Konya’nın Nasreddin Hocası da var
2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir, Sivrihisar’a bağlı bir köyde doğan Nasreddin Hoca’yı tamamıyla şehre kazandırmak için hemen her çabayı sarf ediyor
ESKİŞEHİR VALİLİĞİ SAHİP ÇIKIYOR
Doç. Dr. Mehmet Mahur Tulum’un, Nasreddin Hoca’nın mezarının Eskişehir’de olduğunu iddia ederken kaynak gösterdiği taşın bu fotoğrafı Eskişehir Valiliği’nin sitesinde yer alıyor.
TURİST VE ÇOCUKLAR İLGİ GÖSTERİYOR
Polyesterden üretilen yüksekliği 2.5 metre, genişliği 2 metre olan heykellerin üzeri akrilik boya ile kaplı. Demir platformlar üzerinde duran heykeller, şehre gelen turist ve çocukların büyük ilgisini çekiyor. Hem Selçuklu payitahtı olması, hem de bağrında barındırdığı onlarca değerli isme rağmen Konya, zenginliklerini yeterince sunamıyor. Âlimler yatağı olarak göçüp geldiği Konya gündeminde Nasreddin Hoca’nın adı hemen hiç yok…
2013 Türk Dünyası Kültür Başkenti Eskişehir, Sivrihisar’a bağlı bir köyde doğan Nasreddin Hoca’yı tamamıyla şehre kazandırmak için hemen her çabayı sarf ediyor. Nasreddin Hoca’nın şehrin çeşitli yerlerine konulan ‘doğuran kazan’ heykeli, hem Eskişehirlilerden hem de yerli ve yabancı turistlerden büyük ilgi görüyor. Çocuklar başta olmak üzere her yaş ve kesimin ilgisini çeken Nasreddin Hoca heykelleri, kısa sürede şehrin sembolleri arasına girmeye aday oldu. Vatandaşlar ve çocuklar, heykellerin önünde hatıra fotoğrafı çekiyor, meraklı gözlerle inceliyor. Bazı vatandaşlar da söz konusu heykelin yanına konan banklara oturmanın tadını çıkarıyor. Eskişehirliler, çok sayıda etkinlik düzenlerken, Nasreddin Hoca Konya merkezde hemen hiçbir etkinlikle anılmıyor. Akşehir’de düzenlenen etkinliklerse Konya’nın şehir gündemine etki etmiyor.
KONYA SAHİP ÇIKMAYINCA…
Nasreddin Hoca’ya Konya yeterince sahip çıkmayınca, Akşehir’den yükselen sesler de cılız kalıyor. Sık sık Nasreddin Hoca’nın mezarının Akşehir’de değil Eskişehir’de bulunduğu iddiaları ise bugünlerde yeniden gündemde. Anadolu Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mehmet Mahur Tulum, bir taşın üzerindeki yazıya istinaden Nasreddin Hoca’nın mezarının Eskişehir’de olduğunu iddia ediyor. Bu iddiaya da yine Konya’dan değil Akşehir’den cevap veriliyor. Akşehir İleri Gazeteciler Cemiyeti Başkanı İdris Doğan ve Akşehir Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdal Çiftçi, iddiaya tepki göstererek, “Nasreddin Hoca’nın Akşehirli olduğuna dair Dr. Yazar İbrahim Hakkı Konyalı’nın 1984 yılında Mehmet Akbabaoğlu’na yazdığı bir mektup olduğunu” söylüyorlar.
KONYA-AKŞEHİR İŞBİRLİĞİ ŞART
Konya, Nasreddin Hoca gibi bir figüre sahip olmasında rağmen onu Eskişehir’e kaptırmak üzere. Hem Eskişehir Büyükşehir Belediyesi, hem de ilçe belediyelerin Nasreddin Hoca ile ilgili çalışmaları, Hoca’nın Konya’nın elinden uçup gitmesine neden olacak. Mevlana’nın mistik duruşu ve İslami bakış açısı nedeniyle ticari bir motif olarak kullanılmasının doğru olmayacağını kaydeden çevreler, Nasreddin Hoca’nın ise ‘güldüren’ kimliğiyle Konya’ya farklı bir potansiyel kazandıracağı görüşünde. Konya Büyükşehir Belediyesi ve İl Kültür Müdürlüğü’nün Akşehir’le işbirliği içinde Nasreddin Hoca’yı Konya gündemine dâhil etmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Saim Sakaoğlu da, “Nasreddin Hoca, Akşehir’den önce Konya’ya gelmiştir. Konya’ya âlimler yatağı olarak duyduğu için gelmiş, Mahmut Hayrani Hazretleri’nin Akşehir’de olduğunu öğrenince de Akşehir’e geçmişlerdir. Dolayısıyla hem mezarının Akşehir’de olması, hem de ilk olarak Konya’ya gelmiş olması nedeniyle Nasreddin Hoca Konya’nın Akşehir’le birlikte üzerinde durması, sahip çıkması gereken bir konudur” dedi.
“NASREDDİN HOCA 30 YAŞINDA KONYA’DA”
PROF. DR. SAİM SAKAOĞLU YAZDI
Hoca Sivrihisar’ın Hortu (adı şimdi Nasreddin Hoca) köyünde doğmuştur. Babası Abdullah’ın ölümü üzerine onun yerine köy imamlığına başlamıştır. Evlenip çoluk çocuğa karışır. Büyük kızı Fâtıma Hâtun orada evlenir. Hoca eşini ve küçük kızını alıp tahminen 30 yaşlarında Konya’ya taşınır (1238?). Çünkü o dönemde Konya bir kültür merkezidir ve ünlü âlimler vardır. Ancak Hoca, Akşehir’deki Mahmut Hayranî’nin şöhretini işitince, belki de birkaç arkadaşıyla Akşehir’e geçer. Yanında eşi ve küçük kızı Dürrü Melek Hâtun vardır. Fıkralarında anılan oğlundan herhangi bir şekilde söz edilmez. Adını bilemediğimiz eşi ise, Fuad Köprülü’nün yararlandığı kaynağa göre, Akşehir’in Kozağaç köyünde medfundur. Fâtıma Hâtun Sivrihisar’da vefat etmiş ve orada defnedilmiştir. Mezar taşı Akşehir’dedir. Küçük kızının mezar taşı ise Akşehir Müzesi’ndedir. Hoca’nın türbesi Akşehir’de olup yüzyıllardan beri ziyaret edilmektedir. Bir onarım sırasında bulunan kırık mezar taşına göre ölüm tarihi de 683 (1284-1285)’tir. Taşında da, ‘... El gafûr Nasrü’d- din Efendi rûhuna fâtihâ” yazılıdır. Son günlerde Eskişehir ilimizin Sivrihisar ilçesinin Ulu Camii’nin kütüphanesinde koruma altına alınan bir mezar taşının Hoca’ya ait olduğu haberi alındı. O taş, Şemseddin Oğlu Nasreddin Hoca’ya aitmiş. Kaynaklarda baba adı olarak Abdullah geçerdi, şimdi ise Şemseddin de ortaya çıktı. Bu taşı yakından incelemeden karar vermek doğru değildir. Yeni okunan taş, türbesi Akşehir’de olan Hoca’ya ait olabilir mi? Yani, taşı Sivrihisar’da, türbesi Akşehir’de olan bir Hoca? Sivrihisar’daki taşın özellikleri alanın uzmanlarınca iyice değerlendirilmelidir. Anadolu’nun çeşitli yerlerinde Yunus Emre ve Hocası Taptuk Emre adına, hem de yan yana birkaç tane mezar taşı ikilisi var. Bu konuyu bir de bu açıdan ele almak gerekir. Bir zamanlar yaşanan Eskişehir-Karaman rekabetini şimdi de Sivrihisar-Akşehir rekabetine çevirmeden işi ehline bırakmak gerekir kanaatindeyim. Sosyal bilimlerde de yerine göre yeni belgeler yeni görüşlerin ortaya çıkmasına yardımcı olabilir. İş; çeşitli bilim alanlarının uzmanlarına düşmektedir.