Minik Serap’ın acı hayatı
12 yaşındaki minik Serap felçli annesine hastanede refakatçilik yapıyor.
Keziban BAYIK
Minik Serap 12 yaşında. Cihanbeyli Taşpınar Yeniyayla İlköğretim okulunda 6. sınıfta okuyor. Serap’ın annesi dört ay öncesine dek bir dökümcüde çalışıyordu ve normal giden bir yaşamları vardı. Dört ay önce başka bir ev tutmak, yeni bir yaşama başlamak için çıktığı evine kaza geçirerek döndü anne. Şimdi felçli annenin yaşama tutunduğu tek kişi Serap. Omuriliği zedelenen, beli kırılan anne halen tedavi görüyor. Üç çocuğuna kendisi bakan anne ve çocukları çok zor günler yaşamasına, ailenin temel ihtiyaçlarını akrabalarının desteği ile karşılamasına rağmen umutlular ve birbirlerini çok seviyorlar.
Annesine hastanede refakat eden Serap, suyunu, ilacını veriyor, “Kızımdan destek alıyorum, yürüyeceğime olan inancım artıyor” diyor. Anne yüreği, kendisine çarpan şahsın altı çocuklu olduğunu öğrenince şikayetini geri alıyor.
Başlangıçta çok daha kötü durumdaki anne şimdi sevginin gücü ile tedaviye cevap veriyor. Bütün hastanenin gözbebeği olan Serap hastanelerle yıllar önce tanışmış. 6 yaşında doğumdan itibaren var olan boyun ve ayak eğriliği nedeniyle ameliyat olmuş. Bütün bunlara rağmen hayatın çok güzel ama zor olduğunu, fakat yaşanan her şeye şükrettiğini söylüyor yüreği kocaman bu çocuk. İnsanların küçük olduğunu ve olayları abarttığını, şükretmediklerini düşünüyor ve ekliyor “Ailelerine saygı göstersinler, başlarına kötü bir şey gelmesini beklemesinler!”
Çocuklarla ilgilenmeyi çok seven Serap’ın hayali öğretmen olmak. Hastanede geçirdiği on gün boyunca tüm kitaplarını bitirmiş ve yeni kitaplar istiyor. Küçük yüreğinin anlayamadığı şeylerden biri de insanların kitapları ve okumayı sevmemesi.
Talihsizlikten, maddi imkansızlıktan dolayı sıkıntı çeken ailesinin bir evi olsun istiyor Serap: “Eğer” diyor, “Bir evimiz olsaydı o gün hiç uyumaz hep şükrederdim!”
Bu küçük dev, hayata tutunmanın ve her şeye rağmen iyiyi güzeli ifa etmenin en güzel örneği!