İYİLER MUTLAKA KAZANIR

Değerli sporseverler… Yazıma son haftaların futbol müsabakalarında popüler olan ‘İyiler mutlaka kazanır’ deyimiyle başlamak istedim. Nitekim öylede oluyor. İyiler mutlaka kazanıyor.

Trabzon takımı Pazar günü Konyaspor’dan daha iyi bir görüntü verdi. Topa basan, organize ataklar yapan kısacası ne yaptığını bilen bir takım hüviyetinde idi. Yazıyı bu gün yazmamın nedeni ise pazartesi spor programlarını izleyip yöneticilerin, yazarların ve yorumcuların ne diyeceklerini merak ettiğim için bu günü bekledim. Herkesin ağzında futbol şansının bizim yanımızda olmadığından ve hakem hatalarından bahsetti. Bende abesle dinledim. Yani futbol şansı olmazsa biz maç kazanamayız mı diye de düşündüm. Hakem hatalarına bahane bulmaktansa nasıl futbol oynadığımızı analiz edeni de hiç görmedim. Kısacası biz maçı çevirmek için ne yaptık, nasıl bir oyun anlayışı içerisindeydik diyene rastlamadım. İsmet Karababa hariç.

Dünyada keşfedilmedik hiç bir şey kalmadığına göre bizim takımımızı da çözdüklerine inanıyorum. Chealsea ve Milan’ı nasıl çözdülerse üç büyükler olan Fenerbahçe, Galatasaray ve Beşiktaş nasıl çözdülerse Trabzon da bizi iyi analiz edip çözüvermiş. Demek ki yenilmeyecek takım kalmamış. İlk yarının lideri ve ikincisi Vestel’in durumu neden böyle acaba. Çünkü Ersun Yanal da çözüldü. Kendini yenileyip geliştiremezsen sonucuna da katlanırsın.  Geriden uzun toplarla çıkan takımımıza karşı Stepanov ve Erdinç’le karşı koyarak Tayfun’un nasıl etkisiz olacağını herkese gösterdiler. Benim anlamadığım bu sistemi doksan dakika boyunca tekrarlamamız. Geri dörtlüsünü hiç bozmayan Trabzon defansının içinde tek santrafor Tayfun kaybolup gitti. Doksan dakika boyunca sağa sola inerek yüksek toplarla neticeye gidilmeyeceğini anlayamadık. Israrla bunu denedik durduk. Gerçi golü de yüksek topla bulduk diyeceksiniz. Bu da Ömer’in üstün gayreti ile oldu desek yanılmayız. Anlatmak istediğim genel oyun mantalitesi idi. Hâlbuki bu görüntüyü ortadan göbek tabir ettiğimiz yerlerden ikiye birlerle duvar olarak adam eksiltme yolunu deneyebilirdik. Hani öyle adam derseniz onu ben bilmem. Zamanında öyle futbolcularımız vardı. Dikine oynamayı seven Neca ve Erman Özgür’le bu denenebilirdi. Kısacası sevgili sporseverler bu maçı Trabzonspor bizden daha çok istedi desek yanılmış olmayız. Serbest atışlarda otuz metreden gol atma sevdasından da ne zaman kurtuluruz bilmiyorum. Toplara iyi vururmuşuz diye inat ve ısrar etmenin mantığını da çözemedim.

Futbol şansının her zaman yanımızda olmayacağını ve olamayacağını düşünerek biraz olsun top oynamak lazım. Ne oynadığımızı da bilmemiz lazım.

Her şey bilimselleşirken bizim geriden şişirme toplarla sonuca gidemeyeceğimizi öğrenmemiz lazım. Otuzuncu dakikada işlerin kötü gideceğini tahmin edip kendimizi kurtarma adına hamle yapmamız lazım. Takımımızın gücünü bilip mütevazı olmamız gerekir. Kazandığımız zaman abartmamalı, yenilgide bahane bulmamız lazım. Kısacası önce takım olmalı, taşları yerli yerine oturtmalıyız. UEFA’dan önce altyapımızı halledip üstüne binamızı çıkmamız lazım. Büyük lokma yemeli ama büyük laf etmememiz gerekir. Konyaspor’un geleceğini teminat altına almamız lazım. Kişilere ve kurumlara bağlı olmaktan kurtarmamız lazım. Konya ile ve spor kamuoyu ile bütünleşmeli herkese kucak açıp birlik beraberlik şarkıları söylenmeli.

Sevgili dostlar bir küçük sözüm de seyircilere olacak. Mevlana tişörtleri ile ve hoşgörü görüntüleri ile boy gösterip ardından küfür etmenizi anlamak ve anlatmak mümkün değil. Tribün kalabalığını yakaladık ama futbolun tribün kültürünü yakalayamamanın üzüntüsü yaşıyorum. Nice nice futbol şansının yanımızda olacağı maçlara diyerek hoşçakalın.  

Önceki ve Sonraki Yazılar

YAZIYA YORUM KAT

UYARI: Çok uzun metinler, küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,Türkçe karakter kullanılmayan yorumlar onaylanmamaktadır.