Melahat Ürkmez, Şems'i anlattı
Türkiye Yazarlar Birliği Konya Şubesi 2011 Güz Etkinlikleri kapsamında bu hafta Şems-i Tebrizi konuşuldu
Diyarı Aşk kitabının yazarı Melahat Ürkmez’in konuşmacı olarak katıldığı konferansta Şems-i Tebrizi’n çocukluğu, aldığı eğitimleri, gençlik yılları ve Hz. Mevlana ile olan muhabbeti anlatıldı. Şems’in çocukluğunda babası ile yaşadığı ve Makalat’ta anlattığı örneklerden bahseden Ürkmez, “Şems yaratılışının gereği eyvallahı olmayan, dik başlı, sivri dilli, esrarengiz bir tasavvuf insanıydı. Tebrizi aynı zamanda manyetik bir insandı. Yani insanları kendisine çeken bir yanı vardı. Derinlikte çok yüksek bir insan olan Tebrizi’nin, Azeri Türklerinden olduğu söylenir. Makalat’tan anladığımıza göre doğuştan farklı bir çocuktu. Kendisinin anlattıklarından birkaç örnek vereyim. Diyor ki Tebrizi, “Birgün evde oturuyordum. Çatı açıldı ve dönmeye başladı. O anda bir nurdu. Tam bu sırada da babam içeriye girdi. Yanaklarından yaşlar süzülen babam bana, ‘Oğlum, bu nedir? Sen namaz kılmayan, ibadet etmeyen bir çocuksun’ dedi. Ben de babama bir tavuğun altına kaz yumurtası koyun. Kaz yavrusu doğduğunda doğası gereği suya atlar. Tavuk da anneliğinin görevi olarak suya atlar. Sen de benim babam isen sen de beni anlarsın dedim.” Tebrizi’nin ilk hocası ile ilgili konuşmalarından örnekler ver. Onlardan bir tanesini şöyle anlatayım, Ben çocukken yerde ve gökteki melekleri görürdüm, herkesin de gördüğünü sanırdım. Ben ilk hocama bu durumu anlattığımda bana bu durumu kimseye anlatmamam gerektiğini söyledi. Ben de bir daha kimseye söylemedim” Şems, bu dünya ile diğer alemden gördüklerini dengede tutmakta zorlanıyordu, hatta tutamıyordu diyebiliriz. Bu yüzden asabi, bir insandı. Ancak Tebrizi için kesinlikle yanlış görüşlü, sabit ve tek fikirli bir derviş değildir. O fen ve dini ilimlerde son derece ileriydi. Ancak bunu çevresindekilere fazla göstermezdi. Hz. Mevlana’nın dediğine göre Şems, astronomi, fizik gibi ilimleri de biliyordu” dedi.
TEBRİZİ GÖNÜL İLMİNE DAHA FAZLA ÖNEM VERİYORDU
Şems-i Tebrizi’nin hem fen hem de din ilimlerinde de ileri olduğunu aktaran Ürkmez, Şems hakkında fen ilimlerine karşı gibi görüşlerin doğruyu yansıtmadığını anlattı. Tebrizi’nin sadece gönül alemine daha fazla önem verdiğini ifade eden Ürkmez, “Şems 4 mezhebi de araştırmıştır. Tebrizi söylediklerini sadece dilde bırakmamış fiiliyata, icraata da dökmüştür. Şems, dünya malına hiçbir zaman tama etmemiştir. Tebrizi birey emsalsizliği yaşamıştır. Bu da yaratılışından gelmektedir. Tebrizi aynı zamanda zamanın çağdaş sufilerini tenkit ediyor” diye konuştu.
TEBRİZİ, HZ. MEVLANA’YA KİTAP OKUTMAYI BIRAKTIRMIŞTIR
Konya’da Hz. Mevlana ile bir karşılaşmanın yaşandığını anlatan Ürkmez şunları kaydetti: Şems-i Tebrizi, her zaman ‘Allah’ım bana bir sohbet arkadaşı ver. Yeryüzünde bana göre hiçbir sohbet arkadaşı yok mudur?’ demiştir. Bu yüzden de sürekli diyar diyar dolaşmıştır ve yine bu yüzden kendisine uçan Tebrizi de denilmiştir. Onca yer dolaştıktan sonra Hz. Mevlana ile karşılaşmıştır ve o meşhur günler başlamıştır. Hz. Mevlana, bir mücevherdir. Tebrizi de o mücevheri ateşleyen kişidir. Belki de Şems, bu ateşlemeyi yapmasaydı bugünkü Hz. Mevlana’nın o güzel eserleri meydana gelmezdi. Tebrizi, bir zaman Hz. Mevlana’ya kitap okutmamıştır. O’nun ilimdeki derecesini biliyordu. Hz. Mevlana’nın gönül aleminde ilerlemesini sağlamak istiyordu. Bu yüzden Hz. Mevlana’ya kitap okutmamıştı. Bu hal böyle devam ederken halk arasında Tebrizi hakkında söylentiler çıkmaya başlamıştı ve o bilindik hikayeler ortaya çıktı.
SER’İMİ (BAŞIMI) HZ. MEVLANA’YA, SIRRIMI SULTAN VELED’E VERDİM
Ürkmez, “İlim ve irfanla yoğrulmuş, dolup taşmış bir cevher olan Hz. Mevlana’yı arayıp bulan Şems-i Tebrizî, bir volkan gibi onu ateşleyip bugün bize ulaşan ve 800 yıldır aşkla okunan Mesnevî, Divân-ı Kebir gibi eserlerin vücuda gelmesini sağladı. Şems gelmeseydi, aşk ateşinde pişirmeseydi, ayrılıklar olmasaydı bu eserler vücuda gelmeyecekti. Şems’in memuriyeti de Konya’ya gelip Hz. Mevlana’yı uyarmak, harekete geçirmekti. Fakat Konya halkı insanın fıtratında olan kıskançlık duygularıyla hareket ederek ‘Ser’imi(başımı) Hz. Mevlana’ya, sırrımı Sultan Veled’e verdim’ diyen Şems’in öldürülmesine sebep oldu” dedi.
TEBRİZİ’NİN MEZARININ NEREDE OLDUĞU BİLİNMEMEKTEDİR
Şems-i Tebrizi’nin bilimsel olarak mezarının nerede olduğunun bilinmediğini aktaran Ürkmez, “Bizler Kimya Hatun, Tebrizi öldürüldü mü? gibi sorulara takılıyoruz. Bizim için onların derinlikleri, bilgileri önemlidir. Biz ise bunlarla ilgilenmiyoruz. Tebrizi’nin mezarı ile ilgili birçok söylenti ortaya atılmıştır. Konya’da bile üç tane yer söylenmektedir” şeklinde konuştu. Program sonunda Yazar Melahat Ürkmez’e, Hz. Mevlana’nın yirmi birinci kuşaktan torunu, Uluslar Arası Mevlana Vakfı Kültür Bölümü Başkanı Neslipir Çelebi Sayar tarafından günün anısına bazı kitaplar takdim edildi. Yaşar Sarı-Memleket