Kılıçdaroğlu resti çekti
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında konuşuyor ...
Hakkında 'adil yargılamayı etkilemek' suçundan fezleke hazırlanan ve dokunulmazlığının kaldırılması istenen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, restini çekti.
Partisinin grup toplantısında konuşan Kılıçdaroğlu, dokunulmazlığının kaldırılması için dilekçe vereceğini açıkladı ve ekledi:
"CHP Genel Başkanı'yla hesaplaşmak mı istiyorusunuz? Kaldırın dokunulmazlığımı. Beni özel yetkili mahkemelerinizle yıldıramazsınız. Siz kim oluyorsunuz? Kime diz çöktürmeye çalışıyorsunuz? Beni hapse atmak değil, darağacına da çıkarsanız söyleyeceğim budur."
GERİ ADIM ATMADI
CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, partisinin grup toplantısında merakla beklenen konuşmasını yaptı. Dün hakkında hazırlanan fezlekeyle ilgili sessizliğini bozan Kılıçdaroğlu, geri adım atmadı. Yargıya yönelik eleştirilerinin dozunu arttıran Kılıçdaroğlu, hükümete de restini çekti.
KONUŞMASI ALKIŞLARLA KESİLDİ
Konuşmasını yapacağı salona girişinde büyük bir kalabalık tarafından karşılanan Kılıçdaroğlu'nun konuşması da sık sık sloganlarla ve alkışlarla kesildi. Partililerin ve çok sayıda vatandaşın da katıldığı grup toplantısını öncesi salondakiler Kılıçdaroğlu'nun soruşturmaya neden olan konuşmasını tekrar okudular.
12 GÜNDE 3 OLAY
Kılıçdaroğlu, hakkında fezlekenin zamanlamasına dikkat çeken Kılıçdaroğlu, son 12 günde yaşanan 3 olaya dikkat çekti ve şunları söyledi:
"Nereden geldiği belli olmayan bir istihbaratla 35 vatandaşımız öldürülüyor. Sonra eski bir genelkurmay başkanı tutuklanıyor. Ardından da ana muhalefet partisi liderinin dokunulmazlığı kaldırılmak isteniyor.
Neden? Çünkü biz ısrarla 35 vatandaşımızın nasıl ve neden öldüğünü soruyoruz.
35 kişinin ölümüne neden olan bir olayı bunları yaparak, bir komutanı görevden alarak üstünü kapatamazsınız.
Siz bu istihbaratı nereden aldınız? MİT, 'Biz vermedik' diyor. Genelkurmay, 'bize istihbarat geldi gereğini yaptık' diyor. Hangisi yalan söylüyor?
ABD'DEN Mİ İSRAİL'DEN Mİ?
Bu istihbaratı heronlardan mı, yoksa İncirli'ye konuşlanmış insansız hava araçlarından mı aldınız? Hatta açıkça söylüyorum: İsrail'den mi ABD'den mi aldınız?
Bırak martavalları, kim verdi o istihbaratları? Yerine gelince 'belge açıklarım' diyorsun. Söylenecek bir tek cümle. Ama korkuyorsun. Çünkü istihbarat yetkisin dışarıya vermişsin.
O KONUŞMAYI YİNELEDİ
Silivri Cezaevi'nde süren yargılamaları daha önce 'çadır tiyatrosuna' benzeten Kılıçdaroğlu, bugün de geri adım atmadı. "Silivri'de çadır tiyatrosu kurulmuş, sözde adalet dağıtıyorlar. Orada adalet falan yok" diye eski konuşmasını yineleyen Kılıçdaroğlu, Silivri Cezaevi'ni 'toplama kampına' benzetti.
DÜNYAYA ÇAĞRI
Özel Yetkili Mahkemeler'e ve savcılarına sivil demek hukuk ayıbıdır. Orası bir toplama kampıdır. Almanya'daki toplama kampının 21. yüzyıl versiyonudur. Dünyadaki bütün sivil toplum kuruluşlarını Silivri'ye davet ediyorum. Gelin o çadır tiyatrosunu görün.
BUNU HEP YAPIYORLAR
35 yurttaşın üstüne bombaları göndermişsin, ölmüşler. Bir gecede eski bir dosyayı ortaya çıkarıp Başbuğ'u tutuklatıyorsun. Ne zaman AKP sıkışsa, Özel Yetkili Mahkemeler bir dosya çıkarıyor. Bence o mahkemelere AKP Genel Merkezi'nde bir oda versinler.
TOPLU İĞNENİN UCU KADAR GÜVENMİYORUM
Bizi demokrasi yolundan kimse ayıramaz. Bizi baskılarla yıldıramazlar. Ben bireysel olarak kimsenin avukatı değilim. Ben ilkelerle ilgiliyim. Ben demokrasinin avukatıyım. Ben milletimin avukatıyım. Ben herkesin evrensel hukuk içinde yargılanmasını sağlayan biriyim. Biz bu hukuk düzenine asla ve asla, toplu iğne ucu kadar güvenmiyorum. Oradan adalet çıkmaz.
Bu ülkenin halen görev yapan Genelkurmay Başkanı, terör örgütünün kandırdığı gençler için 'terörist' demek istemiyor. Ama bir ülkenin savcısı eski bir genelkurmay başkanına 'terörist' diyorsa bu ülkenin çivisi çıkmıştır. Buna normalleşme diyorlar. Böyle normalleşme olmaz. Yargının siyasi kan davasına dönüşmesine normalleşme denilmez.
SUÇUM: ADİL YARGIYI ETKİLEMEKMİŞ!
Suçum 'adil yargılamayı etkilemekmiş'. Bunların adil yargısı 'basılmamış kitabı' yargılamaktır. Bunları adil yargısı 'parasız eğitim' isteyenleri aylarca hapiste tutmaktır. Genelkurmay başkanını 'terörist' diye tutuklamak da bu adil yargılamaya nasip olmuştur.
