MAZLUMDER'den İdlib ve 28 Şubat açıklaması

MAZLUMDER'den İdlib ve 28 Şubat açıklaması

MAZLUMDER Konya Şube Başkanı Derviş Argun, 28 Şubat darbesinin yıl dönümü ve İdlib'de yaşanan hain saldırı nedeniyle bir basın açıklaması yayınladı.

İdlib Şehitlerinin ailelerine başsağlığı dileyen MAZLUMDER Konya Şube Başkanı Derviş Argun, "MAZLUMDER Konya Şubesi olarak, 27 Şubat 2020 gecesi, Rusya destekli Suriye rejimi uçaklarınca gerçekleşen saldırı sonucu İdlib'te 33 askerimiz şehit olmuştur. Türkiye, Suriye iç savaşı konusunda diğer tüm devletlere rağmen bugüne kadar en insani tutumu sergileyen ve Suriyeli sığınmacıların acılarını hafifletmeye çalışan yegane ülkedir. Şehitlerimize Allah'tan rahmet, ailelerine ve milletimize başsağlığı dileriz. Rabbim yaralı askerlerimize acil ve kalıcı şifalar versin" dedi.

28 ŞUBAT KÂBUSTU

28 Şubat 1997 MGK kararları çok açık bir darbe olduğunu kaydeden Argun, açıklamasında şu görüşlere yer verdi: "Seçilmiş iradenin MGK kararlarıyla ipotek altına alınmasını sağlayan bir darbeydi. Özetle söyleyecek olursak, siyaseti darbeyle dizayn etme, siyasileri MGK kararlarıyla etkisiz ve yetkisiz kılma hareketiydi. Daha da ötesi sosyal hayatı darbecilerin istediği gibi şekillendirme operasyonuydu.

Ekonomik hayata müdahale vardı. İnsanların nereden alışveriş yapacağına bile karar veriliyor, müteşebbisler, inançlarına ve düşüncelerine göre kategorilere ayrılıyordu. Ülkenin ihtiyaçları hiçe sayılıyor, darbeci zihniyetin kaprisleri belirleyici oluyordu. Darbecilerle aynı düşüncede olmayan firmalar cezalandırılıyor, toplumun bu firmalarla ekonomik ilişkiye girmesi yasaklanıyordu.

Dini anlayışa müdahale ve dini, hayatın dışına itme gayreti tüm kamuda egemen bir anlayışa dönüşmüştü. Kamu görevlileri MGK kararlarını uygulamak için birbiriyle yarışıyor, ülkenin her bir noktasından yoğun ihlal haberleri geliyordu. İnsanların ne inançlarını ne de inancından kaynaklanan amellerini yerine getirme hakkı verilmiyordu. İnançlarını yaşamaya çalışan insanlar, aleni ve acımasızca cezalandırılıyordu. Sağlık alanları da dahil olmak üzere kamu alanlarından istifade etmeleri engelleniyordu.

Kimi kesimler için eğitim hayatı, taşınması çok zor bir azaba dönmüştü. Eğitmek için değil, beyinleri ipotek altına almak için kullanılıyordu. İkna odalarında, kıyafet başta olmak üzere tüm inanç merkezli tercihler bir tecrite dönüştürülüyor ve anayasal bir hak olan eğitim hakları ellerinden alınıyordu. İfade suçtu. Düşünmenin önüne geçmek için denenmeyen yöntem kalmıyor, ısrarcı olanlar ise yaka paça gözaltına alınıyordu.

Yargıdan adalet beklenmiyor, darbecilerin kâbus uygulamalarını aklayan kararlar vermesi için brifingler ile yönlendirmeler yapılıyordu. Adalet, darbecilerin terazisinde tartılıyor, diledikleri kefeyi darbeden aldıkları güçle destekliyorlar ve keyfi cezalandırmalar yapıyorlardı. Adını hukuk koydukları bu tiyatrolar ile binlerce insan cezalandırılıyor, cezaevlerine atılıyor yasalarla teminat altına alınmış hakları ellerinden alınıyordu.

Darbecilerin sözcüleri, 28 Şubat her ne kadar bin yıl sürecek deseler de, böylesi bir kâbus ortamının uzun sürmesi beklenemezdi. Evet, uzun da sürmedi ama zararlarının telafisi çok uzun sürdü."

 

Kaynak:Memleket

Etiketler :
Önceki ve Sonraki Haberler