Kırım sürgünün 71. yılı
Konya Kırım Türkleri Dernek Başkanı Fikret Seyfi Kaçar, Kırım sürgünün 71. Yılı dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.
Kaçar açıklamada şunları söyledi: Osmanlı-Rus savaşı sırasında, Kırım Ruslar tarafından işgal edildi.(1771) Osmanlı-Rus savaşını sona erdiren 21.Temmuz.1774 tarihli Küçük Kaynarca antlaşması ile Kırım Osmanlı himayesinden çıkartılıp bağımsız hale getirildi. 1783 de II.Katerina Kırım Ruslar tarafından işgal edildi. Kırımdan Osmanlı topraklarına kitle göçleri 1783 ve sonrası başlamıştır. Kırım Tatar göçleri, 1783 ü takip eden 150 yıl boyunca devam etmiştir.
İkinci Dünya Savaşı’na kadar ve savaş yıllarında Kırım Türkleri, gördükleri eza, baskı, işkence ve ölümlerle tükenişin eşiğine gelmişti. İkinci Dünya Savaşı sonunda Müslüman ve Türk düşmanı kızıl diktatör SSCB Devlet Başkanı Stalin, Kırım Türklerini top yekûn sürgün kararı almıştır. Emir, 18 Mayıs 1944 gecesi Kırım Türklerine iletildi. İki saat içerisinde, evlerinden hiçbir eşyayı almaksızın, bulundukları köyün, kasabanın, şehrin meydanında toplanmaları isteniliyordu. Aynı gece Kırım Türklerinin evlerine zorla giren Kızıl ordu askerleri 10 dakika içerisinde evlerini terk etmelerini emrediyordu. Evini terk etmek istemeyenler zorla götürüldü. Direnenler, dipçik darbeleriyle hemen oracıkta öldürüldü. Çığlıklarla inleyen gökyüzünün karanlığını delmeye çalışan güneş, kana bulanmış Kırım topraklarına ilk ışıklarını gönderirken, 423.100 kişiden oluşan Kırım Türkleri, hayvan taşınmasında kullanılan tren vagonlarına, âdeta istif eder gibi yerleştirildiler. Vagonlara doldurulanların 57.000’i 0–5 yaş arası çocuk, 68.000’i ise 60’ın üzerinde yaşlı insanlardı.
Bu sürgün Kırım Türkünün vatanından başka topraklara götürme anlamına gelmiyordu. Açıkça Kırım Türkünün toptan imha edilmesini amaçlıyordu. Yapılanlar tarihin o güne kadar yazmadığı bir vahşet uygulaması idi. Bu sürgün 300’den fazla insanın doldurulduğu hayvan vagonları içinde, bir aydan fazla süren yolculuk sırasında, kimsenin vagonlardan inmesine asla izin verilmeden, hiç kapıları açılmadan, hiç yemek verilmeden, cesetler dahi boşaltılmadan gerçekleştiriliyordu. Her türlü ihtiyaçlar, vagon içerisinde karşılanıyor, ölenlerin cesetleri kokmaya başlayıp esasen zor teneffüs edilen hava, tehlikeli ölçüde zehirlenince, pencerelerden rast gele atılıyordu. Yolculuk sırasında 195.371 kişi ölmüştü.
Bu talihsiz insanların kalan kısmı, Kabartay, Sibirya, Kırgızistan, Kazakistan ve Özbekistan’a böylesine felaket bir yolculuktan sonra ulaştılar. Sürgün yerlerine varıldığında nüfusun yarısı feci şekilde hayatlarını kaybetmişlerdi. Hayatta kalmayı başarabilenlerin bir çoğuda çok kötü şartlar altındaki hayata dayanamadı. Açlık, sıtma, verem ve diğer hastalıklar sebebiyle ilk altı ay içerisinde öldü. Geri kalanlar, farklı iklim şartlarındaki sürgün bölgelerinde can, mal ve kültürel değerlerini korumaları engellenerek âdeta açık hava hapishanesi şartlarında yaşamaya mahkûm edildiler. Uzun yıllar bomboş Orta Asya çöllerinde pek çoğunun galip çıkamadığı bir hayatta kalma mücadelesine girdiler. Sürgünlerin Kırım’a dönmelerini bırakın, onlara vatanlarını hatırlatacak her türlü işaret dahi kesinlikle yasaklandı. Kırım Türkleri ile ilgili bütün bilgiler, tarihleri dahi hiç var olmamışçasına kitaplardan çıkarıldı. Kırım’da Türklere ait olan hemen hemen bütün eserler yok edildi. Kırım’a, vatanına dönme teşebbüsünde bulunan sayısız Kırım Türk’ü çok ağır ceza ve işkencelere maruz kaldılar. Bulundukları yerleşim alanının dışına çıkmaları yasaktı. Eğitim görmeleri engelleniyor, kültürlerini korumalarına izin verilmiyordu. Kırım şivesiyle konuşanlar, şarkı ve türkü söyleyenler cezalandırılıyordu.Tüm bu olanlar yetmemiş gibi sürgünün 70. Yılına rastlayan 2014 yılında, Kırım Tatarlarının ana yurdu KIRIM Ruslar tarafından Uluslar arası antlaşmalara ve hukuka aykırı bir biçimde gene işgal edildi. Rusya’nın Kırımda yaptığı bu istila hareketi milletlerarası hukukun ayaklar altına alınmasından başka bir şey değildir. Dünyanın geldiği noktada bu tür istila ve nüfuz bölgeleri kurma teşebbüsleri asla kabul edilemez.
Kırım tatarlarının vatanlarından ve milli haklarından asla vazgeçmeyen, bunun uğrunda en yılmaz şekilde mücadele eden, yiğit bir halk olduğu çoktan tarihe geçmiştir. Bu vasıfların yanında demokrasiye, insan haklarına, hukukun üstünlüğüne ve barışa bağlılıkda Müslüman Kırım Tatar halkının hiçbir zaman sapmadığı milli prensipleri ve sosyal gelenekleri ola gelmiştir.
Vatan Kırımdaki ve diasporadaki Kırım Tatarları uğrunda canlarını vermeye hazır oldukları vatan topraklarında 18.mayıs.1944 dekine benzer şekildeki oldu bittiyi ve değişik metotlarla oluşturulan sözde siyasi yapılanmaları tanımayacaklardır.
18 Mayıs 1944 tarihi insanlık tarihinin en büyük facialarından birinin tarihidir. Dünyanın en büyük soykırımlarından biridir. Dünyanın en büyük vahşisi, insanlıktan nasibini almamış Stalin denen insanlık kasabının yaptırdığı yok etme icraatlarının sadece bir tanesidir. Böyle vahşetlerin bir daha yaşanmaması, Kırımda buna yol açacak oldu bittilerin sonlandırılması temennisiyle, sürgünün hala tahribatını yaşayan Kırım Türklerine, sabır, güç dilerken, sürgünde yaşamlarını yitiren soydaşlarımızı rahmetle anıyor, Rus mezalimini 71. Yılında tekrar lanetliyoruz. Sürgünü 71. Yılında Ankara Anadolu(Tandoğan) meydanına 17.05.2015 Pazar günü Konya’dan otobüslerle giderek. Yaşanan o korkunç olayları unutmadığımızı, unutmayacağımızı, Kırımın Ruslar tarafından tekrar hukuksuzca işgaline karşı olduğumuzu binlerce soydaşımızla birlikte seslendirdik.