Kaldırımcı: Rekabet dünyanın ortak dili

Kaldırımcı: Rekabet dünyanın ortak dili

Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Nurettin Kaldırımcı, Konya Sanayi Odası’nın Mayıs Ayı Olağan Meclis Toplantısı’na katıldı.

 “Rekabet Kurumu ve Global Kriz Ortamında Rekabet Kurumu’nun Rolü” konulu bir konuşma yapan Prof. Dr. Kaldırımcı, “Rekabet, modern dünyanın ortak dili oldu. Bütün dünya bugün rekabeti konuşuyor. Eğer bugün Konya’da aynı alanda çalışan iki firma varsa rekabet de vardır. Bu süreçte başarısız olanlar geride kalıyorlar. Ben rekabete aldırmam, umursamam anlamsız olur.”dedi.

Rekabet Kurumu’nu bu yıl 12. yılını kutladığını ifade eden Prof. Dr. Kaldırımcı, “Bizim için bu dil her ne kadar yeni de olsa modern dünya rekabet dilini konuşuyor. Artık bir bilgisayar sistemi olmadan bir organizasyonu idare etmek ne kadar zorsa rekabeti umursamıyorum demek de o kadar zor. Biz rekabet bakımından gelişme halindeyiz.”diye konuştu.

Rekabet Kanunu’nun amacının tüm mal ve hizmet piyasalarında rekabetin korunması olduğunu belirten Prof. Dr. Kaldırımcı, “Kanun’un 60 küsur maddesi var; ancak bir işadamının esasen aşağıdaki 4 hususa dikkat etmesi yeterlidir. Rakiplerinizle bir araya gelip rekabeti sınırlayıcı anlaşmalar yapmaktan ya da bu tür davranışlarda bulunmaktan sakının. Bayilerinize belirli türde dayatmalarda bulunmaktan sakının. Pazarda hakim konumda iseniz bunu kötüye kullanmayın. Bazı birleşme-devralma işlemlerinden önce Rekabet Kurulu’ndan izin almanız gerekebilir; buna dikkat edin.”tavsiyesinde bulundu.
“Nasıl ki gündelik hayatta hırsızlığa tahammül edemiyorsak, toplumun refahından çalanlara da tahammül etmemeliyiz!” diyen Prof. Dr. Kaldırımcı, daha sonra şunları söyledi: “Dünyada hak ettiğimiz yeri almamız için, rekabet olmazsa olmaz koşuldur. Global olarak düşünmeniz ve lokal hareket etmeniz gerekmektedir. Ekonominin küreselleştiği bir dönemde ulusal ekonomiler küresel ekonomilerden bağımsız düşünülemez. Gerek küreselleşmenin yarattığı ve dayattığı koşullar, gerekse AB, DTÖ ve diğer uluslararası platformlarda üstlendiğimiz yükümlülükler dikkate alındığında, gelecek yıllarda içinde bulunacağımız şartlar, dolayısıyla, üzerinde politika oluşturacağımız zeminin özellikleri şu şekilde özetlenebilir:

Globalleşme ile birlikte, hem talebin hem de arzın yapısı değişmiştir. Fiyat teorisinde, arzın, talebin, üretim faktörlerinin belirli ve kapalı bir piyasada incelenmesi söz konusudur. Ancak, uluslararası firmalar, sattıkları malın parçalarını farklı ülkelerde üretmekte, montajını bir diğer ülkede yaptırmaktadırlar. Bunun yanısıra teknolojik gelişimin hızlanması da firmaların üretim güçlerini artırmaktadır. Tüm bunlar dikkate alındığında, arzın yapısının değiştiğinden ve yukarıda değinilen tarzda üretim yapan bir firmanın aynı zamanda farklı ülkelerde tüketicilerin satın alma gücünü, pazarın yapısını vb. unsurları gözönünde bulundurarak farklı fiyatlar uygulama olanağına kavuştuğundan söz edilebilir. Diğer yandan, tüketici tercihleri de zaman içinde zenginleşmiş, firmaları fiyat rekabetinden ziyade ürün farklılaştırması yapmaya zorlamış; kitle üretiminden kalite üretimine yöneliş başlamıştır. Hem ulusal rekabet edebilirlik politikası hem de rekabet politikası açısından bu duruma ayrı bir önem atfedilmesi gerekmektedir.

Etkin bir rekabet hukuku ve politikası, yatırım artışı için gereken ekonomik güven ortamının oluşumunda, özellikle de yabancı sermaye ve yatırımcılar açısından da belirleyicidir. Yabancı sermayenin bir ülkeye gitmek için aradığı koşulların başında, yerli ve yabancı, kamu-özel ayrımı gözetmeksizin, tüm teşebbüslere eşit ve adil uygulanan bir rekabet mevzuatının varlığı gelmektedir. Kısacası, piyasaların tekelleşmeden uzak ve sağlıklı gelişmesi için, rekabet politikasının tesis edilmesinin hayati önemde olduğunu görüyoruz. Tüketicinin daha ucuza ve kaliteli ürüne ulaşması için düzgün bir rekabet ortamı şarttır.”

Özellikle rekabetçi bir yapının oluşması için çok ciddi çabalar sarf ettiklerini, aynı zamanda özelleştirmenin de Rekabet Kurumu’nun konusuna girdiğine işaret eden Prof. Dr. Kaldırımcı, “Rekabet Kurulu 7 kişiden oluşuyor, Yargıtay’dan bir kişi, Danıştay’dan bir kişi, Sanayi Bakanlığı’ndan bir kişi, TOBB’dan bir kişi, Devlet Planlama Müsteşarlığı’nın bağlı olduğu bakanlıktan bir kişi, İki kişi de kurumun kendi içinde seçilmek üzere 7 kişiyle karar alınıyor. “diye konuştu.

Rekabet Kurumu Uzmanı Hakan Sabuncu ise Rekabet Hukuku, Kanun ve Uygulamalar konusunda ayrıntılı bilgi verdi. Sabuncu, temel hedef kitlelerinin kartel ve tekel olduğuna dikkat çeken Sabuncu, “Rekabet uzmanları kişinin özel eşyaları dışında iş ile ilgili neyi varsa inceleyebiliyor. Delil konusunda bir peçeteye taraflar arasında yazılmış bir not bile bir anlaşma metni olarak kabul edilebiliyor.”dedi.

Sabuncu, ürünlerin fiyatlarının rakiplerle birlikte belirlenmesinin ceza sebebi olduğunu ifade etti.
Program sonunda KSO Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil, rekabetin sürdürülebilir olması gerektiğini ve rekabetin başarı getirdiğini kaydetti.
“Sanayicilik bisikletin pedalını çevirmek gibidir, bu pedalı çevirmek zorundayız yoksa düşeriz.”diyen Büyükhelvacıgil, Rekabet Kurumu’na yaptığı çalışmalardan dolayı teşekkür etti.

Büyükhelvacıgil, günün anısına Rekabet Kurumu Başkanı Prof. Dr. Kaldırımcı’ya el işlemeli cam sürahi hediye etti.
Programa Konya Sanayi Odası Meclis Başkanı Ahmet Şekeroğlu, Konya Ticaret Odası Meclis Başkanı Seyit Karaca, Konya Ticaret Borsası Başkanı Uğur Kaleli, MÜSİAD Konya Şube Başkanı Aslan Korkmaz, oda ve borsa yönetim kurulu ile meclis üyeleri, sanayici ve işadamları katıldı.