Mezarlar üzerinde flört ediliyor
Mevlevilerin, özellikle Konya’da tekke ve zaviyelerde hayat tarzına uygun yapılandırmaya gittiğini, Mevlana Dergahı’nın kışlık tekke olduğunu söyleyen Prof. Dr. Küçükdağ “Mevlana dergahı’na bağlı olan tarihi yerler, mezarlar yıkılı
‘Mevlevi mezarları üzerinde flört ediliyor’
Mevlevilerin, özellikle Konya’da tekke ve zaviyelerde hayat tarzına uygun yapılandırmaya gittiğini, Mevlana Dergahı’nın kışlık tekke olduğunu söyleyen Prof. Dr. Küçükdağ “Mevlana dergahı’na bağlı olan tarihi yerler, mezarlar yıkılıp üzerine parklar yapıldı. Şimdi bu parklar üzerinde flört ediliyor” dedi.
FOTOLU
Selçuk Üniversitesi Selçuklu Araştırmaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Yusuf Küçükdağ, Mevleviler’in, özellikle Konya’da tekke ve zaviyelerde yaşam tarzına uygun yapılandırmaya gittiğini, bu açıdan Mevlana Dergâhı’nın kışlık tekke konumunda olduğunu söyledi.
2007 Mevlana Yılı dolayısıyla, Alaaddin Keykubat Konferans Salonu’nda “Mevlana, Mevlevilik ve Sanat” konulu panel düzenlendi. Küçükdağ panelde, tasavvuf akımının merkezlerinin tekke ve zaviyeler olduğunu belirterek, tekkelerin kent merkezlerinde, zaviyelerin ise belde ve köylerde açılan “tasavvuf evi” denilen yerler olduğunu kaydetti. İlk olarak Konya ve çevresinde tekke ve zaviyelerin oluşturulduğunu ifade eden Küçükdağ, şu andaki Mevlana Türbesi’nin bulunduğu alandaki Mevlana Dergâhı’nın bu tasavvuf evlerinden en önemlileri arasında bulunduğunu anlattı.
Mevleviler’in, özellikle Konya’da tekke ve zaviyelerde yaşam tarzına uygun yapılandırmaya gittiğini vurgulayan Küçükdağ, “Bu açıdan Mevlana Dergâhı kışlık tekke konumundaydı. O dönemlerde Konya’da yaz aylarında daha serin olan Meram’a göç edilirdi. Bu hayat tarzına uygun yazlık ve kışlık tekke ve zaviyeler yapıldı. Mevlana Dergâhı içinde sikkehane, şebi arus havuzu, şadırvan, kütüphane, mescid, ahır ve samanlık gibi bölümler vardı. Bunlardan bazıları yıkıldı, bazıları kullanılmıyor. Dergahın dışında da bağlı üniteler vardı. Türbe Hamamı vardı, yıkıldı. Sultan Selim imareti vardı, yıkıldı. Mevlana Dergâhı’na bağlı olan tarihi yerler, mezarlar yıkılıp üzerine parklar yapıldı. Şimdi bu parklar üzerinde flört ediliyor. Bu duruma çok üzülüyorum” diye konuştu.
“ŞİMDİ İNGİLİZCE, GEÇMİŞTE FARSÇA VE ARAPÇA”
Selçuk Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hüseyin Ayan ise Mevlana’nın eserlerinin Farsça olduğunu söyledi. O dönemde bilim dilinin Arapça, edebiyat dilinin ise Farsça olduğunu belirten Ayan, Ege Denizi’nden Çin’e dek geniş coğrafyada Selçuklu Türkleri hüküm sürmesine karşın Arapça ve Farsça’nın ağırlıkla kullanıldığını dile getirdi.
O dönemde de Türkçe’nin bir kenara itildiğini vurgulayan Ayan, “Bugün de durum aynı. Bütün mağazalarda İngilizce isimler var. Alimler İngilizce dışında dil kullanmıyor. Şimdi İngilizce, geçmişte Farsça ve Arapça. Sakın ecdadınıza kızmayın” dedi.
Selçuk Üniversitesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Şerafettin Gölcük “Evrensel Değer Mevlana”, Yard. Doç. Dr. Mustafa Çıpan “Mevlevilik Öğretisinde Sanatın Yeri” ve Kırıkkale Üniversitesi’nden Prof. Dr. Adnan Karaismailoğlu “Mevlana’nın Düşünce Dünyası” konularında katılımcılara bilgi verdi. Panele, çok sayıda davetli katıldı. aa