Köylere kilit mi vurulmak isteniyor?
Bir taraftan şehirlere göç önlenmeye çalışılırken diğer taraftan köye dönüş için engel mi çıkarılıyor? Bir harita mühendisinin yorumu...
Veli BELLER-Harita Mühendisi
442 Sayılı Köy kanununda değişiklik yapan ve 20.05.1987 yılında yürürlüğe giren 3367 Sayılı yasa kapsamında yapılan köy yerleşim planları köylerde yaşanan arsa sıkıntısını yasal yollardan gidermeye yönelik bir işlemdir. Bu yasa ile köyünde ev yapmak için arsaya ihtiyacı olan vatandaşlarımız mera ve hazine arazilerini işgal etmeden yasalar çerçevesinde üretilen parsellerden komisyonca belirlenen bedel üzerinden arsa sahibi olmalarını, köylerin düzenli gelişmesini sağlamalı ve muhtarlıkların bütçelerine bir gelir amaçlanmakta idi.
27.05.2004 Yılında çıkartılan 5178 sayılı yasa ile köy yerleşim planı yaptıran köylerde Maliye Bakanlığının görüşü alınması şartı getirildi. Önceleri uygun görüş veren Milli Emlak Genel Müdürlüğü hiçbir yasada yönetmelikte değişiklik olmadığı halde farklı görüşler vererek köy yerleşim planlarını yaklaşık 8 aydır kilitlemiş durumdadır.
Yapılan girişimlerde karşımıza gerekçe olarak Milli Emlak Genel Müdürlüğünün 2008/7 sayılı genelgesi gösterilmektedir. Bu genelge 5178 sayılı yasa, 3367 sayılı yasa ve bu yasanın uygulama yönetmeliğine aykırıdır. Bu genelgede; yasaya göre hak sahipliği tespit etme yetkisi muhtar ve ihtiyar heyetinden alınarak denetmene verilmiştir ve yine Valilikçe köy tüzel kişiliğine tescil edilir ibaresi hazineye tescil edilir olarak değiştirilmiştir. Halkın oyu ile ile seçilen siyasi partilere ülke yönetimi emanet edilirken yine halkın oyu ile seçilen muhtarlara köy yönetiminde bir güvensizlik mi oluşmuştur. Bu genelgenin iptali için girişimde bulunmaları ve yasal haklarını aramaları için tüm muhtarları göreve çağırıyorum.
Milli Emlak Genel Müdürlüğünde Konya’da yapılan köy yerleşim planı sayısının fazlalığından söz ediliyor. Konya’nın 600 ün üzerinde köyü olduğu, Konya’nın tarım şehri olduğu ve Konya’nın yüzölçümü olarak çoğu Avrupa ülkesinden büyük olduğu unutuluyor.
Bir diğer sorun ise 3367 sayılı yasanın uygulama yönetmeliğinde yasal düzenlemenin acil ihtiyaç olduğudur. Şöyle ki ; Yönetmeliğin İhtiyaç Sahipliği Şartları adı altındaki 12. Maddesinin c bendi “İsteklinin ikamet etmekte olduğu köy nüfusuna kayıtlı olması ve o köyde asgari 5 yıl oturmuş olması, Nüfus kaydı evvelce başka yerlerde olup, bu kanunun yürürlüğe girmesinden sonra bu köy nüfusuna aktarmış olanların, hak sahibi olabilmeleri için nüfus kaydı aktarma işlemi tarihinden itibaren 5 yıl süreyle fiilen o köyde ikamet etmiş olmaları şarttır” demektedir. Buna göre yönetmelik kendi içinde çelişmektedir. Köyde 5 yıldır ikamet eden kişinin zaten bir evi vardır ve arsaya ihtiyacı yoktur. Ancak bu babasının yanında oturan yeni evlenecek kişileri kapsamaktadır. Köy kütüğüne kayıtlı olup görevi nedeni ile köyünde ikamet edemeyen ve adresi işi nedeni ile çalıştığı il ya da ilçede bulunan köylüler de bu arsalardan almak istemekte ve emekliliklerini köylerinde geçirmeyi düşünmektedirler. Bu yönetmeliğe göre bu köylülerin köylerinde 3367 sayılı yasa kapsamında arsa sahibi olup ikamet etmeleri imkansızdır.
Bir taraftan İstanbul’a fazla nüfus göçünden dolayı vize uygulaması düşünülürken şehirler her yönü ile yaşanmaz hale gelirken köylerine göçmek isteyenlerin önü bu yönetmelikle kesilmektedir. Yabancılar bile ülkemizde kolaylıkla mülk edinirken yabancılara adres bilgisi şart koşulmazken bizim halkımız kendi köyünde bu yasa kapsamında oluşan parsellerden alabilmesi için adrese dayalı bilgisi şart koşulmakta ve köyünde ikamet etmediği için arsa alamamaktadır. Bu halkımıza revamıdır? Bu insanların köylerine yerleşmeleri her anlamda o köye fayda sağlayacağına inanmaktayım. Şöyle ki; bu insanlar köyde kendi çapında üretimde bulunacaklar, köylülerinin bilgilerinin artmasına ufuklarının genişlemesine vesile olacaklardır.
Bir diğer konu ise yurtdışında işçi olarak çalışan köylüler emekliliklerini ülkemize dönüp köylerinde geçirmek istemektedirler ancak bu yönetmelik bu köylülerimizin de önünü kesmektedir. Tarıma önem veren ülkemizde köyden şehre göçü önlememiz gerekirken bu yönetmelik köyüne dönmek isteyen köylülerimizin önüne bir set çekmektedir.
Yaptığım araştırmada bu yönetmeliğin Köy Hizmetleri Genel Müdürlüğü zamanında 442 sayılı köy kanunu ile ilişkili çıkan bir yönetmelik olduğunu ve bu yönetmeliğin Bakanlar Kurulu kararı ile çıkmadığını, yönetmelikte değişiklik için Bakanlar Kurulu kararına gerek olmadığını, bu değişikliğin uygun görülmesi halinde Sayın İçişleri Bakanımız tarafından değiştireceğini öğrendim.
Yukarıda bahsettiğim bu sıkıntılar dikkate alınarak 3367 sayılı Köy Yerleşim Planı kanunun uygulama yönetmeliğinde bir değişiklik yapılarak; yönetmeliğin 12. maddesinin c bendinde bahsedilen o köyde asgari 5 yıl ikamet etme şartının değiştirilerek sadece o köy nüfusuna kayıtlı olma şartının ikamet adresine bakılmaksızın yeterli olması ülkemiz ve köylülerimiz açısından faydalı olacağını düşünmekteyim.
“Bir köy var uzakta gitmesek de görmesek de o köy bizim köyümüzdür.” sözü; bu ilgisizlik devam ettiği sürece “Uzakta bir köy falan kalmadı, gitsek de köyün yerinde yeller esiyor o köyü el birliği ile biz kapattık” olarak değişmeye mahkûmdur. Bu köyleri yok etmemek için tüm Konya Milletvekillerimizi, bürokratlarımızı, Konya sevdalılarını ve sivil toplum kuruluşlarını göreve davet ediyorum.