Kuraklıkla yaşamayı öğrenmeliyiz
Yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla düzenlenen toplantıda çiftçilerin alternatif ürüne yönlendirilmesini isteyen Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, Konya’nın kuraklıkla birlikte yaşamayı öğrenmesi gerektiğini ifade etti.
Konya'da, kentin gelecekteki tarım ve su politikalarının değerlendirilmesi amacıyla yerel yönetimler ve sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin katılımıyla toplantı düzenlendi. Toplantıya Vali Osman Aydın, Meram Belediye Başkanı Refik Tuzcuoğlu, Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen, Karatay Belediye Başkanı Mehmet Hançerli, İl Genel Meclisi Başkanı Mustafa Sabri Ak, İl Özel İdaresi Genel Sekreteri, Muammer Sönmez, DSİ 4. Bölge Müdürü Hacı Haksal, Selçuk Üniversitesi Ziraat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu, i, KOSKİ Genel Müdürü, Selçuk Üniversitesi akademisyenleri, yatırımcı kuruluşların il müdürleri ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile oda başkanları katıldı.
Vali Osman Aydın, Devlet Su İşleri 4. Bölge Müdürlüğünce MTA Bölge Müdürlüğü Konferans Salonu'nda düzenlenen “Tarım ve Su Politikası” konulu toplantının açılışında, Konya nüfusunun yüzde 63'ünün tarımla uğraştığını, Türkiye'nin buğday, arpa ve şeker pancarı üretimindeki payı göz önüne alındığında kentte tarımın öneminin daha iyi anlaşılacağını söyledi.
Her yıl yeraltı su kaynaklarının azaldığını ifade eden Aydın, “Geçen yıllarda yer altı suyu seviyesi 1 metre kadar azalırken, bu yıl 3 metre azaldı. Bu bizim rezervlerimizin giderek azaldığını gösteriyor. Vakit geçirmeden gerekli tedbirleri almalıyız. Konya'yı kuraklıkla baş başa bırakmamak konusunda hepimize görevler düşüyor” diye konuştu. Su sorununun birçok yönü bulunduğunu vurgulayan Vali Aydın, şunları kaydetti: Öncelikle su yönetimi konusunda bir karar vermek gerekiyor. Mevcut suyumuzun tarımımıza yetecek şekilde kullanılması için gerekli tedbirleri almalıyız. Su kaynaklarının kirletilmemesini sağlamak da bizim görevimiz. Çiftçiyi ve kamuoyunu da bilinçlendirmek gerekiyor. Bu konuda sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte kapsamlı bir kampanya başlatılabilir. Çiftçilere yönelik, yeni sulama tekniklerinin uygulanması konusunda çalışma yapılması gerekiyor.
İl Özel İdaresi Genel Sekreteri Muammer Sönmez de Konya'da bulunan 3 bin 142 kuyudan yaklaşık 3'te ikisinde vahşi sulama, 3'te birinde yağmurlama sulama yönteminin kullanıldığını belirterek, “Maalesef sadece 10'da biri kadarında damlama sulama yöntemi kullanılıyor” dedi.
“SUYU BİLİNÇLİ KULLANMALIYIZ”
DSİ. 4. Bölge Müdürü Hacı Haksal da konunun daha bilinçli bir şekilde incelenmesi için çalışmalarının devam ettiğini belirterek, görevlerinin ülkedeki su kaynaklarından faydalanmak ve suyu zararlardan korumak olduğunu vurguladı. Konya’da yerüstü suyunun şuan 5, 949 milyar metre küp, yeraltı suyunun ise 1,671 milyar metre küp olduğunu açıklayan Haksal, kurak yıllarda az su ihtiyacı olan ürünlerin yetiştirilmesini istedi. Haksal, bu yıl ortalamanın altında yağış düştüğünü, 1999’dan sonra ciddi bir yağış azalmasının olduğunu söyleyerek “Kurak dönem olarak adlandırdığımız bu dönemde ciddi yağışlar almazsak felaket çanları çalar ve felaketle yüz yüze kalırız” şeklinde konuştu. Konya’nın pilot bölge olarak öne çıkarılmasını isteyen Haksal, olumsuzluklardan daha çok etkilenen bir şehir olduğumuzu sözlerine ekledi.
“KURAKLIKLA YAŞAMAYI ÖĞRENMEK GEREKİYOR”
Prof. Dr. Mehmet Babaoğlu ise tüm otoritelerin Türkiye'nin su zengini bir ülke olmadığını vurguladığını söyledi. Kuraklıkla yaşamayı öğrenmek gerektiğini ifade eden Babaoğlu, “Aslında biz su tüketiminde israfçı bir toplum değiliz. Kişi başına su kullanımımız 500 metreküp. Akdeniz ülkeleriyle karşılaştırıldığında, bu miktarın düşük olduğu görülüyor” dedi. Akdeniz ülkelerinde suyun yüzde 65'inin tarımsal sulamada kullanıldığını belirten Babaoğlu, Türkiye'nin tarım ülkesi olması nedeniyle, bu oranın yüzde 80'lere kadar çıkabildiğini bildirdi.
Konya havzasında 2000 yılından itibaren mısır, 2005 yılından itibaren de pancar ekim alanlarının arttığını ifade eden Babaoğlu, “Ayrıca patatesin üretim sahası da giderek artıyor. Bunlar suyu çok fazla tüketen bitkiler. Ancak çiftçiye mesela 'pancar ekme' demek de doğru değil. Çiftçiye alternatif ürünler yetiştir diyoruz, ancak çiftçi satamadığı ürünü de yetiştirmez. Çiftçiye yol göstermek, pazarı olan alternatif ürünlere yönlendirmek gerekiyor” diye konuştu. Maide Türker-Memleket.