Moğolistan izlenimleri

Moğolistan izlenimleri

Moğolistan izlenimleri...

Memleket Dergi Yazarı Mogolistan'ı gezdi ve izlenimlerini paylaştı.

İşte Prof. Dr. A. Kazım Ürün'ün kaleminden Moğolistan...

2014 Ramazan ayı öncesindeki hafta, Türklerin ata yurdu olarak kabul edilen Karakurum Dağları, Orhun Vadisi, Bilge Kağan, Kül Tekin ve Tonyukuk anıtlarının bulunduğu Moğolistan’a bir yolculuğumuz oldu. İstanbul’dan yaklaşık üç saatlik bir uçuştan sonra Moskova’ya oradan da aktarmalı yaklaşık yedi saatlik bir uçuştan sonra Moğolistan’ın başkenti Ulanbator’a ulaştık.

Uçağımızda çevremde oturan Moğollarla konuşarak hem onları tanımaya hem de zamanı öldürmeye çalışıyordum. Yanımdaki hanımefendinin uçağımız Moğolistan semalarına ulaştığındaki pencereden yaşlı gözlerle uzaklara uzun uzun bakması ilgimi çekiyordu. Dayanamadım sordum. Doğrusu bir yazar için enteresan bir hikâye veya bir roman konusu olacak bir hayat hikâyesinin ipuçlarını yakalamıştım. Önce paylaşmak istemedi. Ancak ısrar edince açıklamak zorunda kaldı. Dünyanın neresinde olursa olsun insan aynı insan.  Ayrılık, acı, özlem, kin, kavuşma vb. duygular aynı; içerikler farklı. Hanımefendi yirmi yedi yıldır ülkesine hiç gelememiş. Anne ve babası, yıllar öncesinde aileleri tarafından istenmeyen bir evlilik yapmışlar. Bulundukları toplumda yaşama şanslarını kaybedince Moğolistan’ı zorunlu olarak terk edip yurtdışına İsveç’e kaçmışlar ve burada çalışmaya başlamışlar; uzun süre ülkelerine gelememişler. Uçaktan uçsuz bucaksız kıraç bozkırların yer aldığı çok fazla bir cazibesi olmayan bir ülke Moğolistan ancak vatan başka. “Bülbülü altın kafese koymuşlar illa vatan demiş”. Özellikle uçak Ulanbator havaalanına inerken hanımefendi gözyaşı seline kapılıyor pencereye dönerek durumunun kimse tarafından görülmemesi için çaba sarf ediyordu.

“Kızıl Bahadır/Kahraman” anlamına gelen başkent Ulanbator’un Cengizhan Havaalanı, Türkiye’de Konya benzeri bir şehir havaalanı büyüklüğünde.  Bizi kapıda çiçeklerle karşılayan Moğol yetkililerin yüzlerindeki gülümseme, uzun ve yorucu geçen uçak yolculuğumuzu unutturuyordu.

Ulanbator Cengizhan Havaalanı

1206 yılında Cengiz Han tarafından kurulan Moğol İmparatorluğunun günümüzdeki merkezi konumundaki Moğolistan, Türkiye yüzölçümünün iki katı büyüklüğünde 1.564.116 kilometre kare, nüfusu ise 3,2 milyon civarında olup dünyada en büyük yüzölçümüne sahip dokuzuncu ülke ve en seyrek nüfuslu ülke konumundadır. Nüfusun çoğunluğu %90’ınına yakınını Moğolların oluşturduğu ülkede, Moğollar dışında %5 Kazaklar ve Tuvalar yaşamaktadır. Ortalama yüksekliği 1580 m olup adeta bir dağlık ülke konumundadır. Topraklarının çoğu yayla görünümünde bozkırdır. Güneyde ise ünlü Gobi Çölü vardır.

Doğu ve Orta Asya’da denize kıyısı olmayan, Çin ve Rusya’ya sınır olup komünizmin etkili olduğu parlamenter bir sistemle yönetilmektedir.

Hızla şehirleşmekte olan Moğolistan’ın nüfusunun günümüzde % 61,2’si şehirlerde yaşar.  Halkın geri kalan kısmı göçebe halinde yaşamaktadır. Göçebeler "ger" adı verilen çadırlarda yaşarlar. Moğolistan'da, çadır ve şehir hayatı iç içe yaşanıyor. Yöresel kıyafetlerinden vazgeçmeyen yaşlı Moğolların spor giyimli gençlerle oluşturdukları tezat görüntü Moğolistan'ı anlatmaya yetiyor. Çadır hayatından vazgeçmeyen Moğolistan'ın şehirlerinde, çadırlarla apartmanları aynı fotoğraf karesine sığdırmak mümkündür. Halen Cumhurbaşkanlığı binası içine kurulan Cengizhan Çadırında, sadece ülkeye gelen önemli konuklar ağırlanıyor.

Moğolistan'ın vazgeçemediği geleneklerinin başında güreşler geliyor. Özel kıyafetli Moğol güreşçileri, özel günlerde birbirlerinin sırtını yere getirmek için kıyasıya mücadele ediyor. Moğolistan'ın güreşlerdeki başarısı, sınırlarını aşarak Japonya'ya kadar ulaşmış durumda. Japonya'nın geleneksel sumo liginde mücadele eden Moğol güreşçiler birçok başarılara imza atmış durumda.

Devlet sembolünde de yer alan at, ülkenin en önemli varlığıdır. Çocuklarına küçük yaştan itibaren ata binmeyi öğreten Moğollar için at olmazsa olmazlardandır. At yarışları sık sık yapılır. Öyle ki 11 Ağustos 2013’de 3000 atın katıldığı bir at yarışı, Guinness Rekorlar Kitabı’na girmiştir.

image002-002.jpg

Moğolistan Üniversitesi’nde

5. Avrasya İpek Yolu Üniversiteler Konsorsiyumu (ESRUC)’nun etkinliğiyle iç içe geçen ziyaretlerimiz çerçevesinde aralarında Türk üniversitelerinden 23 üniversite rektörünün de bulunduğu değişik ülke üniversiteleri rektörleri veya temsilcileriyle birlikte Moğolistan Üniversitesine kısa bir ziyarette bulunuyoruz. Burada düzenlenen etkinlikte yapılan konuşmaları dinledikten sonra Tonyukuk’a doğru hareket ediyoruz.

Tonyukuk Kitabesi, tarihte ilk olarak Türk adının geçtiği yazıt olarak ünlenmiştir. Ulanbator’a yaklaşık 50 km mesafede olan bu abidede Tonyukuk’un biyografisi, tavsiyeleri ve Çin’e karşı verdiği mücadele anlatılıyor.

Tonyukuk Yazıtı önünde

Tonyukuk ziyaretimizden sonra bizim için özel bir sunum yapacak olan Tumen Ekh Moğol gösterisini izlemeye gidiyoruz. Daha önce benzerini İspanya’da gördüğüm gayet güzel bir mimariyle donanmış bir salonda ünlü Moğol folklorundan kesitler izleme imkânını elde ettik. Şamanizm ve Budizm’in etkilerinin çokça görüldüğü folklorik müzik gösterisi, bizim tarzımız olmadığından bir kez izlemenin yeterli olacağını düşünüyorum.

Tumen Ekh Moğol gösterisinden bir görünüm

Moğolistan'da din olarak Budizm yaygın olmasına rağmen Hristiyanlık, İslamiyet ve Şamanizm de kabul edilmektedir. Türklerin çoğunluğu Müslümandır. Moğollar, 16. ve 17. yüzyıllarda Tibet Budizm’inden etkilenmişlerdir. Onlar için Tibet Tanrıya yükselmenin merkezidir. Bu inanışta, Lamalar karar vermektedirler. Mesela, insanların ölümünden sonra defnedilerek gömülmesine ya da yakılmasına onlar karar veriyor. 1809 yılında kurulan Moğolistan’ın en büyük manastırı Gandan Manastırında halen ülke içinden ve dışından gelen öğrencilere Budist eğitimi verilmekte.

Halkın yüzde 95'i Moğol olmasına karşın, dinlerin dağılımı açısından da dikkat çekici bir görüntü var. Müslümanlık nüfusun sadece yüzde dördü için geçerli. Şamanlar ve Hıristiyanlar ise nüfusun yüzde altısını temsil ediyorlar. Lamaist Budistlere gelince, onlar yüzde 80 oranıyla nüfusun en kalabalık kesimini oluşturuyor. Kuzey ormanlık bölgelerde ise Sakalar gibi hala şaman topluluklar da var.

Kuzey Moğolistan Dağlarında yaşayan Tuva’dan göç etmiş Türkçe konuşan Şaman Türk kabilesi Dukha halkı dünyadan çok uzak bir yaşam sürdürüyor. Ren geyiği yetiştiriyor sütüyle geçimlerini sağlıyorlar.

bilge-kaga-kultigin-065-002.jpg

Dilek Taşı

Moğollar Şamanlık zamanlarından kalan bir adetle yol boyunca dilek taşları oluşturmuşlar. Üzerindeki uzunca bir direğe mavi renkli çaputlar bağlıyorlar. Aynı çaputları köprü gibi yol üzerindeki geçiş yerlerine de bağlıyorlar. Buna sadece Şamanlar değil Budistler de saygı göstermektedir.

image006-001.jpg

Buda Heykeli

Ulanbatar Sukhbatar Meydanı Cengizhan Heykeli, bizim adeta Kızılay Ulus Meydanı veya Sultanahmet ve Taksim Meydanları gibi. Cengizhan Meydanı olarak ismi değiştirilen Meydan adeta panayır gibi. Daha büyük bir Cengizhan Heykeli, 40 m yüksekliğinde Ulunbator’un 54 km doğusunda yer alır B heykelin yapımında 250 ton paslanmaz çelik kullanılmış “Altın Kamçı” diye adlandırılan heykelin altında bir müze yapılmış..

Sukhbatar Meydanında Cengizhan Heykeli Önünde

Ger'in kubbesi gök kubbe anlamını taşır. Ger çadırları kışın inanılmaz derecede sıcak, yazın serin ve güçlü rüzgârlara karşı koruyucudur. Kolay ısıtılabildiği için kış konaklamasında daima Ger tercih edilir. Kolaylıkla monte edilir ve taşınabilir. 150 - 200 kiloluk çadırı sökmek en fazla 2 saatinizi alır.

Karakurum’da Konakladığımız Oba

Türkiye devleti 6.5 milyon dolar harcayarak buraya müze yapmış, Kültigin ve Bilge Kaan anıtlarını burada koruma altına almış. 1220 km2 lik bir alanı kaplayan Orhun vadisinde, Türk tarihi ve Türk dili mirasının en eski yazıtları olan Kültigin ve Bilge Kağan yazıtları, Uygur Karabalgasun şehri kalıntıları, Karakurum kalıntıları ve Erdene Zu Manastırı vb. yerler bulunmaktadır. Orhun vadisine yakın bir noktada yeni Orhun ırmağı nehrinin bulunduğu bölgede tarihi Kara Balgas şehir kalıntıları, Uygur imparatorluğuna başkentlik yapmıştı. Orhun Vadisi’nde Hun İmparatorluğuna ait mezar kalıntılarına rastlanır. Buralar, 2004 yılında Unesco tarafından Dünya Mirası Listesine alınmıştır.

 Şamanlar, Gök Tanrı katına çıkabilmek için yapacağı yolculukta yardımcı ruhlardan faydalanabilmek amacıyla, güçlü kuşlara (kartal, doğan, şahin, kuzgun vs.) benzemeye çalışmışlardır. Bugün Kazaklarda do burgıt/kartal ile avlanmak geleneksel bir uğraş.

Sert ikliminden dolayı tarım çok sınırlı yapılıyor. Meyve yetişmiyor. Çok pahalı. At eti yeniyor at sütü/kımız içiliyor. “Kımız”ı at etini daha kolay sindirebilmek için içtiklerini söylüyorlar.

Alman Döneri Tabelası

Ulanbator sokaklarında gezerken gözüme enteresan bir şey ilişti. Özellikle Avrupa olmak üzere yurtdışında birçok ülkede görmeye alışık olduğumuz Türk döneri, burada birilerince German Döner şekline dönüşmüş. Muhtemelen bir Moğolistan vatandaşı Almanya’da bulunmuş ve burada Türklerden gördüğü döneri Alman döneri diye Moğolistan’a taşımış. Başka bir yerde Türk döneri tabelasını da gördüğümüzü ifade edelim.

ulanbatur-son-016.jpg

Milli kıyafetiyle bir Moğol kitapçısı

Ülke genelinde tipik Moğol milli kıyafeti çok yaygın. Turizme hitap eden mekanlarda ilgi çekeceği düşünülerek bir turistik motif olarak da giyilmekte. 

Prof. Dr. A. Kazım Ürün / Memleket Dergi Kasım 2014