Kayseri: Konya ve Mevlâna tanıtılmıyor!
Gazeteci-yazar İhsan Kayseri, Konya Aydınlar Ocağı tarafından “Konya’nın Ebu’l-Vefâ’sı” ödülüne lâyık görüldü.
Gazeteci-Yazar İhsan Kayseri, Konya kültürüne yaptığı hizmetlerinden dolayı Konya Aydınlar Ocağı tarafından “Konya’nın Ebu’l-Vefâ’sı” ödülüne lâyık görüldü.
Sille Kültür Evi’nde gerçekleştirilen Salı Sohbeti’nde “Geçmişten Geleceğe Konya” hatırlaranı anlatan yazar İhsan Kayseri’ye; “Kanaat önderlerini anma ve Konya Kültürüne Hizmetlerinin 45. Yılında “Konya’nın Ebu’l-Vefâ’sı” İhtifalci Sayın; İhsan KAYSERİ Beyefendiye teşekkürü bir borç biliriz” yazılı teşekkür plaketini, gazeteci-yazar Seyit Küçükbezirci takdim etti. Küçükbezirci yaptığı kısa takdim konuşmasında, “İhsan Kayseri Bey, bu ödülü çoktan haketmişti. Çünkü o, ölülerimiz ile dirilerimizi unutmayan gerçekten vefâlı bir dost, candan bir arkadaştır. Kendisine huzurlarınızda bu hizmetlerinden dolayı teşekkür ediyor, Aydınlar Ocağı’mızı da bu vefâlı davranışından dolayı kutluyorum” dedi.
Ocak Başkanı Dr. Mustafa Güçlü de, “Kanaat önderlerini hatırlayan ve anan pek çok vefâ dolu insan var. Ama İhsan Abisi gibi yok. O bu konunun zirvesidir. Bugün onun Konya kültürüne yaptığı hizmetlerinde, 1966 yılından beri 45. senesini doldurup 46. seneye ayak basıyor. Kendisine hizmetlerinin devamını diliyoruz” şeklinde konuştu.
“Geçmişten Geleceğe Konya” hatıralarını anlatırken tarihi eserlerimize değer verilmediğini ve türbelerin yıkıldığını ifade eden Kayseri, Konya’nın ve Mevlâna törenlerinin de doğru dürüst tanıtılmadığını belirtti. Konya’nın tarihte dünya’da hep ilklere imza attığını ve bunlar arasında spor, ahilik, standart ve kalite belgesi ile faizsiz bankacılığın geldiğini kaydeden Kayseri, Mevlâna Hazretleri’nden sadaka taşlarına, sel sebillerden Konyaspor ile gazeteciliğe ne zaman başladığına varıncaya kadar pek çok hatırasını dile getirdi.
TYP Konya Şube Başkanı Bekir Şahin, Seyit Küçükbezirci, Suphi Soğancı gibi tanınmış simalardan akademisyenlere, gazeteci-yazarlardan esnaf ve iş adamlarına varıncaya kadar çok sayıda dinleyicinin bulunduğu sohbette eski Kütüphaneci Hasan Yörük’ün celâlli ve espirili konuşmaları, konukları hem güldürdü hem de düşündürdü.
Kayseri, 1,5 saate yakın devam eden konuşmasında gazetecilik hatıralarından Konyaspor’un kuruluşu ve Şeker Furuş’a kadar şu hatıraları dile getirdi.
"GAZETECİLİK"
Ben basketbol sporu yaptım. Şekerspor’da başladım. Vezir Balcıoğlu antrenörümüzdü. Maçtan sonra bizi salmazdı. Şimdiki gibi o zaman televizyon yoktu. Büyüklerinizi izleyin ve nasıl yaptıklarını takip edin derdi. Metin Oktay antremandan sonra bin şut atarmış. O bu şutları attığı zaman o penaltıyı atar arkadaş. İhsan abinin oğlu Yılmaz Erkangül vardı. Yarı sahadan attımıydı basket yapardı. Ama düşünün nasıl bir aşkla. Gece potanın oraya gece feneri koyuyor öyle basketbol çalışıyor. O zaman salon falan yok.
Sonra ben bisiklet sporu yaptım. Heyecan ve aşk basketbol sporunda da bisiklet sporunda da var. Gazetecilikte de heyecan ve hareketlilik var. Demek ki bu benim genimde varmış. Ben bisiklet sporundan gazeteciliğe başladım. Bisiklet sporu için Antalya’ya, Gaziantep’e, İskenderun’a gidiyoruz. Ben açıyorum telefonu ve Nail abiye haber veriyorum. İşte İhsan Kayseri İskenderun’dan bildirdi. Hem yarış koşuyoruz hem de bildiriyoruz. Benim de işime geliyordu, onun da. Yani bu bir zevk meselesi, aşk meselesi. Aşk olmadan meşk olmaz arkadaş. Heyecan duyacaksın. Ve bu şekilde gazeteciliğe başladım. İlerledik zamanla. Ben 20 yaşında iken Milliyet Gazetesinin Konya temsilciliğini aldım. O zaman Abdi İpekçi genel yayın müdürü idi. Sporun Milliyet’de arka sayfadan okunduğu yıllardı. O zaman sayfa sayfa haberlerim çıkardı. Gazetecinin görmesi lâzım. Bakacak ve görecek. Bakıp da görmezse olmaz.
HATIRALAR
Erbakan
Yeri gelmişken Erbakan ile ilgili bir hatıramı anlatayım. Yasaklı devreden yeni çıkıyorlar. Kendisini Ankara hududunda karşıladık. Güneş’te çalışıyorum. Kula’ya geldi. İçeriye girerseniz Anıt alanına doğru giderseniz. Yuvarlak biçimde olduğu için öyle bir şey kurmuşlar ki sanki benim istediğim gibi. Sanki Erbakan Atatürk’e karşı konuşuyor. Ne iyi ya dedim. Başka gazeteci de yok. Ben orada 36 pozu birden bitirdim. Gazeteci olarak en iyi resmi yakalayacaksın. İstanbul’a gönderdim ve haberim resimli olarak birinci sayfadan çıktı.
Kenan Evren
Tercüman’da çalışıyorum. Kenan Evren Konya’ya gelmişti. Yüksek İslâm Enstitüsü’nü ziyaret etti. Okul müdürü de Durmuş Sert’ti. Masanın üzerinde Türk bayrağına sarılı bir Kur’an-ı Kerim vardı. Polise dedim ki sakın kimseyi içeriye alma. Havamızda var ya. Almadı ve şahane bir resim çektim. Kenan Evren, bayrağa sarılı Kur’an’ı aldı öptü ve başına koydu. Bir tarihte bisiklet yarışı dolayısıyla Armutlu’daki evinde ziyarete gitmiştik. Kendisine o hadiseyi anlattım. Bana, solcular bizi o haberden dolayı tenkit etmişlerdi. Kur’an’ı öpüp başımıza koyduğum için. Bayrağa sarılı Kur’an’ı öpüp elbette başıma koyacam dedi.
Sakıp Sabancı
İş adamı Sakıp Sabancı Mevlâna törenlerine gelmişti. Kendisi bildiğiniz gibi medyatikti. Vehbi Koç öyle değildi. Mevlâna İhtifâlleri eskiden stadyumdaki Atatürk Kapalı Spor Salonu’nda yapılıyordu. Arkada kulis ve soyunma odaları vardı. Sakıp abiye kuliste Mevlevî kıyafeti giydirdik. TRT’de prodüktör ve bizim gazetede de çalışan Samim Şenyüz ile birlikte, kimseyi odaya koymadan güzel bir haber yapmıştık.
Sakıp Sabancı her yıl Mevlâna törenlerinde Konya’ya gelirdi. Ben sizlerden çok özür dilerim. Konya’mız ve Mevlâna törenleri tanıtılmıyor. Sakıp Sabancı geldiği zaman beraberinde bir ordu gelirdi. Daha o gelmeden haberi gelirdi bize. Sakıp Ağa’yı yakından takip edin. Boş bırakmayın. Hem haber açısından hem de olay açısından önemli kişileri yakından takip edeceksiniz. Olaylara yakından görüp bakacak, o şekilde haber yapacaksınız.
KONYASPOR NE ZAMAN KURULDU?
Konyaspor ne zaman kuruldu? Bileniniz var mı? Amblemlerinde 1981 yazar. Halbuki o tarih yanlıştır. O dönemlerde İdmanyurdu ve Konyaspor vardı. Birleştikleri zaman İdmanyurdu, Konyaspor’a iltihak etti. 1981’de tüfek zoruyla. Sıkıyönetim Komutanlığı’na üç kişi misafir edildi. Bedrettin Demirel döneminde misafir edildiler ve onlarda korktukları için birleşmeyi kabul ettiler. Konyaspor’un kuruluş tarihi 1981 değildir. Konyaspor’un kuruluş tarihi 1955’lere kadar gider. O yıllarda sarı-yeşil renklerde Konyaspor vardı. Sonra ismi değişti Gençlerbirliği oldu. Orhan Şeref Apak geldi Konya’ya. Sonra Gençlerbirliği, Çimento Spor, Stad Spor, Selçuk Spor, Kültür Spor gibi birtakım kulüpleri birleştirdiler. İdmanyurdu ben birleşmem dedi. Orhan Şeref Apak cephe aldı ve bunları birleştirdi. Fakat İdmanyurtlular çok kuvvetlilerdi.
Ali Rıza Aydos diye bir vali vardı Konya’da. İdmanyurdluları davet etmiş. Niye birleşmiyorsunuz diye Vali odasında fırça atacak. Nuri Küçükköylü başta olmak üzere Valiye girişmişler; birleşmeyiz, şöyle yapmayız, böyle yapmayız diye. Basmış düğmeyi ve odacıya ‘kapıyı aç beyefendiler dışarıya çıkacaklar’ demiş, Yani onları kovalamış. Sen bunu nasıl yaparsın diyerekten 24 saat içerisinde Konya’dan Valiyi aldırdılar. Yani kuvvetlilerde İdmanyurtlular. İdmanyurdu o dönemde 3. ligde, Konyaspor da 2. ligde oynuyordu. Bu da gazeteci olarak bizim için avantajdı.
700 YIL ÖNCE 700 YIL SONRA
Kervan yolu dedim ya.
Form Aparmanının orada Cem Sultan’ın köşkü vardı. Oradan İhsaniye Caddesi geçer. Eski Bando Bölüğü’nü ve Devlet Demir Yollarını geçtikten sonra Alavardıya gidiyoruz. Solda Hoca Fakıh Camisi var. Sağda ne var? Şeker Furuş Türbesi ve Şeker Furuş Hanı var.
Kervan Antalya’dan şeker almış develerle birlikte geliyor. Şeker Furuş, sabah namazında taşın üzerine oturmuş. Kervancı başına soruyor: Ey! Kervancı başı yükün ne? Kervancıbaşı da şeker desem belki izin verecek veya vermeyecek diye düşünürken tuz, tuz demiş. Şeker Furuş da; o zaman tuzsa tuz olsun, tuzsa tuz olsun demiş. Beyhekim’in oradaki meydan pazarına gelmiş. Açmış ve bakmış ki çuvaldakiler tuz. Eyvah! Şimdi ben ne yapacağım diye dövünürmüş öyle. Adamın biri gelmiş ve hiç birşey yapma. Sar ve geldiğin gibi başka bir kapıdan ve bir sabah vakti tekrar gir demiş. Kervancı başı aynen yapmış ve Şeker Furuş; kervanın nedir diye sormuş. Şeker efendim, şeker efendim demiş. Şeker Furuş Dede de; şekerse şeker olsun, şekerse şeker olsun demiş.
Ve Şeker Fabrikası’nın kurulduğu yer eskiden Şeker Furuş Tekkesiymiş. Şeker Furuş Hanıymış. Şeker Furuş orada yatıyor. Şeker Fabrikası’nın kendisi orayı düzeltse ve Şeker Furuş Türbesi’ni tekrar onararak Şeker Furuş burada yatıyor dese kötü mü olur? Kim biliyor orada Şeker Furuş Türbesi ve hanının olduğunu?
700 yıl önce orada varmış. 700 yıl sonra tekrar oraya Şeker Fabrikası yapılmış. Üzüm bağlarının olduğu yer Şeker Fabrikası’nın olduğu yer. İmiş aslında. Başka yerde de yapılabilirdi. Demek ki Cenab-ı Allah onu o yola doğru sürüklüyor.”
memleket.com.tr