"Keşke Konya'ya gitmeseydik!!!"
Çukurova Press Gazetesi'nden Nadir Fidancan Konya'yı yazdı.
Fidancan Basın Yayın Enformasyon'un düüzenlediği Konya gezisini ve gözlemlerini yazdı. Konya'yı öve öve bitiremeyen Fidancan "Keşke Konya'ya gitmeseydik!!!" başlıklı bir yazı kaleme aldı.
İşte o yazı:
Keşke Konya'ya gitmeseydik!!!
Yanlış anlamayın lütfen Konya'da kötü bir şey yok, tam tersi bu ilin Adana’ya göre başta sanayi olmak üzere bir çok alanda her yıl bir önceki yıla göre daha gelişmesi ve büyümesi ile belediyenin güzel hizmetlerinin yüzümüze tokat gibi çarptırılmasıdır…
Bildiğiniz üzere gecen hafta Başbakanlık Basın Yayın Enformasyon Genel Müdürlüğü ve Konya Basın Yayın Enformasyon İl Müdürlüğü işbirliği ile yabancı ve yerel basın bir araya getirilerek Şeb-i Arus törenleri programı dolayısıyla 4 günlük bir organizasyon için Konya’ya gittik. Bu programda Konya ile Adana arasındaki farklıları görünce, Adana’ya buruk bir şekilde dönmek durumunda kaldık… Gazetemizdeki Oktay Amca’nın dediği gibi Konya gezimiz aslında kitap olacak kadar dolu dolu geçti…
“Oh oh bizde bu var bak bizde buda var hatta buda var” diyerek bizi yerin dibine soktular. Bu 4 günlük muhteşem organizasyon ile şehrin tarihi yerlerini ve Şeb-i Arus törenlerini falan sizlere anlatmayacağım… zaten bunları gecen hafta hem bizim gazetede hem de tüm yayın organlarında dinlediniz izlediniz ve okudunuz.
Ben sizlere Türkiye’nin ilk Bilim Merkezi’ni, 360 derecelik ilk sinemasını, 42 katlı Kule Sini restaurantını, Konya Torku Şeker grubunun et ve süt işleme tesislerini (ki adamlar tesisi gezdirmek ve ürünlere bakteri bulaştırmamak için fabrikaya gezi parkuru bile yapmışlar) bunları aktarırken, Akyokuş Tesislerinde ise Konya mutfağı menüsünü yemeden, buraları görmeden “Konya’yı gezdim gördüm” veya “Bizim şehrimiz daha güzel” demeyin!
Arkadaşlar burada biz bize konuşuyoruz;
Konya gezimiz geride kaldı ama bunu da sormadan edemeyeceğim; neden Konya'daki tüm kamu ve STK’lar gibi bir güç birliğimiz yok, onlar da bizler gibi düşünüyor ve çalışıyorlar, bizde düşünüyor ve çalışıyoruz ama aradaki fark nedir? Neden biz hep geriye doğru giderken Konya ve çevre illerimiz Mersin, Gaziantep, Kayseri hatta ve hatta Kahramanmaraş gibi iller hep ileriye ve daha yukarı gidiyor.
Ben şahsı işlerim dolayısı ile bir çok şehri ve ülkeyi ziyaret ettim, her zaman şunu söylerim; “ne olursa olsun Adana benim için çok farklı ve bir köy bile olsa Adana'dan başka bir ilde sürekli yaşamak istemem” diye…
Eskiden arkadaşlarıma “Adana da trafik sorunu yok, şehrin bir ucundan bir ucuna 1 saatte gideriz, merkezden güneye yarım saatlik yol ile denize, kuzeye yarım saatlik yol ile yaylaya, dağa kayak yapmaya gideriz, tarım ve sanayi açısından da sebze, meyve ucuzluğu ve tazeliğinin yanı sıra kira masraflarının ucuzluğu” ile havamı atıyordum… Daha sonra da kendi şehirlerinde aldıkları maaşları ile geçinemeyen arkadaşlarıma aynı maaş ile Adana da ev sahibi olabileceklerini anlatır dururdum… Ama maalesef ki; şimdi bu attığım havaların nerdeyse hiç biri ile “hava atacak” durumumuz kalmadı…
Herkes benim gibi düşünmüyor artık… Adana dan kopmak için bahaneler arıyor, bir şeyler vesile olsun da bu Adana’da “dikili bir ağacım” bile kalmasın çekip gideyim İstanbullara diye düşünüyorlar…sırf benim etrafımda ki bir çoğunu sizlerin de tanıdığı mesela Adanaspor Kulübü Başkanı Bayram Akgül, kendi dile getirdiği için ve şuan ismini yazamadığım (dost meclisinde söylediği için) herkesin tanıdığı bir Meclis Üyesi İşadamı ağabeyimiz ve daha niceleri..!!!
Daha fazla sözü uzatmak istemiyor, canımı ve canınızı sıkmak istemiyorum.
Sonuç olarak ben de, Konya Büyükşehir Belediye Başkanı Sayın Tahir Özyürek’in dediği gibi “şehrimize her geldiğinde Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın eli boş gelmesin, şehrimize her ay gelsin” diyordu.. Biz her ay gelsin demiyoruz ama Adanamıza 3 ayda 5 ayda, 1 yılda gelsin ve eli boş gelmesin…Adanamıza merkezi hükümet desteği gelsin, her şehirde olmayan bakanımız var, her şehirde olan milletvekilleri bizde de var, bizim de valimiz, belediye başkanlarımız, ticaret odamız, sanayi odamız, kalkınma ajansımız, STK’larımız, organize sanayimiz, daha niceleri var, ama bu güç birliğini yapacak, sağlayacak bir baba yiğidimiz yok, bir “ağa” bir “Babamız” yok, bir “Ağabeyimiz” yok!!!
Not: Tabii ki Adananın güzellikleri var, vur deyip öldürmüyoruz ama bırakalım onu bizim Konya’yı övdüğümüz gibi başkaları da Adanayı övsün...
Son sözüm Adana Basın Yayın Enformasyon Müdürlüğü’ne; Lütfen her Nisan ayında gerçekleştirilen “Portakal Çiçeği” etkinliği için de ulusal ve uluslar arası basın mensuplarının da izleyebileceği bir çalışmayı organize yapması… Bu etkinlikler kapsamında en az 4-5 günlük bir program gerçekleşmesi ve Adanamızın tarihi ve turistik yerlerini gezmeleri ve ekonomisi ile ilgili bilgilerin ilk ağızdan bilmelerinin sağlanmasını gerçekleştirmesi için girişimlerde bulunması…