İstikrar ve demokrasi çağrısı
Cumhurbaşkanlığı seçiminin ilk turu sonrasında yapılan Genelkurmay açıklamasına sağduyulu partiler, iş dünyası ve sivil kuruluşlardan tepkiler gelmeye devam ediyor.
Konya’daki sivil toplum kuruluşları ile işadamı ve sanayicilerin meslek örgütleri demokrasi ve istikrar çağrısı yaptı.
Gazeteciler Cemiyeti’nde bir basın toplantısı düzenleyen Konya Sivil Toplum Kuruluşları İcra ve İstişare Heyeti ve Eğitim Bir-Sen Konya Şube Başkanı Latif Selvi, demokrasinin tek bir zümreye ait olmadığını belirterek “Anayasa yalnızca Genelkurmay Başkanlığı’nın anayasal görevlerini tanımlamaz. Türkiye bir hukuk devletidir, kuralları bellidir ve demokrasi hepimiz içindir” şeklinde konuştu.
Bütün siyasi partilerin parlamenter sistem ve hukukun üstünlüğüne olan inançlarını ortaya koyması gerektiğini savunan Selvi “Böylesi baskı ve dayatmalara izin verilemeyeceğini açıkça herkesin bilmesi gerekir. Hukukun üstünlüğüne inanan Bütün siyasi partiler bu konu da düşüncelerini açıkça belirtmelidir” dedi.
İnsan Hakları ve Özgürlükleri Derneği Genel Başkanı İsmail Günaydın da dernek binasında düzenlediği basın toplantısında, halk iradesinin hiçe sayılarak birtakım uydurma gerçeklerle darbe yapmanın hatta darbe yapmaya teşebbüs etmenin bile insan haklarını ihlal anlamına geldiğini söyledi.
İŞ ADAMLARINDAN SİYASİ İSTİKRAR ÇAĞRISI
İş adamları siyasi istikrarın bozulduğunu belirterek yazılı açıklamalarla siyasi istikrarın sürdürülmesi ve demokratik işleyişe müdahalede bulunulmaması için çağrıda bulundu.
KTO Başkanı Hüseyin Üzülmez, yazılı açıklamasında iş dünyası olarak Cumhurbaşkanlığı seçimlerini yakından takip ettiklerini belirterek, güven ortamına ve istikrara zarar verecek tutumlardan kaçınılması gerektiğini söyledi.
KSO ve KOS Bölgesi Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Büyükhelvacıgil de Cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde yaşanan son gelişmelerle ilgili olarak ülke istikrarının bozulmaması çağrısında bulundu. Büyükhelvacıgil, yaptığı açıklamada Cumhurbaşkanlığı seçimlerinin anayasal çerçevede, hukuka ve hakkaniyete uygun şekilde cereyan etmesi gerektiğini savundu.
ASKON Konya Şube Başkanı Ali Sarı ise yazılı açıklamasında “Geçmişte 28 Şubat sürecinde olduğu gibi, bugün de çeşitli çevrelerin bu bildiride etkili olduğu endişesi derin bir üzüntüye de sebep oluyor. Tabii ki silahlı kuvvetleri bu konu da tek taraflı suçlamak da doğru değildir. Meclis çatısı altında demokrasi ile bağdaşmayan, militarist zihniyetli, jakoben ve baskıcı kimlikte olan parlamenterlerde not edilmek durumundadır” satırlarına yer verdi.
Tüm Sanayici ve İşadamları Derneği (TÜMSİAD) Konya Şube Başkanı Metin Nalvuran ise son yıllarda Türkiye’nin yurt içi ve yurt dışındaki istikrarlı büyüme ve gelişmesinin devamlılığına vurgu yaparak “Geçmiş dönemde yaşadığımız ağır siyasi ve ekonomik sıkıntılardan sonra elde edilen istikrar ortamının korunması için yurt genelinde huzur ortamının sürekliliğine çok ihtiyacımız vardır. Cumhuriyetimizi daha da güçlendirmek ve demokrasinin yaygınlaşmasına sağlamak için herkesi sağduyuya ve millet iradesine saygıya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
Demokrasiye sahip çıkılmalı
BBP İl Başkanı Hüseyin Arı, “Siyasi partilere ve sivil toplum örgütlerine düşen görev, Ordu'nun kışlasına çekilmesini sağlamaya çalışmak ve demokrasiye sahip çıkmaktır” dedi.
Arı, parti il binasında düzenlediği basın toplantısında, Genel Kurmay Başkanlığının yayınladığı bildirinin ardından, BBP Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu'nun “Türk Milleti ve kamuoyunun dikkatine” başlığı altında bir açıklama yaptığını ve partinin, gelinen son durum hakkındaki görüşünü ortaya koyduğunu belirtti.
Arı, Türkiye'de demokrasinin, 1960 yılından başlayarak 47 yıldır darbeler ve muhtıralarla sürekli yara aldığını, bugün de ülkenin yaralı bir demokrasiye sahip olduğunu ifade etti. “Laiklik elden gidiyor” yerine “Demokrasi elden gidiyor” şeklinde kaygı duyulması gerektiğini vurgulayan Arı, şunları kaydetti: Ordu'nun ülkeyi iç ve dış tehditlere karşı koruma görevi olmakla birlikte, yine Anayasa'nın ilgili maddesi Ordu'yu siyasetin dışında tutmaktadır. İhtilal döneminde yapılan yasaların meşruiyeti ise tartışılır. Demokratik sistemlerde darbenin yeri asla olamaz. Bu aşamada siyasi partilere ve sivil toplum örgütlerine düşen görev, Ordu'nun kışlasına çekilmesini sağlamaya çalışmaktır. 73 milyon insan demokrasiye sahip çıkmalıdır.