'Mescid-i Aksa, Allah'ın emanetidir'
İnanç Özgürlükleri Platformu, 132. buluşmasında İsrail’in Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılarına tepki gösterdi.
İnanç Özgürlükleri Platformu, 132. buluşmasında İsrail’in Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırılarına tepki gösterdi. Mescid-i Aksa’nın 43 yıldır işgal altında olduğuna dikkat çeken platform üyeleri, tüm Müslümanları Allah’ın emanetine sahip çıkmaya çağırdı
İnanç Özgürlükleri Platform’u adına basın açıklamasında bulunan HEDADER Başkanı Muammer Durmaz, Mescid-i Aksa’nın, bütün Müslümanların kutsalı olduğunu belirterek, “Bizler bu kutsal mabedin savunmasının sadece Filistin'i kardeşlerimizin omuzlarına kalmasını istemiyoruz. Sorumluluk, topyekûn İslam ümmetine aittir” dedi. Mescidi Nebevi ve Mescid-i Aksa’nın Allah'ın emaneti olduğunu vurgulayan Durmaz, “Tüm Müslümanların Mescid-i Aksa'nın savunulması için verilen mücadelede Filistinli Müslümanların yanında olmaları gerekir Kardeşliğin gereği ve ümmet olmanın zorunlu şartıdır bu.
Eğer bir gün, mescidi aksanın başına bir şey gelirse, bunun bütün sorumlusunun Siyonist İsrail olduğu kadar, sessiz kalan ve umarsız davranan Müslümanlar olduğunu da beyan ediyoruz. İslam ümmeti, Mescid-i aksa üzerinden ümmet olma bilincini ve kutsallarına sahip çıkma sorumluluğum yeniden inşa etmek zorundadır” ifadelerini kullandı. “Kıblesi işgal edilmiş bir toplumun, yüreğinde yangın var demektir” diyen Durmaz, konuşmasını şöyle sürdürdü; “İlk kıblemiz Mescid-i Aksa, 43 yıldır işgal altında. Allah'ın çevresini mübarek kıldığı Mescid-i Aksamız ve Kudüs-ü Şerifimiz, Müslümanların acziyeti ve duyarsızlığı sonucu, Siyonistler tarafından, 1967 yılında işgal edildi.
O günden bu yana, bu kutsal mekân sürekli tehdit altındadır. Siyonistlerin esas amacı, Mescidi Aksa'yı ortadan kaldırmaktır. Bundan dolayı da Kudüs'ü işgal ettikleri günden itibaren, Mescidi Aksa'yı sayısız kez kundaklamışlardır. Siyonistler, ilk kundaklama eylemini, 21 Ağustos 1969 tarihinde gerçekleştirmişlerdir.
Nisan 1980'de Meir Kahane adında bir Yahudi terörist, Mescid-i Aksa'yı patlatmaya teşebbüs etmiştir. Yine 8 Nisan 1982'de başka bir fanatik Siyonist terör örgütü. Kâh diye bilinen diğer bir siyonist terör örgütüyle işbirliği yaparak, Mescid-i Aksamız'ın ana girişine patlayıcı madde yerleştirmiştir. Bu patlayıcı maddeler patlamadan cami görevlileri tarafından ortaya çıkarılmıştır. Mescid-i Aksa'ya yönelik saldırıların en geniş çaplısı, 8 Ekim 1990 tarihinde olmuştur. Ve bu saldırıda 30 Müslüman şehit düşmüştür. 800 kadar Müslüman da yaralanmıştır.
"Kudüs katliamı" olarak tarihe geçen bu saldırı, İsrail yönetiminin bizzat kışkırtması sonucu, hak-hukuk tanımaz, fanatik Yahudilerce gerçekleştirilmiştir. Bu saldırıların asıl amacı, uyumakta olan dünya kamuoyunu uyandırmadan, Mescid-i Aksa'nın bazı bölümlerini tahrip edip, azar azar Mescid'i Aksa'yı yok etmektir”
İşgal altındaki Mescid-i Aksa ve Kudüs'ün İslami kimliği Siyonistlerin sinsi, cüretkâr ve sistematik çabalarıyla yok edilmeye çalışıldığını dile getiren Durmaz, Mescid-i Aksa’nın hürmeti, Siyonistleri, müttefiklerini, onları müttefik kılan değerleri de, zelil kılacağını belirterek, şunları kaydetti, “Siyonist çete dünyadan yükselen tepkilere aldırmaksızın Kudüs'te İslami dokuyu tahrip etmek ve Kudüs'ü bütünüyle Yahudileştirmek için elinden geleni yapıyor. Siyonist işgalcilerin böylesine cüretkâr hareket etmeleri, bölge üzerindeki planın ve ortamın önceden hazırlanmış olduğunun açık bir göstergesidir.
Bugün gelinen noktada, işgalci Siyonistleri cesaretlendiren ve Mescid-i Aksa'yı ortadan kaldırma komplolarında onların bileğini güçlendiren en önemli gelişme, Siyonistlerin Ramallah'taki gayrimeşru yönetimle işbirliğini artırmasıdır. Böylece artık Batı Yakasındaki direnişe kelepçe vurmak, Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı savunanların önünü kesmek gibi işler, Ramallah'taki işbirlikçi Abbas yönetimine resmen devredilmiştir. Bu işbirliği işgal güçlerinin işini kolaylaşmaktadır ve işgal güçlerine Kudüs'teki direnişle uğraşma imkân sunmaktadır.
Nitekim son olaylardan sonra işbirlikçi Abbas yönetimi tarafından yapılan açıklamalarda, Bat Yakasında düzenlenecek direniş faaliyetlerine izin verilmeyeceği ifade edildi. Ocak 2009'da görev süresi dolar Abbas'ın ve onun gayrimeşru yönetimi Mescidi Aksa'yı ve Kudüs'ün İslami kimliğini hedef almıştır. Abbas'ı Yahudileştirme faaliyetleri karşısında izlediği tutum bu işbirliğini açıkça ortaya koyuyor. Ancak, Abbas için de Kudüs ve Mescid-i Aksa'yı Siyonistlere peşkeş çekmenin hesabı kolay olmayacaktır”
Ferit Hepokur –Memleket