MİT'te tarihi yapılandırma
Soğuk Savaş konseptine göre şekillenmiş ve uzun yıllar bu çerçevede çalışmış bir kurum olan MİT günümüz şartlarına göre yeniden şekilleniyor.
Adem Yavuz Arslan Bugün Gazetesi'nde kaleme aldığı yazıda MİT'teki değişim sürecini ele aldı. İşte Arslan'ın yazısının ilgili bölümü:
MİT'in Gözü Dışarıda
Hakan Fidan'ın MİT Müsteşarlığı'na getirilmesiyle başlayan değişim süreci bütün hızıyla sürüyor.
Öyle ki yakın zamana kadar sadece acil durumlarda Başbakanlık merdivenlerinde görüntülenebilen MİT Müsteşarı şimdi bütün uluslararası krizlerde boy gösteriyor.
Son örnek Suriye konusunda yaşandı.
Başbakan özel temsilci olarak MİT Müsteşarı Hakan Fidan'ı Şam'a gönderdi. Bizzat Beşar Esad ile görüşmeler yapan Fidan, Türkiye'nin meseleye yaklaşımını aktardı, çözüm önerilerini, tavsiyelerini dile getirdi.
Fidan önceki görevi nedeniyle bu tip görüşmeleri sıklıkla yapan bir isimdi. Bu açıdan normal karşılanabilir.
Fakat şu anda yaşamakta olduğumuz Türkiye'nin en köklü kurumlarından olan MİT'te yaşanan dönüşümün dışa yansıması.
Çünkü 'içeride' esaslı bir dönüşüm-değişim yaşanıyor. Soğuk Savaş konseptine göre şekillenmiş ve uzun yıllar bu çerçevede çalışmış bir kurum olan MİT günümüz şartlarına göre yeniden şekilleniyor.
Aslında bu değişim Emre Taner döneminde projelendirilmişti. Fidan'ın dümene geçmesiyle de kanuni bir çerçeveye oturdu, fiilen hızlandı.
Hakan Fidan göreve geldikten sonra sessiz ama kapsamlı bir reform hareketine girişti. Kasım ayı içinde ise gizli bir kararname ile istihbarat yapılanmasını ikiye ayırdı.
Böylece resmi olarak iç ve dış istihbarat olarak ikiye ayrıldı. İstihbarattan sorumlu müsteşar yardımcısı da ikiye çıktı. Toplam müsteşar yardımcısı 4 oldu.
MİT 'yeni vizyon' çalışması çerçevesinde bir süredir dış istihbarata ağırlık veriyor. Bu kapsamda yabancı dil bilen personel alımları yapıldı. Son bir yıl içinde Ermenice, Sırpça, İbranice, Yunanca gibi daha önce pek çalışılmamış konulara duyarlı personel alındı.
İstihbarat kulislerinde konuşulanlara göre MİT'teki değişim bunlarla da sınırlı değil. Kurum içinde de ciddi bir anlayış ve çalışma tarzı değişikliğine gidildi. Hatta radikal değişiklikler ve görevlendirmeler de oldu.
Soğuk Savaş dönemine göre pozisyon alan MİT artık kendine farklı bir misyon belirliyor. Ülke içinde özellikle de kendi halkına karşı istihbarat toplama ve psikolojik harekâta zemin hazırlamakla itham edilen istihbarat teşkilatı İngiliz ve Amerikan örneklerinde olduğu gibi ağırlığı dış istihbarata kaydırıyor.
Bu alandaki konsept değişikliğinin somut örneklerini yakın zamanda gördük. Mısır olayları -ki olaylar patlamadan Ankara'nın bu konuda uyarıldığı da gelen bilgiler arasında- Libya, Yemen ve Suriye meselesinde MİT sahadaydı.
Hatta Libya'dan yapılan tarihi kurtarma operasyonu öncesinde ve tahliye sırasında muhaliflerle görüşmeler de Dışişleri ve MİT üzerinden yürütüldü.
Özetle şunu söylemek mümkün.
Biraz da gecikmiş bir kararla MİT yeniden yapılandırılıyor. Dünyadaki gelişmeleri yakından takip edecek, eylem stratejileri belirleyecek ve gerektiğinde sahada fiilen bulunacak bir model uygulamaya geçiriliyor. Dışa açılan ve büyüyen Türkiye'ye paralel bir istihbarat yapılanmasına gidiliyor.
Bu konsepte uygun fiziki değişiklikler de gelecek.
Belki bu sayede mahalleyi fişleyen siMİTçi esprisi de tarih olacak.