İnanç Özgürlükleri platformu üyeleri bir araya geldi

İnanç Özgürlükleri platformu üyeleri bir araya geldi

Konya İnanç Özgürlükleri Platformu üyeleri 90. kez Kayalıpark’ta bir araya gelerek başörtüsüne özgürlük talep ettiler.

Platform adına hazırlanan basın bildirisini Heda-Der Yönetim Kurulu Üyesi Musa Kazım Yılmaz okudu. İnanç ve özgürlüklerle toplum arasına döşenen mayınların öncelikle sökülmesi gerektiğinin vurgulandığı bildiride şu ifadelere yer verildi: İnsanlar ve coğrafyalar kendi tabi yapılarının içerisinde bir bütünlük arzederler. Bu Allah’ın varlıklar üzerine koyduğu ana prensiptir. Mülkün tamamı ona aittir. Mülkünün üzerinde yegane otorite sahibi de odur. Otoritesini ve hakimiyetini, başka hiçbir varlıkla da paylaşmaz. Onun eşya üzerine koyduğu esaslar vahdetin, düzenin, barışın ve adaletin ana prensiplerini belirler. Onun ortaya koymuş olduğu esaslara müdahaleler, kaos, fesat, anarşi ve problem doğuracaktır. Dünyanın değişik bölgelerinde, emperyalist maksatlarla oluşturulan suni sınırlar, kardeşlerin arasını açmış, ümmeti parçalamış, büyük bir gücü, küçük parçalar halinde zayıf kılmıştır. Oluşturulan bu sınırlar, coğrafi sınırlar olmakla kalmamış, zihinlere de sınırlar çekilmeye çalışılmıştır. Yapay ve suni sınırlar kardeşleri bölmüş, birbirine düşmanlar kılmıştır. Bugün Ortadoğu’da, Kafkaslar’da, Balkanlar’da, uzak ve yakın Asya’da, Afrika sahillerinde ve daha pek çok yerde dökülen kanın ve ortaya çıkartılan düşmanlıkların, fesadın altındaki ana neden; bu yapay sınırlar ve onların zihinlerde oluşturduğu bölünmedir. Emperyalist güçler bu bölünmeden beslenmekte, kan ve gözyaşı imparatorluklarını bu yapay sınırlar üzerine kurmaktadırlar. Ülkemizin güney bölgesine yerleştirilen mayınlar, aslında ümmet bilincimize, kardeşliğimize ve dünya sulhuna karşı yerleştirilmiş mayınlardır. Stratejik öneme sahip olan bu topraklar, insanlığın faydasına kullanılacakken, herkesi kendine düşman bilen; kendi varlığının, düşmanlarının adedince daha güçlü olacağını düşünen bir anlayış, yapay sınırlara gerçek mayınlar döşemiştir. Döşenmesi bir problem olan bu mayınların, temizlenmesi de ayrı bir problemdir. Kamuoyunda “one minutes” çıkışının “I’m sorry” durumuna dönüşü olarak algılanan bazı tutumlar mayınların zihnimiz açısından daha tehlikeli olduğunu ortaya koymaktadır. Önce zihinlerdeki mayınları temizlemek gerekmektedir ve ne olursa olsun emperyalist güçlerle ve katil İsrail’le hiçbir şekilde iş tutulmamalıdır. Çünkü insanlığın ve insanların yüreklerine mayın döşeyen, özgürlük ve adaletle toplumların arasına tel örgüler çeken onlardır. Svat vadisi, Amerika’nın işgalci emelleri uğruna kan gölüne dönmüştür. Dinmeyen acıların coğrafyası, yeniden büyük ızdıraplara düçar olmuştur. Amerikan işgali ve onların müttefiki kukla rejimler, sultalarının devam etmesi için daha çok kan dökmekte, daha çok vahşet üretmektedirler. Suskunluğun, zulme destek anlamına geldiğini biliyoruz. Her türlü zulme karşı sesimizi yükseltmeye devam edeceğiz. Biliyoruz ki: Hakkın adaleti, asla ihmal etmez. Mühlet verir, fakat sonunda yakalayışı çok şiddetli olur.

Özgür-Der’e yönelik baskıların artması, söyledikleri ve yaptıkları her bir şeyin suç olarak telakki edilmesi, yaptıklarıyla fincancı katırlarını ürküttükleri anlamına mı gelmektedir? Ülkemizde düşünceleri ve inançları açıklamak da mayınlı bir arazi olmaya devam etmektedir. Önce inanç ve özgürlüklerle toplum arasına konulan mayınların sökülmesi gerekirken, yeni mayınlar ve dikenli teller adaletli yarınlar hususunda endişeler getirmektedir. Ferit Hepokur-Memleket