Karaciğer nakliyle ikinci hayatını yaşıyor
17 Ağustos 1999'un sabahında karaciğer nakliyle hayata bağlanan Gülşah, şimdi sağlıklı bir yaşam sürüyor
Türkiye'yi yasa boğan Marmara depreminin yaşandığı 17 Ağustos 1999'un sabahında karaciğer nakliyle hayata bağlanan Gülşah Tetik, yaklaşık 8 yıldır sağlıklı bir yaşam sürüyor.
İzmir'de yaşayan ve muhasebecilik yapan baba Şevki Tetik, bir ziyaret için geldiği Konya'da, yaptığı açıklamada, şimdiki adı Gülşah Ceren Tetik olan kızının 17 Haziran 1987 yılında doğduğunu ve 9 aylıkken bazı sağlık sorunları yaşadıklarını söyledi.
İlk kızının sağlıklı olduğunu, ancak ikinci kızı Gülşah'ın karaciğerinde glikojen depo hastalığı görüldüğünü anlatan baba Tetik, ''Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde 9 aylıkken bu teşhis konuldu. Gülşah'ın zorlu yaşam mücadelesi 9 aylıkken başladı. Karaciğer nakli yapılması gerekiyordu, ancak Türkiye'de henüz böyle bir çalışma yapılmamıştı'' dedi.
O günden sonra Gülşah'ın belli bir diyete bağlı yaşadığını, diğer çocuklar gibi istediğini yeyip içemediğini vurgulayan Tetik, sık aralıklarla gittikleri hastanenin adeta evleri gibi olduğunu kaydetti.
Yıllarca karaciğer nakli için beklediklerini ve hastalıkla büyük mücadele verdiklerini dile getiren Tetik, şunları söyledi: ''9 yaşına geldiğinde 1996 yılında gece saatlerinde tıp fakültesinden aniden bir telefon geldi ve doktorumuzun bizi beklediği söylendi. Gülşah'ı da alıp hastaneye gittik. O dönemlerde kadavradan karaciğer nakli Ege Üniversitesi Tıp Fakültesinde ilk kez yapılacaktı. Doktor bizi bir odaya aldı ve (hemen kararınızı verin) dedi. Ya masada kalacaktı ya nakil olacaktı sonra ölecekti ya da hayata bağlanacaktı. Bir baba birkaç dakika içinde bu kararı nasıl versin? Doğru kararı veremedik, nakili kabul etmedik. Hata yaptığımızı sonra öğrendik.''
ÜLKEYİ AĞLATAN 17 AĞUSTOS, GÜLŞAH'I VE AİLESİNİ GÜLDÜRDÜ-
Baba Tetik, bu olaydan bir süre sonra canlıdan karaciğer nakli yapılmasının gündeme geldiğini ve bunun için kendisinin uygun bulunduğunu belirterek, ''Doktorlar bana (hazır ol) dedi. O andan itibaren sigara ve alkolün yanından geçmedim. Karaciğerimi kızım için hazırladım. Ancak, yine olmadı. Bazı nedenlerden dolayı bu nakil de gerçekleşmedi'' dedi.
Doktorların 9 aylıkken fazla yaşamaz dediği Gülşah'ın 12 yaşına kadar hayatla mücadelesini sürdürdüğünü vurgulayan baba Tetik, şöyle devam etti:
''16 Ağustosta bir aileyi üzen bizi de sevindiren haberi aldık. Türk anne, İngiliz babanın kızı 6 yaşındaki Ceren Kerley'in bir kuaförde elektrik akımına kapılması sonucu öldüğünü öğrendik. Kerley'in karaciğerinin uygun olduğu ve Gülşah'a nakil yapılacağı söylendi. Yine (hemen karar verin) denildi. Biz de kararımızı hemen verdik ve nakil yapıldı. Gülşah, ülkeyi yasa boğan Marmara Depreminin yaşandığı 17 Ağustos 1999'un sabahında ameliyatla hayata bağlandı. Kızımın hayatında 3 önemli 17 bulunuyor. 17 Haziranda doğdu, 17 Mayısta (1999) ayağını kırdı, 17 Ağustosta karaciğer nakliyle yaşama döndü.''
Yıllarca bekledikleri karaciğere ulaştıkları için sevindiklerini, ancak küçük bir kızın ölmesine çok üzüldüklerini ifade eden Tetik, ''Gülşan'ın karaciğeri iyice tükenmiş, sadece 2 aylık ömrü kalmıştı. Nakil olmasaydı belki de kızım şimdi yaşamıyordu. Ceren, kızım Gülşah'ı yaşattı. Ben de Ceren'in ismini yaşatmak istedim ve mahkeme kararıyla kızımın adına Ceren adını da yazdırdım. Şimdi kızım Gülşah ve Ceren adlarıyla çağrılıyor'' dedi.
İNSANIN BAŞINA GELMEYİNCE...
Tetik, kızının şimdi sağlıklı bir yaşam sürdüğünü belirterek, Gülşah Ceren'in istediğini yiyip içebildiğini, sadece nakil olduğu için ömrünün sonuna kadar bazı ilaçları her gün kullanacağını söyledi.
''İnsan başına gelmeyince bilmiyor'' diyerek organ naklinin önemini vurgulayan Tetik, ''Kızımın tedavileri için evimi, arabamı, kayınpederimin evini sattım. İnanılmaz büyük borç altına girdim. Benim ekonomik durumum biraz iyiydi ve ben bu masrafı yaptım. Organ nakli bekleyen dar gelirli aileleri düşünmek gerekir. Biz ailece organ naklinin önemini daha iyi biliyoruz. Herkese çağrım organlarınızı bağışlayın, yüzbinlerce kişi ve aileyi tanımsız sevgiye boğun'' diye konuştu.