Mevlana yaşasaydı, sinemacı olurdu
1. Aşkın Filmleri Festivali'nin Eskişehir ayağında gerçekleştirilen açılış panelinde konuşan İletişim bilimci ve Yazar Yusuf Kaplan, "Mevlana günümüzde yaşasa sinemacı olurdu" dedi.
Az sayıdaki izleyicinin takip ettiği paneldeki tartışmaları Yusuf Kaplan tetikledi. Tarih boyunca dünyada büyük işler yapmış olan bir milletin çocuklarının sinemada varlık gösteremediğini, hatta Türkiye'de sinema diye bir şeyin olmadığını savunan Kaplan, "Şayet Mevlana bugün yaşasaydı davasını en iyi anlatabileceği sanata yönelir, sinemacı olurdu" dedi. Bugün Türkiye'de tasavvuf ağırlıklı bir sinemanın olmamasının büyük bir paradoks olduğunu söyleyen Kaplan, "Mistik sinema zaten Batı'da işlenemez, sistemin ruhuna aykırı. Hal böyleyken tasavvufun Türk sinemasında da esamisi okunmuyor. Ülkemizde sinemada da bir medeniyet tasavvuru problemi var. Bu durum göz ardı edildiği için varlığı ve yokluğu tartışılan ve dünyada esamisi okunmayan bir Türk sinemasından söz ediyoruz. Kendisi tam bir oryantalist olan Nijat Özön, 'Türk sineması Batı'daki gibi drama sanatını kurabilirse başarılı olur' diyor. Yok böyle bir şey. Biz koca bir medeniyetin çocuklarıyız. Niye Batı'nın kültür elbisesini giyinelim. Diğer sanat dallarında olduğu gibi sinemada da biz olarak söz söyleyebilmemiz için Mevlana'nın ünlü pergel metaforunu anlamak ve hayatımızın merkezine yerleştirmek zorundayız" dedi.
Kaplan'ın bu sözleri üzerine paneldeki konuşmacılardan sinema eleştirmeni Burçak Evren, "Tarihimize sahip çıkalım deyip Mevlana üzerine bir film çekmezseniz dürüstlüğünüz sorgulanır. Konuştuğumuz gibi yaşamıyor, yaşadığımız gibi konuşmuyoruz. Sinema üzerine düşünen, yazan bizim gibi insanların sinemadan şikayet etmesi, bir başkanın 'ben bu ülkeyi yönetemiyorum' demesi kadar abestir. Konuşmak yerine herkes elinden geleni yapsa daha başarılı bir sinemamız olurdu. İşte mistisizme önem verdiğini iddia eden insanların kurduğu bir iktidar görevde. Yetki sizde, niye bu tür filmler çekmiyorsunuz?" diye cevap verdi