Kabakcı: Eğer ben bakan olursam..

Kabakcı: Eğer ben bakan olursam..

Bu yıl 9.’su düzenlenen Ufuk Turu Toplantıları’nın son birleşiminde konuşan AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, bu sözleriyle kadınlardan bolca alkış aldı

Alanya Bera Otel’de devam eden Ufuk Turu Toplantıları’nın son oturumuna AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, AK Parti Konya İl Başkanı Ahmet Sorgun ve 23. Dönem Konya Milletvekilli Hüsnü Tuna’nın yanı sıra çok sayıda sivil toplum kuruluşu temsilcisi katıldı. Prof. Dr. Mustafa Aydın’ın yönettiği Sosyalleşme ve Eğitim Kurumu Olarak Aile oturumunda Genç Anne-Baba İlişkileri konusuyla Gazeteci-Yazar Ali Erkan Kavaklı, Değişen Dünyada Değişen Aile konusuyla Prof. Dr. Erol Göka ve Sosyalleşme ve Eğitimde Ailenin Rolü konusuyla Prof. Dr. Abdülkerim Bahadır konuşmalar yaptı.

EV ERKEKLERİ İÇİN BÖLÜM AÇMAYI DÜŞÜNÜYORUM

Selamlama konuşmasını yapmak üzere kürsüye davet edilen AK Parti Konya Milletvekili Mustafa Kabakcı, esprili bir dille erkeklerin de kadınların işlerini öğrenmesi gerektiğini belirterek şu ifadeleri kullandı: “Eğer aile ile ilgili bir şey yapmak istiyorsanız, bunun önlemini almanız gerekiyor. Sayın Milli Eğitim Bakanımız Ömer Dinçer Bey duymasın. Mesela ben eğer Milli Eğitim Bakanı olsaydım okullarda ‘ev erkekliği’ bölümü açmayı düşünürdüm. Erkekler burada çocuklara, yaşlılara bakmayı öğrensinler. Bu önemli bir şey. Bunu geçmiş Milli Eğitim Bakanımız Sayın Nimet Çubukcu’ya anlattığımda bana konunun çok önemli olduğunu söylemişti. Eğer bu olursa, anne dışarıya çıktığında baba tarafından çocuklara birinci sınıf bakım yapılabilir. Ev erkekliği meselesini herkesin öğrenmesi gerektiğini düşünüyorum.”

OKULLARDA “AİLE” DERSİ VERİLMELİDİR

Kabakcı’nın önerisini değerlendiren Gazeteci-Yazar Ali Erkan Kavaklı, “Sayın Vekilim tersine bir öneride bulundu. Bunun olabilir yönü belki çok zordur, fakat okullarda uygulanması yönünde ben de naçizane bir öneride bulunacağım. Bu önerim, okullarda ‘aile’ dersi verilmesi yönünde. Bunun olabilir yönü daha fazla diye düşünüyorum” diyerek eklemede bulundu. “Çağımız bilgelik çağı” diyerek konuşmalarına devam eden Kavaklı, “İnsanlar çocuklarının istedikleri bir şeyi aldıklarında çocuklarını mutlu ettiklerini sanıyorlar. Bu doğru ama daha doğru olanı çocuklarından çok ebeveynlerin mutlu olduklarıdır. Çünkü çocuklar saf ve tertemiz olduğu için etrafına o saf ve temizliğiyle mutluluk veriyor. Öğrenmek de mutluluktur. Çocuklara öğretirken öğreniriz” dedi.  Çocukları ‘evin çimentosu’ olarak nitelendiren Kavaklı, bu sayede evliliklerin daha uzun sürdüğüne dikkat çekti. Kavaklı, “Sevgili peygamberimiz hiçbir zaman eğitim amacıyla çocukları dövmemiştir. Onları hep şefkat ve merhametle terbiye etmiştir. Kendisine 10 yıl hizmet eden Hz. Enes, o cennet yuvada geçen yıllarla ilgili şunları söyler: Ne dövdü, he azarladı ne hakaret etti, ne de suratını ekşitti.’ İşte bundan çıkarılacak en önemli sonuç; çocuklarımıza sevgi ve şafkat göstermemiz gerektiğidir” diye konuştu.

ÇİNLİLERİN BEDDUASI TUTTU

Değişen Dünyada Değişen Aile konusuyla katılımcılara seslenen Prof. Dr. Erol Göka, Türkiye Halkları’nın 10 yıldır hep birlikte vesayet sistemine karşı çıktığını belirterek, ülkede yaşayan herkesin aynı gemi içerisinde olduğunu hatırlattı. Göka, “Çinlilerin bir bedduası varmış. ‘İlginç bir çağda yaşayasın diyorlarmış’. Şu an onların bedduaları tuttu. İslam dünyası şu an en ilginç çağı yaşıyor. Yaşadığımız çağa ilginç adlar koyuyorlar: Post-Modern dünya, bilgi dünyası gibi… Toplumumuz çok değişti. Dünya hiçbir dönemde görmediği şekliyle; bize dayatılan aile karşıtı görüşleri ilk kez bu dönemde görüyor. Bizim tarzımız aileye karşı. Maalesef artık insanlarımız yaşlılarla birlikte olmak istemiyor. Şöyle de bir gerçek var ki dünya hiç bu kadar yaşlıyı bir arada görmedi. Şimdi artık yaşlı despotlar var. Nerede o eski dedelerimiz, ninelerimiz? Sağlık Bakanımız bu yaşlılık oranlarını tıpçılara bağlıyor ama bence bu artık hijyen kurallarına uyulduğu için böyle. Bu çağı çok iyi tanımamız gerekiyor. Önceki çağlara göre bizim çağımız çok farklı” dedi.

AİLE PSİKOLOJİK VE FİZYOLOJİK İHTİYAÇLARI BİR ARADA KARŞILAR

Ailenin yiyecek, içecek, barınacak, cinsel ihtiyaçlarını karşılayacak temel fizyolojik ve biyolojik ihtiyaçları ile iletişim kurmak, sohbet etmek, sevilmek gibi psikolojik ihtiyaçları bir arada veren önemli bir kurum olduğunu ifade eden Prof. Dr. Abdulkerim Bahadır da ‘Sosyalleşme ve Eğitimde Ailenin Rolü’ başlıklı konuşmasını şöyle sürdürdü: “Temel fonksiyonları itibariyle bireyin hayatta kalmasını sağlayan biyolojik-fizyolojik ihtiyaçlarını psikolojik sağlığın tesisiyle karşılayan birinci ve yakın kurum olarak karşımıza çıkıyor aile. Sıraladığımız fonksiyonları göze aldığımızda zaten bize hem psikolojik hem de fizyolojik ihtiyaçları sadece aile müessesi karşılıyor. Bu sosyolojinin ilgilendiği temel konuların arasında. Aileyi oluşturan bireylerin birbiriyle olan çok yönlü ilişkilerini incelediğimizde evlilik ve ailenin ne kadar önemli olduğu ortaya çıkıyor. Aile, sürekli olarak kaçınılmaz bir şekilde toplumla ilişki içerisindedir. Aile içindeki huzurun sağlanması hayati bir önem arz ediyor. Eğer bir birey aile içinde huzursuzsa bu topluma yansır. Toplum içindeki huzursuzluk da aile ortamına olumsuz yönde tesir eder. Aile ortamında artan gerilim zamanla çatışmaların artmasına da neden olabilir. Bunu çok iyi yönetmemiz gerekiyor.”

foro-icerik.20120519174026.jpg

memleket.com.tr