Metropoll'un son referandum anketi
YAŞ krizinin ardından gerçekleştirilen en kapsamlı son referandum ve seçim anketi
Metropoll Stratejik ve Sosyal Araştırmalar firması YAŞ toplantısı sonrası en kapsamlı referandum araştırmasını gerçekleştirdi. 30 ilde yapılan araştırmada referandum ile birlikte kurum ve liderlerle ilgili de çarpıcı sonuçlar ortaya çıktı.
ARAŞTIRMA 30 İLDE GERÇEKLEŞTİRİLDİ
Bu araştırmanın temel amacı, halkın 12 Eylül’de yapılacak olan referanduma yönelik tutumunu tespit etmektir. Zamanlama olarak Yaş toplantıları süreci ve sonrasında yapılan bu araştırmada, Hükümet ile Genel Kurmay arasında yaşanan atama krizinin etkilerini de ölçmek mümkün olmuştur.
Araştırma; Adana, Ağrı, Ankara, Antalya, Balıkesir, Bursa, Denizli, Diyarbakır, Edirne, Erzurum, Eskişehir, Gaziantep, Hatay, Mersin, İstanbul, İzmir, Kastamonu, Kayseri, Kırıkkale, Kocaeli, Konya, Malatya, Manisa, Mardin, Muğla, Ordu, Samsun, Trabzon, Van ve Zonguldak’ı içeren 30 ilin
merkez ilçe/ilçeleri, diğer ilçeler ve köylerinde 5 - 11 Ağustos 2010 tarihleri arasında toplam 1516 kişi ile yapılmıştır. Araştırma cinsiyet, yaş, il ve illerdeki merkez ilçe/ilçeler, taşra ilçeleri ve köy kotaları uygulanarak, 0,95 güven sınırları içinde ± 2,5
hata payı ile gerçekleştirilmiştir.
EVET OYU ÖNDE
Anayasa Mahkemesi’nin Anayasa değişiklik teklifinin birkaç maddesini kısmi olarak iptal etmesi sonucunda 12 Eylül’de referanduma gidilecektir. Araştırma sonucuna göre, referandumda pakete HAYIR diyeceğini belirtenlerin oranı %33,6 iken, EVET diyeceğini belirtenlerin oranı %49,6 şeklinde gözükmektedir. Mayıs ayı sonlarında gerçekleştirdiğimiz araştırmayla karşılaştırıldığında evet oylarında 5,5 puanlık bir artış ve hayır oylarında ise yaklaşık 4 puanlık bir azalma gözlenmiştir. Referandumda hangi yönde oy kullanacağı konusunda kararsız olan, sandığa gitmeyeceğini veya geçersiz oy kullanacağını ifade edenlerin toplam oranı ise %15 civarındadır.
İşte en son referandum anketi için tıklayınız...
Mayıs ayından bu güne değin evet oylarındaki ciddi artışın ve hayır oylarındaki düşüşün birkaç sebebi olabilir. Güncel sebep, bizce Başbakan’ın YAŞ toplantılarındaki tutumudur. YAŞ öncesi ve sonrası yapılan çalışmalarda, seçmenin EVET yönünde tercihinin arttığı gözlenmiştir. Bu, demokratik hassasiyetlerin kamuoyunun tercihini şekillendirmede belirleyici olduğunu göstermesi açısından önemlidir. Bir diğer sebep, HAYIR kampanyasını yürüten parti ve liderlerin, kitleleri ikna edememeleridir. Anayasa değişikliği karşıtı cephe, insanlara neden HAYIR demeleri gerektiğini somut
olarak ortaya koyamamaları HAYIR oylarının EVET oyları karşısında güç kaybetmesi sonucunu doğuruyor.
BDP'LİLERİN YÜZDE 30'U EVET DİYECEK
Referandumda kullanılacak oy ile ilgili gündemi meşgul eden önemli bir diğer konu da MHP’li ve BDP’li seçmenlerin tavrının ne olacağıdır. Araştırma bulgularına göre, 29 Mart yerel seçimlerinde MHP’ye oy verdiğini ifade edenlerin %27,5’i ve BDP’ye oy verdiğini ifade edenlerin yaklaşık %30’u referandumda EVET oyu kullanacağını belirtmiştir.
MHP’li ve BDP’li seçmenlerin oyunun rengini anlamak amacıyla siyasi kimlikler yönünden bakıldığında, kendisini Ülkücü olarak tanımlayanların %38,7’si ve kendisini Kürt milliyetçisi olarak tanımlayanların da %64’ü referandumda EVET oyu kullanacağını ifade etmiştir. Bu veriler, MHP ile BDP’in, anayasa değişikliği noktasında kendi tabanlarının önemli bir kısmı ile ters düştüğünü göstermektedir.
Eğer referandumda çıkan sonuç bu veriler ile paralellik gösterirse, referandum ertesinde her iki partide ciddi bir iç tartışma ve muhasebe döneminin başlaması kaçınılmaz olacaktır.
Demografik özelliklere göre referandumda kullanılacak oyun rengine baktığımızda ise; erkeklerin kadınlara göre, eğitim seviyesi daha düşük olanların yüksek eğitimlilere göre ve göreli olarak düşük gelirlilerin yüksek gelirlilere göre daha yüksek oranlarda EVET oyu kullanacakları anlaşılmaktadır.
YAŞ toplantısı, atama krizi ve sivil-asker ilişkileri YAŞ toplantılarında Başbakan’ın temsil ettiği sivil yönetim ile askerler arasında ortaya çıkan ve atama krizi olarak tanımlanan bazı üst düzey askeri komutanların kritik görevlere getirilip getirilmemesi konusu kriz büyümeden çözüme kavuşturulmuştur. Bu atama krizi kamuoyunda “askeri teamüllerin alt üst edilmesi” ve sivil iktidarın
göreli de olsa bir başarısı şeklinde yorumlanmıştır. Araştırma bulgularına göre, Başbakan Erdoğan’ın YAŞ toplantılarında takındığı tutum ve davranışları doğru bulan ve destekleyenlerin oranı %48,3 iken, yanlış bulan ve desteklemeyenlerin oranı %32,8’dir.
CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu’nun YAŞ toplantıları esnasında dile getirdiği “Hükümet askerin teamüllerine karışmasın” şeklindeki askere dolaylı destek içeren sözü katılımcıların %36,4’ü tarafından destek görürken, %51,5’i tarafından desteklenmemiştir.
Genelkurmay Başkanlığı’nın doğrudan Savunma Bakanlığı’na bağlanması, 15. Maddenin Anayasa’dan çıkarılması tartışmaları sürerken, sivil-asker ilişkisinin nasıl olması gerektiği konusunda halkın algısını tespit etmek amacıyla kurgulanan “demokratik yönetimlerde ordu hükümete mutlaka itaat etmelidir" şeklindeki yargıya katılımcıların %56,5’i katılırken, %32,7’sinin katılmadığı belirlenmiştir.
Bugün seçim olsa…
Araştırma bulgularına göre; bugün seçim olsa seçmenlerin %16,3’üne varan kararsız, cevapsız ve protesto oyları dağıtılmadan %43,1’inin AK Parti’ye, %24,5’inin CHP’ye ve %9,4’ünün de MHP’ye oy vereceği anlaşılmaktadır. 29 Mart il genel meclisi oyları ile karşılaştırıldığında; CHP’nin oy oranında ciddi bir değişim olmadığı ve MHP’nin oylarında ise 6,5 puan civarında bir azalma olduğu görülmektedir. İktidar partisi ise 29 Mart yerel seçimi ile karşılaştırıldığında oy oranını önemli ölçüde (yaklaşık 5 puan) artırmış gözükmektedir.
Kılıçdaroğlu’nun CHP Genel Başkanlığı’na gelmesiyle yakaladığı ciddi oy sıçraması aradan geçen 2-3 ayda devam ettirilememiş ve partinin oy oranı tekrar eski haline gelmiş gözükmektedir. Bu sıçramada Baykal’ın istifası ve sonrasında Kılıçdaroğlu ile birlikte yakalanan yeni heyecan dalgası etkili olmuştu. Kılıçdaroğlu’nun CHP’nin yeni lideri olmasıyla uzun yıllardır yaptığımız araştırmalara göre ilk defa Mayıs 2010 tarihinde %30 çıtasını aşmıştı.
Kurumlara Güven
Bu ay gerçekleştirdiğimiz araştırmanın bulgularına göre Türkiye’de en fazla güven duyulan kurum polis teşkilatı olmuştur. Bunu sırasıyla Cumhurbaşkanlığı, TBMM, Başbakanlık ve Hükümet izlemektedir. Daha sonra ise Genelkurmay Başkanlığı, Anayasa Mahkemesi, diğer yargı ve mahkemeler gelmektedir. Bu üç kurum son 3 yıldır değişik tarihlerde gerçekleştirdiğimiz araştırmalar içerisinde en düşük puanı bu ay ki araştırmada almıştır. Son yıllarda hükümet ile askeri ve yargı kurumları arasındaki gerilim ve tartışmalardan askeri ve yargı makamlarının yıprandığı ve güven
kaybına uğradığı görülmektedir.
En çok güvenilen lider
Başbakan Erdoğan en güvenilir parti lideri sıralamasında %46 ile yine ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada ise %20,9 ile CHP’nin yeni lideri Kılıçdaroğlu gelmektedir. MHP lideri Bahçeli ise %5,7 ile üçüncü sırada gözükmektedir. Mayıs 2010 araştırması ile karşılaştırıldığında Tayyip Erdoğan’a olan güvenin 7,5 gibi yüksek bir puan artışı olduğu ve Kılıçdaroğlu’na duyulan güvende ise küçük bir azalmanın olduğu gözükmektedir.
En çok beğenilen siyasetçi ve devlet adamı
Yaşayan Türk siyasetçi ve devlet adamları arasında en beğenilen kişi önceki araştırmalarda olduğu gibi yine %26,7’lik oran ile Başbakan Erdoğan olmuştur. Erdoğan’ı %9,6 ile Cumhurbaşkanı Gül ve %7,3’lük oran ile Kılıçdaroğlu izlemektedir.
Haber7.com