İnkar Psikolojisi…

İnkar Psikolojisi…

Bağımlılıkta İNKAR : Bir savunma düzeneği

İnkar Psikolojisi…

 

Bağımlılıkta İNKAR : Bir savunma düzeneği

Sigara içenler akciğer kanseri olacaklarını, alkol bağımlıları sonunda ölüm istasyonuna giden bedensel, sosyal ve mesleki yaşamlarını perişan eden içme alışkanlıklarını bu “acı gerçek”lere rağmen nasıl sürdürür?

 İnsan bu benliğine yıkıcı yaşantı ile nasıl devam eder? Sigara içenler akciğer kanseri olacaklarını, alkol bağımlıları sonunda ölüm istasyonuna giden bedensel, sosyal ve mesleki yaşamlarını perişan eden içme alışkanlıklarını bu “acı gerçek”lere rağmen nasıl sürdürür?

 İçine düştüğü büyük aşkının onu sürekli zedelediğini nasıl anlatır insan kendine ve çevresine?

Aşırı kilolarından morali ve kendine saygısı çok azalmış bir insan önündeki kaymaklı künefesini bitirdiğinde ne düşünür?

Bağımlılık insanda 2 kutuplu bir his oluşturur. Kendine zarar verdiği için çok rahatsızdır. Bu insanı yetersiz ve çaresiz hissettirir. Çoğu kez bu rahatsızlığını kendine ve çevresine ifade edemez. Benliğine aykırı gelen bu “sevimsiz gerçek” ile devam edecekse, basit, kestirme ancak insanın uzun dönemde pek de yararına olmayan bir yönteme başvurur: İNKÂR..

İnkâr aslında kimi zaman hepimizin başvurduğu bilinç dışı bir savunma mekanizmasıdır. Savunma mekanizmaları hayatımızı sürdürebilmek için gereklidir. Ancak bazı savunmalar nitelikli ve insanın yaşamına katkılar yaparken bazı savunmalar insanı daha çok zedeler.

Bağımlılıkta inkâr bir istisna değil, neredeyse bir kuraldır. Alkol bağımlılığı yolunda ilerleyen bir birey akşamları aldığı 2 kadeh içkinin kendisini rahatlattığını söyleyebilir. Bir sigara içicisi ölümlü dünyada sigara içmeyenlerin de nasılsa öleceğini, yaşamı kuru ve zevksiz yaşamak istemediğini iddia edebilir. Esrar kullanan bir genç bu sayede daha iyi müzik yapabildiğini anlatabilir. Bağımlılık inançları denilen bir dizi inanışlar vardır ki burada yaratıcılıkta bir sınır yoktur bir bağımlı için.

Yaşamın zorlukları ve şanssızlıkları, sevinçler, öfkeler, ekonomik sıkıntılar, anlayışsız aileler, yalnızlık, memleketin içler acısı durumu, aşk acıları, vahşi patronlar, korkunç trafik, zaten pek de iyi olmayan sağlık durumu ya da pek iyi olan sağlık durumu ve sayamadığımız bir sürü sebep bağımlılık yaşantısı için öne sürülebilir.

Diğer bir inkâr yolu da kullanılan maddeyi ya da bağımlılık yaşantısını yüceltme davranışıdır. Bir alkol bağımlısı içki kültürü ve rituellerini taçlandırarak anlatabilir. Kişi, marazî bir aşk ilişkisinde karşısındaki insanı çok özel ve değerli birisi olarak görebilir. Kumarbazlar bu yolla zihinlerini çok iyi çalıştırdıklarına inanabilirler. Ve bağımlılık alışkanlıkları ile kendilerini daha seçkin bir konuma yerleştirebilirler. Yaşamı daha renkli ve canlı yaşadıklarını öne sürerler. İçlerine düştükleri denetimsiz ve güç durumu bir süre perdelemeye yarar.

Bazen bağımlının başvurduğu inkâr inanılması güç düzeyde sığ bir hale gelebilir. Söyledikleri yalanlara kendileri bile inanmaya başlarlar. Çoğu madde kullanıcısının istedikleri zaman içmeyebilecelerini söylediklerine şahit olmuşsunuzdur. Ülkemizde bir çok alkol bağımlısı Ramazan ayında içmemelerini sorunları olmadığının bir kanıtı olarak öne sürüp, kendilerini ve çevrelerini rahatlatmaya çalışırlar.

Bağımlılık tedavisinde temel hedeflerden birisi de “yüzleşme”dir.

Bağımlılık bir yaşam biçimini beraberinde getirdiği için maddenin ya da yaşantının kesilmesi üzerine odaklanmak uzun dönemde iyi sonuçlar vermemektedir. Değişim amaçlanır. Değişim ise kendi durumu ile dürüst ve cesur bir yüzleşmeyi gerektirir. Yüzleşme insana acı veren bir tecrübedir. Burada yaşanan kötü duyguların tedavi desteği ile çözülüp değişim yolunda itici güç haline gelmesi amaçlanır. Hayatın içinde defalarca çevre tarafından yüzleştirilmeye çalışılmışlardır aslında. Kişinin benlik değerini ve kendine saygısını zorlayacak erkenden yapılan keskin yüzleştirmeler yardım alma ve değişim sürecini daha başlamadan tıkayabilir.

İnkâr savunmasının bağımlılık rahatsızlığında kritik bir özelliği de çevresindeki insanlarda ortaya çıkarması çok muhtemel öfke duygularıdır. Bağımlılara kızmaya çok eğilimliyizdir. Bunun birinci sebebi meseleye sadece iradî ve etik çerçeveden bakmaya yatkın olmamızdır. Onlara karşı ağır kızgınlıklarımızın bir diğer sebebi de bağımlı insanların sorunu ve durumlarını inkâr etmeleridir.

Herşey açıkça çok kötü gitmesine karşın meseleyi azımsamaları ya da yokmuş gibi davranmaları bağımlıların hayatındaki anlamlı insanları çileden çıkarabilir. Geçen zamanla bağımlılar kendilerini durumları ile yüzleştirmeye çalışan insanlardan uzaklaşıp, kendileri gibi bağımlılık yaşamı olan bireylerle zaman geçirmeye başlarlar. Bu onları kısa bir süre için sıkıntıdan alıkoyabilir ancak kaçınılmaz olarak altta giden süreci çok daha işin içinden çıkılmaz bir noktaya taşıyabilir.

 

Bağımlılık tedavisinde ve bağımlı insanlara destek olma kararlılığında olan insanlar öncelikle baştan “inkâr” durumuna hazırlıklı olmalıdırlar. Özellikle ailelerin bu konuda çok iyi bilgilenmeleri ve eğitilmeleri gereklidir. Kişinin hazır olmadığı evrelerde, biriken kızgınlıkların etkisinde yapılan yüzleştirme çabaları çoğu kez bu insanların daha da uzaklaşıp, kabuklarına çekilmelerine ve rahatsızlığın çok daha komplike olmasına sebeb olacaktır.

Bağımlılığı anlamak çaba ve bilgi gerektirir. İnkâr hayatımızın her alanında bizimle. Bağımlılıkta ise değişimin önündeki en büyük engeldir. Olumlu yaklaşım, avantajların ve fırsatların vurgulanması, bağımlılıkta değişimi evreler içeren bir süreç olarak kabul etmek ve profesyonel destek ise bu yolda en zor kapıları açacak vazgeçilmez anahtarlardır.

 

 

Derleyen; Müjdat GÖKÇE