştirebilir'' dedi.
Özkaya, büyüme rakamlarına ilişkin yaptığı değerlendirmede, ''Bu rakamın oluşumunda en büyük faktör, yatırımların 2010 yılında yeniden canlanmış olmasıdır. Burada da en büyük pay, yüzde 33,5'luk bir artış gösteren ve büyümeye 6,6 puanlık katkı sağlayan özel sektör olmuştur. Ayrıca, tüketimin de toplam büyüme oranındaki 4,5 puanlık payı dikkat çekmektedir. Dolayısıyla, harcamalar yöntemiyle hesaplanan GSYH verileri, geçen yıl, hem yatırımcıların hem de tüketicilerin, piyasalarda oluşan güvenin ve siyasal istikrarın da etkisiyle, hayli olumlu tepkiler verdiklerini açıkça göstermektedir'' dedi.
Sektörel bazda ele alındığında ise, büyümeyi çeken motor gücün, milli gelirin dörtte birini oluşturan ve yüzde 13,6 oranında büyüyen imalat sanayi olduğunu görmenin kendilerini sevindirdiğini ifade eden Özkaya, imalat sanayinin hem milli gelir içindeki ağırlıklı payıyla, hem de yüksek büyümesiyle 8,9 oranındaki büyümenin 3,3 puanını oluşturarak ekonomideki belirleyici faktör olduğunu açıkça gösterdiğini kaydetti.
Özkaya, bunun yanı sıra, GSYH'nin yüzde 60'ı aşkın bir kısmını oluşturan hizmetler sektörünün de özellikle ulaştırma, ticaret ve inşaat alt sektörleriyle büyümeye önemli katkı sağladığına işaret ederek, bu yıl Türk ekonomisinin olağanüstü bir performans göstererek büyümede dünya devi olan Çin'le yarışır hale geldiğini söyledi.
''2011’deki büyüme sürdürülebilir kalkınma açısından önemli”
“Bu büyüme rakamlarını gelişmiş ülkelerle mukayese ettiğimizde, gelişmiş ülkelerin krizden çıkmak için gayret gösterdikleri ve yüzde 1, 2, 3 gibi büyüme gösterebildikleri bir ortamda bu rakamlar daha da anlamlı oluyor” diyen MÜSİAD Şube Başkanı, “Türkiye bu şekilde, 2008 ve 2009 kriziyle bir şekilde gerilemiş büyüme rakamlarını hızlı bir şekilde ortadan kaldırmış ve daha da büyümeye geçmiş olduğunu gösterdi.
Büyüme rakamlarının ivmesinin özel sektörden geliyor olması, özel sektörün yatırımlarının artması ve özel sektörün geleceğe yönelik güveninin olması bakımından oldukça önemli. Biz bu büyümenin bundan sonra da devam etmesini arzu ediyoruz ki 2011’deki büyüme sürdürülebilir kılınma açısından önemli'' dedi.
Burada cari açığa dikkat edilmesi gerektiğine işaret eden Özkaya, şunları kaydetti:
''Biz bunları kontrol altına alabilirsek, büyümeyi de sürdürülebilir hale getirebilirsek, Türkiye 2011'de de, 2010'da olduğu gibi, beklentilerin üstünde bir büyüme rakamını gerçekleştirebilir. Bu sene seçim yılı olması nedeniyle önemli. Eğer biz istikrarı koruyacak bir sonuçla seçimden çıkabilirsek, bütün bu yapılan çalışmaların üstüne önemli bir katkı daha sağlamış olacağız ve büyümeyi de sürdürebilir hale getireceğiz. MÜSİAD olarak yılbaşında yüzde 5.5, 6 gibi bir büyüme rakamı öngörüyorduk. Bu rakamı muhafaza ediyoruz. Seçimin ne çıkacağını bilemiyoruz ama bizim dileğimiz istikrarlı bir sonucun çıkması''
“Bireylere, kurumlara ve hükümete görev düşüyor”
Afrika'daki gelişmelerin olumsuz etkilerine rağmen ihracatın artış trendinde olduğunu, ancak ithalatla ihracatın artış hızının dengelenmesi, hatta ihracatın ithalattan daha çok artışını sağlayabilmeleri gerektiğine işaret eden Özkaya, bu konuda bireylere, kurumlara ve hükümete görev düştüğünü söyledi.
Özkaya, ithalatın artmasında enerjinin önemli bir paya sahip olduğunu, Afrika'da yaşanan son olayların petrol fiyatlarında yol açtığı artışın enerji ithalatına harcanan paranın miktarını da artırdığına işaret ederek, şunları kaydetti:
“Bu da bir şekilde dış ticaret açığının artmasına neden oldu. Bu da dengesizliği körüklüyor. Bizim bunu bertaraf edecek tedbirleri almamız lazım. Nükleer enerji bunlardan bir tanesi görünüyor. Belki kısa vadede bir çözüm değil ama bu bizim dışarıya bağlı olduğumuz gerçeğini hiçbir zaman değiştirmediği için enerjide bizim mutlaka bunu halletmemiz lazım. Kaldı ki bizim 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat gibi bir hedefimiz var ki, bunu yapabilmek demek o kadar malı burada üretiyor olmak demektir. Biz eğer bugünkü gibi 114 milyar dolar ihracat yapar durumda iken bu malların imalatında enerjiye bağımlı isek 500 milyar dolarlık ihracat yapacağımız malın imalatında da o derece dışa bağımlı olacağız. Bu nedenle bizim enerji sorunumuzu uzun vadede çözebiliyor olmamız lazım.”