Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısında konuştu: (3)

Kılıçdaroğlu, CHP TBMM Grup Toplantısında konuştu: (3)

"Suriye, gözlem noktalarının gerisine çekilmeyecek. Gözlem noktalarındaki askerlerimizin korumasını da büyük ihtimalle Suriye ordusu yapacak" - "Medya üzerinde olağanüstü bir baskı var. Kendilerini öven ve sadece kendileri için çalışan özel bir medya grubu var. Bunlar, sadece devletten aldığı paralarla besleniyorlar. Bunların tek görevi siyasi iktidar ne yaparsa yapsın övmektir"

TBMM (AA) - CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Suriye, gözlem noktalarının gerisine çekilmeyecek. Gözlem noktalarındaki askerlerimizin korumasını da büyük ihtimalle Suriye ordusu yapacak." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisinin Meclis Grup Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, "M4 ve M5 karayollarının Suriye rejimine açıldığını" öne sürdü.

"M4'ün altında kalan HTŞ, ÖSO militanları ne olacak?" sorusunu yönelten Kılıçdaroğlu, Suriye hava sahasının Türkiye'ye açılmasının da ancak Rusya'nın onayı ile mümkün olduğunu kaydetti.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın "Bugün Suriye ile olan sınırımızın ötesinde verdiğimiz her mücadeleyi yarın kendi topraklarımızda bunun on kat yüz kat büyük kayıplar vermemize neden olmasın diye yapıyoruz" sözünü anımsatan Kılıçdaroğlu, "Yani 'yarın o terör örgütleri gelirse işimiz pek kolay değil' diyor. Sormak lazım, sen neden oradaki terör örgütlerini destekledin? Neden onların hamiliğine soyundun. Onlar, yarın Türkiye'ye gelirse bizim başımıza bela olmayacak mı? 40 yıldır terör belasından bu ülke bıktı. Büyük şehitler verdi." değerlendirmesinde bulundu.

Kılıçdaroğlu, Rusya ile imzalanan anlaşma gereği, Suriye'nin, gözlem noktalarının gerisine çekilmeyeceğini ifade ederek, "Gözlem noktalarındaki askerlerimizin korumasını da büyük ihtimalle Suriye ordusu yapacak." görüşünü savundu.

- "Tampon bölge kurulmuyor"

Kemal Kılıçdaroğlu, Moskova'da Esed'in görüşünün de alındığını belirterek, gözlem noktalarının etrafındaki kuşatmanın kalkmadığını, teröristlerden kaçan sivil halkın Türkiye'ye göçünü önlemek amacıyla düşünülen bir tempon bölgenin de söz konusu olmadığını dile getirdi.

Kılıçdaroğlu, AK Parti Sözcüsü Ömer Çelik ile AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Mahir Ünal'ın da Moskova ziyaretinde bulunmasını eleştirerek "Uluslararası bir toplantıda ne işleri var? Bu parti olayı mı? 'Parti devleti' dediğimiz şey bu. Devletin bütün sınırlarına vakıflar ama Meclis'e gelince konuşmuyorlar." dedi.

Putin'in "Türk heyetini el işaretiyle yanına çağırdığını ve bu durumun ağrına gittiğini" söyleyen Kılıçdaroğlu, Rus devlet televizyonunda yayınlanan görüntülere ilişkin de "Bir görüntü içimi acıtıyor. Kapıda beklerken, birisi havaya bakıyor, birisi yanına bakıyor, birisi kravatıyla oynuyor, hepsi sıkkın, yapılan muameleyi görüyorlar. Haksızlık var mı? Var. Yanlış mı, evet yanlış. İnsanlar aşağılanıyor mu? Evet aşağılanıyor? Hak ediyorlar mı? Hayır. Bunu asla kabul etmiyor ve doğru bulmuyoruz." değerlendirmesinde bulundu.

- "Camiye, kışlaya ve adliyeye siyaseti sokmayın"

15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası Yenikapı'ya gittiği için eleştiri aldığını belirten Kılıçdaroğlu, orada "Camiye, kışlaya ve adliyeye siyaseti sokmayın. Eğer buralara siyaseti sokarsanız, Türkiye'de huzur kalmaz" mesajı verdiğini, aynı sözleri Mecliste de kullandığını anımsattı.

Erdoğan'ın "camide kurulan kürsüden konuştuğunu" dile getiren Kılıçdaroğlu, bir partinin genel başkanının camide oturup siyasi konuşma yapamayacağını, herkesin inançlara saygı duyması gerektiğini söyledi.

Erdoğan'ın konuşmasında "Şehitler verdik, Rusya ile ateşkes ilanında anlaştık. Temennim odur ki bu sürer ve bir Müslümanın Müslümanla savaşı da biter" şeklinde sözler sarfettiğini dile getiren Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"Yıllardır egemen güçlerin, Müslümanları birbirine kırdırmak için silah verdiklerini söyledim. Bunların maşalığını kim yaptı? Müslümanı Müslümanlara kırdıran kimlerdir? Sıkılmazsa 'Kılıçdaroğlu bundan da keyif alıyor' diyecek. Müslümanı Müslümana kırdırmadılar mı? Ellerine silah vermedin mi? Suriye bataklığına askeri sokmadın mı? Milyonlarca Suriyeli Türkiye'de değil mi? O insanları perişan etmedin mi? Onların vebali, günahı kimin boynunda? Ben bunları söyleyince kızıyorlar, istediğiniz kadar kızın, hak ve hukuku dile getirmeye devam edeceğim."

-"Medya üzerinde olağanüstü bir baskı var"

Kılıçdaroğlu, bazı gazetecilerin yargıda devam eden davalarına ilişkin değerlendirmelerde de bulundu.

Medyanın halkın gözü, kulağı ve sesi olduğunu vurgulayan Kılıçdaroğlu, Anayasa'da "Basın hürdür, sansür edilemez" hükmünün olduğunu; bu hükmün, basına baskı yapılmasına engel olunması için konulduğunu belirtti.

Devletin, basın mensuplarının rahat çalışması için gereken tedbirleri alması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "20 Temmuz'dan sonra Türkiye bir sivil darbe sürecine girdi. Cumhuriyet tarihinde ilk defa sivil darbe sürecini yaşıyoruz. Medya üzerinde olağanüstü bir baskı var. Kendilerini öven ve sadece kendileri için çalışan özel bir medya grubu var. Bunlar, sadece devletten aldığı paralarla besleniyorlar. Kamu kurumları bunlara büyük paralar aktarıyor. Bunların tek görevi siyasi iktidar ne yaparsa yapsın övmektir." diye konuştu.

"Havuz medyasının karşısında namuslu gazeteci ve aydınların kendi sosyal medyalarını oluşturduklarını" belirten Kılıçdaroğlu, OdaTV'nin de bu medya kuruluşlarından birisi olduğunu söyledi.

OdaTV haber sitesinin her gün bir milyondan fazla tıklandığını belirten Kılıçdaroğlu, "Bunu nasıl susturacağız? Milleti nasıl OdaTV'nin haberlerini izlemeyecek hale getiririz? Bunun mücadelesini veriyorlar." dedi.

Erdoğan'ın uçağında belirli gazeteciler bulundurduğunu iddia eden Kılıçdaroğlu "Bu gazeteciler Erdoğan'a soru sorarken hem soruyu sorarlar hem de 'olur ya başka bir şey söyler, unutabilir, farklı bir şey söyleyebilir' diye cevabını da verirler." ifadelerini kullandı.

OdaTV'ye ilişkin dava süreci hakkında görüşlerini dile getiren Kılıçdaroğlu, "Erdoğan, 26 Şubat 2020'da OdaTV ile ilgili düğmeye basıyor. Beyaz TV'den bir memuru, sözde gazeteci, Erdoğan'a soru sorarak 'Kavala'yı aklamaya çalışan ve savunan bir medya organı var. OdaTV, Soner Yalçın gibi isimler, 'OdaTV gezi kalkışmasında önemli medya ayaklarından biriydi', 'darbe girişiminde katil devlet, katil polis gibi manşetler attı' gibi ifadeler kullanıyor. Erdoğan da 'Ben bunun suç duyurusunu şu anda yapıyorum.' diye cevap veriyor. Arkasında düğmeye basılıyor ve süreç başlıyor." diye konuştu.

Libya'da şehit düşen MİT mensuplarının cenaze törenleriyle ilgili yapılan haberler nedeniyle gazetecilerin gözaltı sürecine de değinen Kılıçdaroğlu, "Evleri sabaha karşı basılıyor. 'Sivil darbe derken' bunu kastediyorum. Telefonla çağırsalar gidecekler ama cezalandırmak istiyorlar, evlerini basıyorlar. Ortada yazılı bir şey yok ama şifahi talimat var. Uzun süre bekletildikten sonra tutuklanıyorlar, serbest bırakıyorlar, bir süre sonra gelen telefonlar sonrası yeniden gözaltına alınıp tutuklanıyorlar." dedi.

Kılıçdaroğlu, tutuklanan gazetecilere seslenerek, "Sayın Barış Terkoğlu, Hülya Kılıç, Barış Pehlivan, Murat Ağırel, Ferhat Çelik'e ve Aydın Keser: Sizler hiçbir gücün önünde diz çökmeyen gazetecilersiniz, gazeteciliğin hakkını veriyorsunuz. Gazeteciliğin hakkını verdiğiniz için sivil darbe döneminde size bedel ödetiyorlar ama ödenen bedel Türkiye'nin aydınlığa çıkma bedelidir." ifadelerini kullandı.

Savcılığın bir an önce iddianameleri hazırlayarak mahkemelere sunmasını isteyen Kılıçdaroğlu, "Talimat aldığınızı biliyorum. Yüreğinizin bir yerinde en ufak bir vicdan kırıntısı kalmışsa iddianameleri süratle hazırlayıp mahkemelere gönderin. Neyi tutukluyorsunuz? Tutuklanma nedeni yok? Anayasa ve yasaya göre tutuklanamazlar ama ülkede ne Anayasa ne yasalar geçerli. Bir kişi istedi diye onun iradesi bütün hukuk sisteminin üstüne çıkıyor. Bunun için hukukun üstünlüğü değil, üstünlerin hukuku yaşanıyor." diye konuştu.

-"Sarayın tuzağına düşmeye kimsenin hakkı yok"

Yargıyı "bazı hakim ve savcıların bu hale getirdiğini" ileri süren Kılıçdaroğlu, onların "hakim ve savcı değil, Sarayın kalemşörleri" olduğunu öne sürdü.

Yargıya olan güvenin kalmadığına yönelik ifadeleri sadece kendisinin değil Yargıtay mensuplarının da söylediğini belirten Kılıçdaroğlu, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bazen güzel kararlar verdiğini ancak onların içine de "Sarayın nifak sokmaya çalıştığını" iddia etti.

Kılıçdaroğlu, şunları kaydetti:

"'Benim istediğim kararları verin, emekliğiniz geldiğinde size istediğiniz yönetim kurulu üyeliğini vereceğiz' teklifini yapıyorlar. Anayasa Mahkemesi üyeliği gibi şerefli bir görevi yapan bir kişinin bir başka kamu kuruluşuna gidip yönetim kurulu üyesi olması kadar sakat bir şey yoktur. Yetmedi mi sana? Yarın bir müfettiş gelip seni sorgulayacak. Anayasa Mahkemesi üyesi olarak sen bunu nasıl içine sindirirsin? Sarayın tuzağına düşmeye kimsenin hakkı yoktur. Yönetim kurulu üyeliğini gösterip 'şu kararı ver' denildiği zaman bu yargıya yapılmış en büyük kötülük olur."

Kılıçdaroğlu, "Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın avukatlarının FETÖ borsasının en önemli aktörleri olduğunu" öne sürerek, bu avukatların mal varlıklarını araştırılmasını istediğini ama bir gelişme yaşanmadığını ifade etti.

Ekonomiye ilişkin değerlendirmelerde de bulunan Kılıçdaroğlu, her geçen gün işsizliğin arttığını savundu.

Çay işletmelerine 830 mevsimlik işçi için 34 bin 961 kişinin başvurduğunu kaydeden Kılıçdaroğlu, "Rize, Artvin, Trabzon, Giresun gibi illerimiz aynı zamanda AK Parti'nin güçlü olduğu iller. Burada işsizlik bu boyuttaysa Yozgat, Samsun, Hakkari'yi siz düşünün. Batık krediler var, 21 katrilyon lira vatandaşın borç alıp ödemediği para söz konusu. Sadece ocak ayında vatandaşlar 6,6 katrilyon bankalara faiz ödedi. Bizim bu düzeni değiştirmemiz lazım." diye konuştu.

(Bitti)


Kaynak:Haber Kaynağı

HABERE YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.