'Konya'nın aynadaki yüzü' nasıl acaba?

'Konya'nın aynadaki yüzü' nasıl acaba?

Konya Sanayi Odası ve Koneko Dergisi işbirliğiyle düzenlenen ‘Konya’nın Aynadaki Yüzü’ konulu panel KSO Salonu’nda gerçekleştirildi.

Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan programın açılışında konuşan Koneko Dergisi İmtiyaz Sahibi Cem Taşpınar, “Koneko Dergisi 3. yılında 25. sayısıyla yayın hayatını sürdürmektedir ve bugün 6 ilde okuyucusuyla buluşmuştur. Dergimizin bu noktaya ulaşmasında Konyalı sanayicilerimiz ve işadamlarımız başta olmak üzere okuyucularımızdan aldığımız güçle bugünlere geldik. Konya’nın sanayi ve ticaretini daha geniş kitlelere ulaştırmak ve Konya’nın marka değerine katkı sağlamak adına bundan sonrada sanayici ve işadamlarımızın desteğiyle iş dünyasının sesi olmaya devam edeceğiz.”dedi.

KONYA MARKA ŞEHİR OLMA YOLUNDA
KSO Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Bozkurt Çağlayan ise konuşmasında, “Ahmet Hamdi Tanpınar’ın dediği gibi ‘Bir başkent, her zaman başkenttir.’ Selçuklu payitahtı Konya Hz.Mevlana’dan aldığı ışıkla hiçbir ayrım yapmadan herkesi kendisine çağıran, sevgi ve hoşgörü şehridir. Konya sahip olduğu konum itibariyle ekonomik, sosyal ve kültürel alanda çok büyük bir birikime sahip ve sürekli gelişen bir şehirdir. Gelişmenin en önemli taşıyıcısı tarım, sanayi ve turizmdir. Özellikle son yıllarda hızlı bir sanayileşme içerisine giren Konya, Türkiye’nin tahıl ambarı olarak bilinirken, bugün büyük bir ekonomi ve kültür merkezi haline gelmiştir. Selçuklu başkenti Konya, Hz. Mevlana’nın dünya üzerindeki tanınırlığını daha da iyi değerlendirerek, marka şehir olma yolunda emin adımlarla ilerlemektedir.”diye konuştu.

Konya’nın her dönemde girişimci ve müteşebbis ruhu canlı tuttuğunu, ekonomik gücün diğer alanlara da olumlu yansıttığına dikkat çeken Çağlayan, “Modern organize sanayi bölgeleriyle Konya Türkiye’nin parlayan yıldızıdır. Ülkemize katma değer ve istihdam sağlamak adına Konyalı sanayiciler azim ve kararlılıkla üretmeye devam etmektedir. Üretim yapıp, istihdam sağlamak bir gönül ve inanç meselesidir. Ben buradan Konyalı sanayicilerimizi zoru başarmalarından dolayı kutluyor, alkışları fazlasıyla hak ettiklerine inanıyorum.”şeklinde konuştu.

HEPİMİZ KONYA’MIZIN GELİŞMESİ İÇİN ÇALIŞIYORUZ
Konya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı Abdülmelik Ötegen ise konuşmasında “İlimizde sanayi ve ticaretin daha hızlı gelişmesi adına üzerimize düşen görevi en iyi şekilde yerine getirmeye çalışıyoruz. Bu noktada böyle etkinliklerin aynamız ve yön göstericimiz olacağı inancındayız. Konya’nın 5 yıl öncesi ve bugünü kıyaslandığında çok değiştiğini ve geliştiğini gözlemliyoruz. Önümüzdeki 5 yıl sonrasında ise dünya da marka şehir olma hedefimize bir adım daha yaklaşmış olacağız.”dedi.

Protokol konuşmalarının ardından S.Ü. Fen Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Ertan Özensel’in oturum başkanlığını yaptığı panele konuşmacı olarak M1 Merkez Alışveriş Merkezi Genel Müdürü Ersin Bal, Rixos Konya Oteli Genel Müdürü Cem Bora, Helvacızade A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Seyfettin Gürbüz ve Bayraktarlar Merkon A.Ş. Genel Müdür Yardımcısı Fatih Güneş katıldı.

DR. ERTAN ÖZENSEL: “ŞEHİRLERİN GELİŞİMİ SANAYİSİYLE ORANTILI”
“Kent olgusu sanayi devrimiyle birlikte ortaya çıkmıştır. Sanayi devrimi öncesinde bir elin parmakları kadar olan şehirlerin sayısı, 19. yüzyılda sanayi devrimiyle birlikte hızla artmıştır.

Şehirleşmeler sanayinin gelişimiyle doğru orantılı olarak gelişmiş, sanayisi gelişen bölgelerin sosyal ve kültürel anlamda etkinlikleri de daha üst seviyelere çıkmıştır.

Bugün geldiğimiz noktada kent tanımı artık değişmiştir. 20. yüzyıl başlarında emeğin yoğun olduğu merkezler kent olarak adlandırılırken, 1980’li yıllardan sonra sermaye merkezleri gelişmiş kentler halini almıştır.

Ülkemizde 1950’lerde başlayan sanayileşmeye paralel olarak köyden kente göçler başlamış ve sanayileşmeyle doğru orantılı olarak şehirlerin büyüme hızları artmıştır.

Sermaye merkezlerinin gözde şehirler haline geldiği günümüzde, sermaye yönünü küresel kentlere çevirmiştir. Tarım ve ticaret dışında gerçekleştirdiği atılımlarla da marka olma yolanda çaba harcayan Konya’nın geldiği noktayı şimdi Konyalı olmayan ancak Konya’da çalışan profesyonellerin gözlemleri ve tecrübeleriyle dinliyoruz.”

ERSİN BAL: “KONYA’YI İYİ TANITAMIYOR VE ANLATAMIYORUZ”
“Ben İsviçre’de büyüdüm ve öğrenimimi de İsviçre’de gerçekleştirdim. Türkiye’ye dönmeden önce tatilimizi geçirdiğimiz Antalya ve Bodrum dışında hiçbir bölgeyi tanımıyordum. İstanbul, Gaziantep ve Adana’da kurduğumuz alışveriş merkezleri sonrasında Konya’ya görevlendirildim. Bir bölgede yaptığınız işte başarılı olabilmeniz için önce o bölgeyi ve bölge insanını tanımanız gerektiği bir zorunluluktur. Konya ile ilgili bir takım çalışmalar ve araştırmalar gerçekleştirdim. Ülkemizde her bölgenin, ilin hatta ilçenin farklı yapıya sahip olduğu bir gerçek. Ve en önemlisinin de Türk halkının Türkiye’yi tanımadığını düşünüyorum.

7 yıldır Konya’da yaşıyorum ve ailem de dahil hiçbir şekilde olumsuz bir olayla karşı karşıya kalmadık. Ben Konya’yı iyi tanıtamadığımızı, doğru şekilde anlatamadığımızı düşünüyorum.

Alışveriş merkezlerinin Konya’ya kattığı değer konusunda ise, 7 yıl öncesinde ben Konya’ya geldiğim dönemle bugün kıyaslanamayacak noktaya ulaşmıştır. Alışveriş merkezleri, ekonomide kayıtdışılığı yüzde 99 oranında engellemelerinin yanı sıra, kaliteyi de yükseltmektedir. Alış veriş merkezlerinin çehresinin değişmesi, kalitesinin yükselmesiyle birlikte şehir merkezinde bir çok iş yerinin, mağazanın fiziki yapısında gerçekleştirilen iyileştirmeler göze çarpmaktadır.”

SEYFETTİN GÜRBÜZ: “BUGÜNDEN 20 YIL SONRASINI PLANLAMALIYIZ”
“Öncelikle şunu ifade etmek istiyorum ki Güneydoğu dışında Türkiye’nin hemen her yerini gezdim. Hatay, Kapadokya, Antalya, Denizli gibi illere gitmeme rağmen, çalıştığım firmada göreve başladığım 2004 yılına kadar Konya’ya hiç gelmedim. Bu benim eksiğim belki ama benim olduğu kadar burayı ziyaret etmememde Konya’nın da eksik bir yönünün olduğunu düşünüyorum.

Konya’ya gelmeden önce bir arkadaşım “Konya’da çalışır mısın” diye sordu. Ben hiç değerlendirmeden “Ne işim var Konya’da” cevabını verdim. Çünkü o güne kadar yalnızca Konya’nın tahıl ambarı olduğu gerçeğiyle, tarım şehri olduğunu düşünüyordum. Ancak gelip gördüğüm zaman, Konya’nın sanayisinin de oldukça gelişmiş seviyede olduğunu görmek beni sevindirdi. Ne var ki yeşil alan konusunda yaşadığım hayal kırıklığını da burada söylemek istiyorum. Son derece geniş düz alana sahip olan Konya’nın çok daha iyi noktalara ulaşması gerektiği inancındayım. Sanayi ile birlikte 20 yıl sonrası planlanarak yeşil alan, park ve yürüyüş yollarının bir bütün olarak ele alınması gerekmektedir. Sanayi gelişirken, bu gelişmenin ihtiyacı olan sosyal aktiviteleri de desteklemek bir zorunluluktur.

Sanayi üretimi gerçekleştirmek müteşebbisler içerisinde en zor olanıdır. Sanayicilerin farklı gen yapısına sahip insanlar olduğuna inanıyorum. Sanayicilik güzel ama belli şartları da yerine getirmek zorundayız. 20 yıl önce, kalitesine, fiyatına bakılmaksızın “ne üretilirse satılır mantığı” bugün artık para kazandırmamaktadır.

Bunun yanı sıra büyük markaların hiçbirisi öz sermayesi ile büyümemiştir. Artık öz sermaye ile büyüme devri kapanmıştır. KOBİ’ler ve daha küçük atölyeler öz kaynaklarıyla yatırım yapmaya çalışır, birleşmez, hep küçük işletme olarak kalırsa önümüzdeki dönemde önemli sıkıntıların ortaya çakacağına inanıyorum. Ticaret yapmak al- sat ile kolaydır. Ancak hammaddeyi işleyip, ürünü bir marka ile pazarlamak oldukça zordur. Konya’da 32 bin tane KOBİ olacağına, 3 bin KOBİ, yanında da 10 tane ulusal- uluslar arası markası olsaydı bugün sanayi çok daha önemli noktalara ulaşmış olurdu. Markalar ortaya çıkarmak için aynı sektörde faaliyet gösteren işletmelerin güç birliği yaparak büyük markalar oluşturması zorunluluktur.”

CEM BORA: “KONYA’YI ARKEOLOJİK AÇIK HAVA MÜZESİ YAPMAK HEDEFİMİZ”
“Gerek yurt dışında gerekse ülkemizde çeşitli bölgelerde görev yaptım. Hiçbir zaman hiçbir yere her hangi bir önyargıyla gitmedim ve Konya’ya da bu anlayışla geldim. Konya’da göreve başladığım 2008 yılı Temmuz ayından itibaren şehir içi yönlendirme levhalarının yetersiz olduğu düşüncesini herkesle paylaştım. Bu konuda çalışmaların yeterli olmadığına inanıyorum. Konya’da yaşanan güzellikleri de ifade etmek istiyorum. Özellikle Akdeniz Bölgesi’nde çek ve senetle yapılan ticaretin, burada söz ile yapılması, bunun yanı sıra tahsilatta daha az sorunun yaşanması bölgede ticari ahlakın ne kadar oturduğunun önemli bir göstergesidir. Konya’nın turizmle ilgili ciddi sorunları var. Bunları meslektaşlarımızla sık sık bir araya gelerek değerlendiriyor ve çözüm yolları da üretmeye çalışıyoruz. Yatırımcılar genel olarak ortaya koydukları parayı 8 yıl içerisinde elde ettikleri kar ile geri kazanma hesapları yapar. Ben kendi otelim adına söylüyorum ki bizim şu anki çalışmalarımız yatırımcımızın parasının geri dönüşünü ancak 30 yıl içerisinde geri döndürebilecektir. Bu turizm sektöründe yapılacak yatırımların önünde önemli bir engel olarak ortaya çıkmaktadır. Konya’ya yeterli sayıda uçak seferinin olmaması, yalnızca THY ile hava yolu bağlantısının kurulmuş olmasının yanında, Gaziantep’ten örnek verecek olur isek Gaziantep’ten saat 17.00’den sonra uçak havalanmamaktadır. Konya’da ise saat 20.00 ve 22.00 İstanbul uçakları kalkmaktadır. Gaziantep’e giden bir ziyaretçi saat 17.00’ye kadar işlerini bitiremediği taktirde orada konaklamayı tercih ederken, Konya’da 22.00 uçağına kadar mutlaka tüm görüşmeler tamamlanmış olmaktadır. Diğer taraftan Mevlana Müzesi’ni ziyaret eden 1 milyon 300 bin kişinin 400 bininin Konyalı olduğu hesap edilmektedir. Geri kalan 900 bin ziyaretçiden yalnızca 450 bini otellerimizde konaklamakta, geri kalanı Konya’yı geçiş güzergahı olarak saptamaktadır. Biz Konya’da faaliyet gösteren turizmciler olarak önemli bir çalışma başlattık. Burada hedefimiz Konya’yı dünyanın en büyük arkeolojik açık hava müzesi haline getirebilmek. Bunu başarmak için dünya üzerinde çeşitli arkeoloji üniversiteleri ile yazışmaları başlattık. Bu hedefimize ulaştığımız takdirde Konya’nın turizm potansiyelini çok daha üst seviyelere taşıyacağımızı düşünüyoruz.”

FATİH GÜNEŞ: “KONYA DÜNYA MARKALARI ÇIKARMALI”
“Konya değişiyor ve gelişiyor. Nüfusumuza bakıldığı zaman merkezi 1 milyona dayanan, ilçeleriyle birlikte 2 milyon kişinin yaşadığı bir şehir. Konya’nın geliştiği düşüncesine coğrafi yapısı, kaynakları ve iş gücünü alt alta koyarak baktığımız zaman gelişim yeterli mi bunu değerlendirmek gerekmektedir. Konya’nın tanıtım eksikliğinden bahsetmek istiyorum öncelikle. Şehrimize hiç gelmeyen, tahıl ambarı ve Hz. Mevlana’dan bahseder. 1-2 kez gelip giden buna ek olarak etliekmek ve fırın kebabını anlatır. Ticari ilişkiler nedeniyle ziyaret edenler ise tahıl ambarı, Hz. Mevlana, etliekmek, fırın kebabından bahsedip, arkasından da “CNC tezgah satabiliriz” düşüncesini paylaşır dostlarıyla. Kısacası bizim ne anlattığımız değil, karşımızdakinin ne kadarını anladığı büyük önem taşımaktadır.

KOBİ şehri olduğu hemen her toplantıda dile getirilen Konya’nın, bu kadar çok sayıda KOBİ yerine iki elin parmakları kadar markası olsa çok daha büyük katkı sağlardı ekonomiye diye düşünüyorum. Konya’da sanayicilerin hemen hepsi kalifiye eleman sıkıntısından bahsetmektedir. Burada şehrin yöneticilerinin, oda dernek ve sivil toplum örgütü liderlerinin, işletme sahiplerinin de ne kadar kalifiye olduklarını tartışmak zorunda olduğumuzu bilmemiz gerekmektedir. Birkaç kat daha yüksek maaş, ev, araba imkanıyla profesyonel yöneticilerin Konya’ya getirilemeyeceğinin anlaşılması gerekmektedir. Yönetim kalitesini ne kadar yüksek tutarsak, bu kalitenin tabana daha hızlı yansıyıp, yayılacağı bir gerçektir. Biraz önce de ifade edildiği gibi yön levhalarında yaşanan aksama, yeşil alan sıkıntısı, sosyal yapı ve sosyal etkinlikler üzerine adımların hızla atılması gerekmektedir. Sosyal yapının değişmesi, hem şehrin gelişimini hızlandıracak, hem de profesyonellerin Konya’ya bakışlarını ve Konya’da görev alma isteklerini artıracaktır.”

Konya Ticaret Odası Meclis Başkanı Dr. Seyit Karaca, Oda ve Borsa temsilcileri ile çok sayıda davetlinin katıldığı program sonunda protokol tarafından panelistlere günün anısına hediye verildi.