Kerem Alışık'tan ilginç açıklama
Ünlü oyuncu babasının ölümünden sonra değişen kaderini açıkladı
Ünlü oyuncu babasının ölümünden sonra oyuncu olduğunu söyledi. alışık, "Dikilitaş'ta futbol oynuyordum. Aklımda sahne yoktu" dedi
RÖPORTAJ: Şebnem ÖZCAN
-Kerem Bey kendinizi hangi sıfatlarla tanımlarsınız?
Sadece oyuncu olarak tanımlamayı uygun görüyorum. Aslında anne, baba oyuncu evde hep oyunculuk konuşuluyor, ben de çocukça bir tepki vermişim, "Hayır ben oyuncu olmayacağım" demiştim. Halbuki bu çocukça bir başkaldırıydı. Armut dibine düşer, benim için de aynen öyle oldu. Babamın yokluğunda oyuncu oldum. Annem çok ısrar etti.
-Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?
Dikilitaş'ta futbol oynuyordum. Çok da iyi oynuyordum. Futbolcu olurdum herhalde. Babam da benim sanatın içinde olmamı hep istemiştir. Ama maalesef benim oyuncu olduğumu görmedi. Yaşasaydı beni görseydi. Hayatımdaki en büyük üzüntüm budur.
-İlk kazandığınız parayla ne aldınız?
Araba almıştım. Ehliyetim yoktu, araba kullanmayı bilmiyordum ama gidip araba aldım kendime. Hiç unutmam Murat 131'idi. Okuldaki arkadaşlarımdan özenmiştim.
-Şöhret başınızı hiç döndürmedi mi?
Yok, zaten ben çocukluğumdan beri annem ve babamdan dolayı şöhretin ne olduğunu, tanınmanın ne manaya geldiğini çok iyi biliyordum. Bu yüzden oyuncu olduktan sonra hiçbir zaman kendimi beğenmiş biri olmadım. Alçakgönüllülüğü kendime ilke edindim.
-Mahçup, utangaç haliniz genetik kodunuzda mı var yoksa sonradan olma mı?
Hep bende vardır. Kendimi bildiğim bileli, o mahcubiyet, çekinme hali,utangaçlık vardı. Kağıt ve kalemle sırdaş olmak, bütün bu biriktirdiklerimi şiir olarak aktarmama sebep oldu.
72. Koğuşta'ki çaresizlik beni çok ağlattı
-En son sizi ne ağlattı?
72. Koğuş ağlattı beni... 40'lı yıllarda insanların çektikleri o çaresizliği seyredince oturup ağladım.
-Rolünüz için nasıl bir değişim yaşadınız?
Sakal bıraktım, dişlerim özel bir teknikle çürük hale getirildi. Kirletildik üstümüz başımız yırtık pırtık çoraplar, kazaklarla berbat bir karakter oldum.
-Filmi kaç kişi izledi ?
250 bin civarında, film vizyondan kalkana kadar 300 bini bulacaktır.
-Soğuk suyla mahkumların yıkandığı sahne sizin için ne kadar zor oldu?
O sahneyi iki defa çektik. Çok zordu. Bir kere çekildi, teknik açıdan bir kere daha çekilmesi gerekti. Tam çaylar ıhlamurlar içtik, sonra tekrar soğuk suyla yıkandık. O sahneden sonra birçok arkadaşımız hasta oldu.
Babam önce insan olmayı öğretti
-Sadri Bey'den babalığa dair neler öğrendiniz?
İnsanların büyüdükçe küçülmesi gerektiğini ben babamdan öğrendim ve oğlum Sadri'ye de anlattım. İnsan ayırımı yapmaması gerektiğini söyledim. Bir tek farkımız, babam bana sevgisini şefkatini göstermekte tutumluydu. Ben oğluma biraz daha bonkörüm. Ben hayatım boyunca içki, sigara, kumar, uyuşturucudan uzak durdum. Sanat insanı tedavi eder. Bunlara yönelen hiç kimse sefahat peşinde koşmaz. Oğlum beni örnek aldı. Babası gibi içki içmeyen sigara içmeyen yani son derece inançlı, çok efendi bir çocuk olarak yetişti. Ben hep şunu söylerim, spor ve sanat insanı onarır tedavi eder. Bunlara yönelen hiç kimse sefahat peşinde koşmaz.
RÖPORTAJ: Şebnem ÖZCAN
-Kerem Bey kendinizi hangi sıfatlarla tanımlarsınız?
Sadece oyuncu olarak tanımlamayı uygun görüyorum. Aslında anne, baba oyuncu evde hep oyunculuk konuşuluyor, ben de çocukça bir tepki vermişim, "Hayır ben oyuncu olmayacağım" demiştim. Halbuki bu çocukça bir başkaldırıydı. Armut dibine düşer, benim için de aynen öyle oldu. Babamın yokluğunda oyuncu oldum. Annem çok ısrar etti.
-Oyuncu olmasaydınız ne olurdunuz?
Dikilitaş'ta futbol oynuyordum. Çok da iyi oynuyordum. Futbolcu olurdum herhalde. Babam da benim sanatın içinde olmamı hep istemiştir. Ama maalesef benim oyuncu olduğumu görmedi. Yaşasaydı beni görseydi. Hayatımdaki en büyük üzüntüm budur.
-İlk kazandığınız parayla ne aldınız?
Araba almıştım. Ehliyetim yoktu, araba kullanmayı bilmiyordum ama gidip araba aldım kendime. Hiç unutmam Murat 131'idi. Okuldaki arkadaşlarımdan özenmiştim.
-Şöhret başınızı hiç döndürmedi mi?
Yok, zaten ben çocukluğumdan beri annem ve babamdan dolayı şöhretin ne olduğunu, tanınmanın ne manaya geldiğini çok iyi biliyordum. Bu yüzden oyuncu olduktan sonra hiçbir zaman kendimi beğenmiş biri olmadım. Alçakgönüllülüğü kendime ilke edindim.
-Mahçup, utangaç haliniz genetik kodunuzda mı var yoksa sonradan olma mı?
Hep bende vardır. Kendimi bildiğim bileli, o mahcubiyet, çekinme hali,utangaçlık vardı. Kağıt ve kalemle sırdaş olmak, bütün bu biriktirdiklerimi şiir olarak aktarmama sebep oldu.
72. Koğuşta'ki çaresizlik beni çok ağlattı
-En son sizi ne ağlattı?
72. Koğuş ağlattı beni... 40'lı yıllarda insanların çektikleri o çaresizliği seyredince oturup ağladım.
-Rolünüz için nasıl bir değişim yaşadınız?
Sakal bıraktım, dişlerim özel bir teknikle çürük hale getirildi. Kirletildik üstümüz başımız yırtık pırtık çoraplar, kazaklarla berbat bir karakter oldum.
-Filmi kaç kişi izledi ?
250 bin civarında, film vizyondan kalkana kadar 300 bini bulacaktır.
-Soğuk suyla mahkumların yıkandığı sahne sizin için ne kadar zor oldu?
O sahneyi iki defa çektik. Çok zordu. Bir kere çekildi, teknik açıdan bir kere daha çekilmesi gerekti. Tam çaylar ıhlamurlar içtik, sonra tekrar soğuk suyla yıkandık. O sahneden sonra birçok arkadaşımız hasta oldu.
Babam önce insan olmayı öğretti
-Sadri Bey'den babalığa dair neler öğrendiniz?
İnsanların büyüdükçe küçülmesi gerektiğini ben babamdan öğrendim ve oğlum Sadri'ye de anlattım. İnsan ayırımı yapmaması gerektiğini söyledim. Bir tek farkımız, babam bana sevgisini şefkatini göstermekte tutumluydu. Ben oğluma biraz daha bonkörüm. Ben hayatım boyunca içki, sigara, kumar, uyuşturucudan uzak durdum. Sanat insanı tedavi eder. Bunlara yönelen hiç kimse sefahat peşinde koşmaz. Oğlum beni örnek aldı. Babası gibi içki içmeyen sigara içmeyen yani son derece inançlı, çok efendi bir çocuk olarak yetişti. Ben hep şunu söylerim, spor ve sanat insanı onarır tedavi eder. Bunlara yönelen hiç kimse sefahat peşinde koşmaz.