Küresel aktörlük bitti, bölgesel başladı
Hisarcıklıoğlu, ''Girişimciliği teşvik edersek, üretimin önünü açarsak, demokrasimizi geliştirirsek, Tahrir meydanından yükselen çığlıklar susar, Tunus'taki, Libya'daki alevler söner'' dedi.
Haliç Kongre Merkezi'nde düzenlenen Türk-Arap Sanayi İşbirliği Konferansı'nın açılışında konuşan Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, küresel ekonomi son dönemde yeniden yapılanırken, son bir yılda bölgedeki değişim ve dönüşüm sürecinin de hız kazandığını kaydetti.
Hisarcıklıoğlu, Avrupa ülkelerini etkisi altına alan borç krizinin ve yakın bölgemizde yaşanan siyasi çalkantıların bölgede istikrarı tehdit ettiğini dile getirerek, bir taraftan, Avrupa ekonomileri sarsılırken, diğer tarafta ise, Arap ülkelerinde meşru değişim ve dönüşüm taleplerinin, daha yüksek sesle dile getirilmeye başlandığını belirtti.
Soğuk savaşın sona erdiği 1991 yılından bu yana 20 yıllık dönemde devam eden kronik çatışma ve gerilimlerin Ortadoğu'ya faturasının tam 12 trilyon dolar olduğunu bildiren Hisarcıklıoğlu, bölgede 12 trilyon dolarlık okul, hastane, yol, altyapı, enerji tesisi yapılabileceğini, bu paranın bölge insanlarının cebinden çıktığını söyledi.
Hisarcıklıoğlu, ''Ne yazık ki geçtiğimiz 30 yıl boyunca tüm dünya bölgesel ekonomik ticaret alanları ve ekonomik entegrasyonlar oluştururken, bizim bölgemiz 1991'den sonra bunun farkında olamadık, bu fırsatı ıskaladık'' dedi.
Kazanmanın ve zenginleşmenin yolunun ticaretten ve girişimcilikten geçtiğini ifade eden Hisarcıklıoğlu, şunları söyledi:
''Tarih boyunca, Ortadoğu'da müthiş değerli bir hazinenin yattığını herkes görmüş, konuşmuş, siyasetini ona göre şekillendirmiştir. Ben başka bir hazineden bahsediyorum. Benim ifade ettiğim hazine toprağın altında değil, toprağın üstünde. Ben bütün nitelikleriyle, dünyanın her tarafına mal satabilecek Arap halklarından bahsediyorum. İslam ülkelerinde, Türkiye'de dahil olmak üzere girişimciliğin sayısını artırma noktasında çalışmalıyız. İslam ülkeleri olarak gençlere ve kadınlara önem vermeliyiz. Genç kızlarımızı girişimci yapmalıyız. Genç kızlarımızı evlere hapsetmemeliyiz.
Türkiye de kadın girişimcileri erkek girişimcilerle eşit hale getiremezsek, dünyanın 10 büyük ekonomisi içinde yer alma şansımız yok. 1950 yılında 73 milyon olan Arap dünyası, bugün 350 milyon seviyesine ulaşmıştır. 2050 yılında ise 600 milyon olacağı tahmin ediliyor. Müthiş bir insan gücü, müthiş bir genç nüfus var, yaşıyor bu bölgede. Girişimciliği teşvik edersek, üretimin önünü açarsak, demokrasimizi geliştirirsek, Tahrir meydanından yükselen çığlıklar susar, Tunus'taki, Libya'daki alevler söner.''
-''Kendi ortak geleceğimizi, kendimiz belirlemeliyiz''-
Hisarcıklıoğlu, tüm dünyada artık küresel dizaynlar döneminin bittiğini, bölgesel aktörlerin kendi geleceklerini belirlediklerini ifade ederek, ''Kendi ortak geleceğimizi kendimiz belirlemeliyiz. Önce bölgesel işbirliğini arttırmalıyız'' dedi.
Bölgesel işbirliğinin yolunun; ekonomik ve ticari ilişkilerin güçlendirilmesinden, işbirliği alanlarının çeşitlendirilmesinden, karşılıklı yatırımların artırılmasından geçtiğine işaret en Hisarcıklıoğlu, bölge ülkeleri arasındaki ticaretin önündeki engellerin kaldırılmasını gerektiğini vurguladı.
Hisarcıklıoğlu, diğer taraftan, yurt dışına yönelen Arap sermayesinin önemli ölçüde Batı ülkelerine portföy yatırımı olarak gittiğini belirterek, ''Küçük bir kısmı da hizmetler alanında yatırım oluyor. Arap sermayesi reel sektöre, üretim sektörlerine yatırım yapıp, bu alanlarda deneyim kazanmadıkça istihdam üretecek know-how'u elde etmesi mümkün değildir. Ülkelerimizi birbirine bağlayan ulaştırma ağlarını, aramızdaki gümrükleri çağın ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde modernize edip, ülkelerimiz arasında güçlü bir bankacılık ağı tesis etmeliyiz. Bunları yaptığımız ölçüde refaha ulaşır ve çağdaş dünyada yerimizi alırız'' diye konuştu.
Türk iş dünyası olarak, tüm Atlantik Okyanusu'ndan Basra Körfezi'ne kadar uzanan 350 milyonluk Arap Dünyasına özel önem verdiklerini dile getiren Hisarcıklıoğlu, Türkiye'nin Arap ülkeleri ile ekonomik ilişkilerinin son 10 yılda önemli bir pozitif ivme kazandığını söyledi.
Hisarcıklıoğlu, 2002-2010 yılları arasında Türkiye'ye 6,7 milyar dolar Arap yatırımı yapıldığını dile getirerek, şunları kaydetti:
''Türkiye'yi ziyaret eden Arap turist sayısı da 2000 yılında 348 binden 2010 yılı sonunda yaklaşık 2 milyona ulaştı. Türk müteahhitlik şirketleri bugüne kadar Arap ülkelerinde 83,9 milyar dolar değerinde yaklaşık 2000 proje tamamlamıştır. Arap sermayesi ve Arap yatırım fonları, son 10 yılda dünyanın en dinamik yatırım fonları haline gelmiştir. Ancak buna rağmen, maalesef ülkemize gelen Arap yatırımları arzu edilen düzeyde değildir. Arap sermeyesi ve Arap yatırım fonlarının ülkemizdeki yatırımlarının artmasını arzu ediyoruz.
Tüm bu iyi ilişkilerin bir yansıması olarak, TOBB ve Kurucu kuruluşu olduğumuz Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu, Arap iş dünyası ile birlikte çalışmaya büyük önem veriyoruz. DEİK'in bugün 22 Arap ülkesinden 19'uyla iş konseyi mevcuttur. Bu kapsamda Arap muhataplarımız ile son 5 yılda 200'ün üzerinde toplantı düzenledik. Filistin'de bir sanayi bölgesi kurmak ve yaklaşık 10 bin kişiye istihdam sağlamak üzere uzun süredir çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Arap ve Türk Odalarının daha fazla inisiyatif almalarını, bölgelerinde daha aktif olmalarını, yönetimlerine politika öneren, strateji öneren birer 'think tank' gibi çalışmalarını istiyoruz.''