Karaman'da üç gün

Karaman'da üç gün

Belki kaç kere yazmışımdır, Karaman en sevdiğim şehirlerden biridir.

Zeki Oğuz

Belki kaç kere yazmışımdır, Karaman en sevdiğim şehirlerden biridir. Bu yüzden sık sık giderim. Kimi zaman bir dostla hasbıhal etmek, kimi zaman bir tarihi köşesini keşfetmek için düşerim yollara.

İlk gidişim 1969 yılında çiçeği burnunda bir gazeteciyken rahmetli gazeteci arkadaşım İbrahim Sur ile birlikte gitmiştik, o tarihten bu yana hiç kopamadım Karamanoğullarının bu güzel şehrinden.

23-24-25 Mart günleri Karaman”da Ulusal İnanç ve Kültür Turizmi Sempozyumu vardı. Değerli araştırmacı, yazar, iş adamı Rıza Duru, Seyit abi ile benide çağırmıştı sempozyuma. Biz yazar- gazeteci kimliğimizle izleyecektik bilgi şölenini. .

İlk iki gün açılış ve konuşmalar vardı. Değerli bilim adamları görüşlerini aktardılar, güzel sunumlar izledik. Üçüncü gün Taşkale ve Karadağ gezisi vardı. Daha önceleri defalarca gördüğüm bu yerleri bilim insanlarıyla gezmek, fotoğraflamak bir başka güzeldi.

Bilgi şöleninin en güzel yanlarından biri ilk gün Prof. Dr. Semavi Eyice”yi dinlemekti. Değerli hocamız elli beş yıl önce gezmiş, incelemiş Karadğı. Güzel bir kitaplada taçlandırmış bu gezisini. Ellibeş yıl sonra oraları yeniden gezmek mutlu etmiş Semavi hocayı.

23 Mart Cuma akşamı birde güzel sürprizle karşılaştık. Akşam kapalı spor salonunda Türksoy folklör ekiplerinin halk oyunları gösterileri varmış. Doyumsuz bir ziyafet oldu bizim için.

Taşkale gezisi yeni bir düş kırıklığı oldu benim için. Bunu daha önce yazmıştım, ölü bir beldeye dönüşüyordu Taşkale. Bu kere tam anlamıyla ölü bir beldeydi karşımıza çıkan. Belki oraya ilk defa gidenler fark etmemiştir ama bu güzel beldenin hayat dolu olduğu yılları bildiğim için yüreğim burkuldu beldenin o haline.

İlk gittiğim yıllarda onlarca halı atölyesi vardı bu güzel beldede. Belki o ünlü kızıllar halısı dokunmuyordu ama tezgâhlarda onlarca kızımız kirkit vuruyordu. Okuma oranı çok yüksekti. Liseyi bitiren kızlarımız üniversiteye gidemeseler bile halı dokuyarak geçimlerini sağlıyorlardı. Sonraki yıllar fabrika halısı el dokumalarına galip geldi, halı tezgâhları atıl hale geldi. Sanırım bunda yörede iş yapan halı tüccarlarının da rolü oldu. Onların aç gözlülükleri, az ücret verip çok para kazanma hırsları bezdirdi halı üreticisi kızlarımızı.

Karaman İl Kültür ve Turizm Müdürlüğünün Karadağa daha çok ilgi gösterdiğini fark ettim. Bu arada yanlış bir karara imza atmak üzere olduklarını gördüm. Madenşehir, tarihi kalıntıların yoğun olarak bulunduğu, Üçkuyu ve Derbeye göre hayli kalabalık bir beldemiz. İl Kültür ve Turizm Müdürü bilgi şöleninde Madenşehirin taşınacağından sözetti. Tarih içinde yaşayan insanlarla canlılığını korur. Gezdiğim yerlerde bunu birebir gördüm, yaşadım. Eski beldelerine yakın bir yere iskân edilseler de beldenin boşaltılmasının bir mantığını göremedim ben. Kaldı ki o insanlar içinde yaşadıkları tarihi koruyorlar. Sahip oldukları hazinenin farkındalar. Onları yaşadıkları mekândan çıkarmak birazda define avcılarına ortamı serbest bırakmak demek olacak. Gün doğacak hazine avcılarına.

Karaman, tarih ve doğa olarak çok şanslı illerimizden biri. Bütün güzelliklere kolayca ulaşılacak kavşak bir noktada. Yapılan bilgi şölenide ilin yöneticilerinin ve önde gelenlerinin bu şansı gördüklerini gösteriyor. Sorun şurda, onların bu şansı görmeleri yetmiyor, bu noktada şehrimiz yöneticilerinin ve turizmden ekmek yiyenlerin de taşın altına ellerini uzatmaları gerekiyor. Ancak iki şehir Konya ve Karaman birlikte hareket ederlerse amca ulaşılabilir. Ben iki şehrin birlikte hareket etmesinin de yetmeyeceğini düşünüyorum. Bu iki şehre Beyşehir ve Ereğlinin de dâhil olması gerektiğini düşünüyorum.

Ege bölgesindeki tur operatörleri turları Göller Bölgesi ile sınırlı tutuyorlar. Turları Beyşehire bile uzatmadan Eğirdir Gölünden geri döndürüyorlar. Oysa Beyşehir doğa ve tarih olarak çok zengin ilçelerimizden biri.

Beyşehirden yola çıkarak Bozkır, Hadim, Ermenek üzerinden Karamana ulaşılacak bir gezi ise dünyanın sayılı cennetlerine ulaştırır gezginleri. Sadece küçük birer örnek vereyim, Bozkırda Zengibar kalesi, Hadimde Yerköprü Şelalesi, Ermenekte Zeyve pazarı hayatta enaz bir kere görmeye değer güzelliklerdir.

Karaman ve çevresi ise bir gezgini bir gün değil günlerce kalmaya yönlendirir. Tarihi ve doğası ile Taşkale, Yeşilderede Yunus Ermenin atalarının yurdu İsmail Hacı yaylası, güzelim Gödet vadisi, binlerce yıldır Hititlerde Bizanslılara ev sahipliği yapan görkemli Karadağ ve hemen eteğindeki sekiz bin yıllık Çatalhüyük, hangi birini sayayım.

Bildiğim kadarıyla Ermenek çevresi yayla turizmi bakımından kendini kabul ettirmiş durumda. Sahillerde bunalan insanlarımız mayıs ayından itibaren bu ilçemizin yaylalarına çıkıyorlar.

Karaman yöneticilerinin ve önde gelenlerinin görevi Karaman çevresindeki değerleri öne çıkarmak, daha iyi anlatmak ve sahillerde bunalan insanları daha içerlere çekmek. Artık günümüzde insanlar tatil deyince sadece deniz kıyılarını değil dağları, yaylaları, tarihi mekânları düşünüyorlar. Bu da Karaman çevresinde fazlasıyla var.

İbrala ve Gödet vadilerinde doğa yürüyüşleri, Karadağda tarihi soluyarak kamp yapmak dünyalara değer. Bu anlatılmalı insanlara.

Bilgi şöleninde Karamanlı kadınlarımız ürettikleri bebekleri sergilediler, şölen sonunda da birer tane hediye ettiler. Bu gibi şeyler yeniden canlandırılmalı, en başta da Taşkalenin o ünlü Kızıllar halısının yeniden üretiminin bir yolu bulunmalı. Günümüzde gezginler yerel tatlara  çok önem veriyorlar. Karaman bu yöndende çok şanslı. Başlı başına bir arabaşı bile yeterli bir gezgin için. Üç kuyu da yediğimiz, muhtarın ikramı ballı höşmerimin tadını hala unutamıyorum. O ballı höşmerimin tadına varan bir kere değil birkaç kere düşer Üçkuyu köyünün yoluna.

Öncelikle şehrimizdeki turizm acentelerine, turizmden ekmek yiyenlere öneriyorum, bir kere gidin görün Karaman ve çevresindeki güzellikleri. Sonra gönül rahatlığıyla götüreceksiniz oralara gezgin müşterilerinizi.    

 

 karadagda-bzins-kalintilari.jpg

karaman--kalesi.jpg