Kaçak hayvan KKKA virüsü riskini artırıyor

Kaçak hayvan KKKA virüsü riskini artırıyor

Kaçak hayvan girişi, kaçak kesim ve gibi kontrolsüz durumların KKKA hastalığına yol açan virüsün insana bulaşma riskini artırdığı bildirildi.

Selçuk Üniversitesi Veteriner Fakültesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Sibel Yavru ve Prof. Dr. Bilal Dik ile Meram Tıp Fakültesi Hastanesi öğretim üyeleri Prof. Dr. Mehmet Bitirgen ve Yard. Doç. Dr. İbrahim Erayman, Rektörlük Binası'nda KKKA hastalığı ile ilgili bilgilendirme toplantısı düzenledi.

 

Prof. Dr. Dik, Türkiye'de bu hastalıkla ilgili ilk tespitin 2002 yılında Tokat'ta yapıldığını söyledi.

Bu hastalığın genellikle keneler yoluyla yayıldığını belirten Prof. Dr. Dik, dünyada 800, Türkiye'de ise 23 kene türü olduğunu, Türkiye'deki 23 türden sadece birisinin KKKA hastalığını nakledebildiğini bildirdi.

 

Kenelerin genellikle otlak yerler ve vadileri tercih ettiğini vurgulayan Dik, bu yüzden Türkiye'nin birçok yerinde kene görüldüğünü, ancak hastalık taşıyıcı türünün en az rastlananı olduğunu kaydetti.

Her kene ısırmasının KKKA hastalığına yol açmayacağını, bu konuda kamuoyundaki bilgi kirliliğinin insanları paniğe sürüklediğini dile getiren Prof. Dr. Dik, şunları kaydetti:

 

''Keneler insana yapıştıkları anda hastalığı bulaştırmaz. Bir kene 8-10 gün kan emer. Hastalık için 15-24 saat kan emmesi gerekir. Hastalık yapıcı kenenin vücuda yapışması birkaç saat içinde fark edilirse tedavisi daha kolay olur. Ayrıca, keklik ve sülünlerin keneleri yediği, bu yüzden doğaya salındığı yolunda haberler çıktı. Öncelikle keklik ve sülünün doğaya salındığı ilde bu kuşlar, kene için değil sayılarının artırılması için doğaya bırakılıyor. Tamam, keklik ve sülün kene yiyor. Bütün kuşlar kene gibi böcekleri yiyerek beslenir. Ama şunu unutmayalım; göçmen kuşlar kenelerin taşınmasında önemli rol oynuyor. Bir ilde bulunan ölü keklik üzerinde 1500, Konya'da bulunan ölü leylek üzerinde ise çok sayıda kene bulundu.''

 

YERİNDE KESİM UYGULAMASI GETİRİLMELİ-

    

Prof. Dr. Dik, hastalık taşıyıcı kenelerin göçmen kuşlar yoluyla ya da kaçak hayvan girişleriyle yayılabildiğini belirterek, ''İlk önce Tokat'ta görülen KKKA hastalığı önce komşu illere ardından uzak illere yayıldı. Bu nasıl oldu? Hayvan nakilleri yüzünden oldu. 2002 yılında Tokat'ta görülen virüs ile 2001 yılında İran'daki virüs aynı özellikteydi. Bu virüsün komşu ülkemiz İran'dan hayvan yoluyla taşındığı ihtimalini yükseltiyor'' dedi.

 

Hayvan nakillerinin kontrol altında tutulması, hatta, hastalığın yayılmasını önlemek için ''yerinde kesim'' uygulamasının hayata geçirilmesi gerektiğini ifade eden Prof. Dr. Dik, kaçak hayvan girişi ve kontrolsüz nakiller sürdüğü sürece hastalığın önüne geçilmesinin mümkün olmayacağını bildirdi.

 

Prof. Dr. Dik, keneye karşı büyük alanların ilaçlanmasını doğru bulmadığını da belirterek, ''Her yıl böcekler yüzünden 100 bin ton zehir kullanıyoruz. Bu zehirler gıda yoluyla vücudumuza geri dönüyor. Keneyle bu şekilde mücadele olmaz. Topyekun mücadele gerekiyor'' diye konuştu.

    

MUTFAKTA DİKKAT EDİLMESİ GEREKENLER

    

Prof. Dr. Sibel Yavru da KKKA virüsünün dış ortamda dayanıksız olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

''Kan ve hatta solunum yoluyla bile bulaşabildiği kanıtlanmış. Mezbahalarda yapılan kesimlerde eğer hayvan KKKA virüsünü taşıyorsa çalışanlar risk altındadır. Ancak kesimden sonra soğuk zincire girmesi ve bekletilmesi sonucu etteki asitliğin değişmesi virüsü öldürüyor. Bu durumda bir risk yok. Kontrollü olduğu sürece et ve süt tüketimiyle KKKA virüsünün bulaşma riski yok. Ancak ette kontrolsüzlüğün başladığı yerde KKKA riski artıyor. Bu yüzden kaçak hayvan girişleri, kaçak kesimler ve kendin pişir kendin ye gibi uygulamalar, KKKA virüsünün hayvandan insana bulaşma riskini artırıyor.''

 

Bir basın mensubunun ''Türkiye'de halen çok sayıda hayvan kaçak kesiliyor ve taze etler tüketiliyor. Hastalığı taşıyan bir hayvanın kaçak kesimi sonucu KKKA virüsünün mutfağa girme riski nedir?'' sorusu üzerine Prof. Dr. Mehmet Bitirgen, şöyle konuştu:

 

''Bu hastalığı sadece keneler taşımıyor. KKKA virüsü, hayvanlarda belirtisiz enfeksiyona yol açıyor. Yani hayvanlar taşıyıcı olabiliyor. Bu durumda kaçak kesilen bir hayvanın eti doğrudan mutfağa girdiğinde risk ortaya çıkıyor. Eğer bu virüslü etle uğraşan bir kadının elinde yara varsa ya da küçük bir çizik olursa KKKA virüsü insana geçebilir. Bu yüzden, tıpkı kuş gribinde olduğu gibi topyekun mücadele gerekiyor. Bu noktada gıda kontrolü öne çıkıyor. Hayvanlar ciddi anlamda kontrol altında tutulmalı.''

 

Yard. Doç. Erayman da KKKA hastalığına karşı hayvan kesimhanesi çalışanları, kasaplar, doktorlar, laborantların risk altında olduğunu ifade ederek, ''Kesimhane çalışanları dikkatli olmalı. Sadece kan değil iç organları diğer dışkıları da virüsü bulaştırabilir'' dedi.

aa