Kalplere seslenen bir film

Kalplere seslenen bir film

The Visitor ve The Station Agent’ın beğenilen senarist yönetmeni Tom McCarthy’nin yeni filmi ‘Kazananlar Kulübü’ bu hafta vizyona girdi.

Filmde olaylar insan ilişkilerindeki derinlik bağlamında gelişiyor. Kazananlar Kulübü, yönetmen Tom McCarthy’nin usta dokunuşuyla dram ve komedinin dengeli biçimde iç içe geçtiği, kırık kalpler ve dokunaklı bir insanlığın da ön planda olduğu bir yapım.

Film, ekonomik olarak zor günler geçiren, sıradan bir aile babası olan Mike Flaherty’nin hikayesiyle başlıyor. Oscar adayı Paul Giamatti’nin canlandırdığı Flaherty, banliyöde yaşayan, en büyük isteği zaferler kazanan bir güreş koçu, iyi bir koca, baba ve arkadaş olmak olan bir adamdır.

Hiç beklemediği bir şekilde yakaladığı bir şansla tüm bunların hepsini olabilme yolu açılır ve bu yolda onu bir güreş fenomenine koçluk yapmakta, kalp kırgınlıklarına kadar birçok şey beklemektedir. Zamanımızın çelişkisi Sonuç McCarthy’nin kendine özgü esprili dilininin bazı karakterleri de sarmasıyla, (özellikle Mike Flaherty ve beklenmedik biçimde ortaya çıkan ve güreş fenomeni olan misafiri Kyle Timmons) zamanımızın çelişkilerinden birini ortaya serer: Hayatta zorluklarla karşılaştığınızda kurtulmak için ne gerekiyorsa yapmalı mısınız yoksa kalbinizin doğru bildiği yoldan mı gitmelisiniz?

iNSANLIK KOMEDiSi

Yönetmen McCarthy, “Mike Flaherty’nin hayatını düzeltmek için basit bir planı vardı ama öyle görünüyor ki planları pek de gerçekleşebilecek gibi değil. İyi kalpli, esprili, çok çalışkan biriyken yanlış bir karar verir ve işin aslı şu ki, olayları baştan düşünmüş olsaydı, aynı hatayı yapmayacak birisi” diyor. Ünlü yönetmen filmin hikayesine ilişkin şunları söylüyor: “Hikayede beni çeken, çok iyi insanların bile bazen yanlış kararlar verebilecekleri ve sonunda bununla yüzleşmeleri gerekeceği oldu. Hikayenin kalanında merak uyandıran kısmı da bu oluşturuyor. Bir spor komedisi olarak başlayıp, insanlık komedisine dönüşüyor.”