İkindi Sohbetleri’nde ‘Konya adının kökeni’ konuşuldu

İkindi Sohbetleri’nde ‘Konya adının kökeni’ konuşuldu

Konya Büyükşehir Belediyesi Koyunoğlu Müzesi ile Konya Fikir, Sanat, Kültür Adamları Derneğince düzenlenen İkindi Sohbetleri’nin bu haftaki konusu, “Konya adının kökeni ve uydurulan efsaneler” oldu.

 

Konya adının kökeninin bilinçli olarak Roma, Bizans, Grek efsanelerine dayandırılarak bir algı oluşturulduğunu vurgulayan Selçuk Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi ve Stratejik Düşünce Enstitüsü uzmanı Doç. Dr. Caner Arabacı; “Atalarımızın bu topraklara geldiği dönemde Konya adına ve halkın ifade tarzına çok yakın kullanılan ‘Gunya’ kelimesi olduğunu, anlamının da Konya’nın coğrafî yapısıyla örtüştüğünü söyledi.

“SALİBİN GİRDİĞİ YER EBEDİYEN SALİBİNDİR”

Arabacı: “Tanzimat sonrası kafa yapısını düşündüğümüzde kendi kültür ve değerlerimizle ilgili temel konulardan bir kaçış var. Bu dönemde ilginç yazarlarımız var. Mesela Cevat Şakir, özellikle Bodrum yerine Halikarnasus’u kullanırdı. Halikarnas Balıkçısı diye de ismini kullandı. Bizim atalarımız Efesus dememiş Selçuk demiştir. Bu zihniyet İstanbul’a Kostantinepolis demeyi uygun görmüştür. İzmir yerine Sivirna demeyi tercih etmişlerdir. Bu anlayış ve algıdan hareket edildiğinde Anadolu’da çalışma yapan Avrupalı bilginler Anadolu’nun yeniden Hıristiyanlaşacağı ve yeniden Batı dünyasının eline geçeceği bir dönemin özlemi içindedirler. Bir alt bilinç olarak bizim bunları düşünmemiz gerekiyor. Bir defa salibin girdiği yer ebediyen sabilindir. Yani Haç’ın bir defa eline geçirdiği yer, devamlı Haç’ındır anlayışı var. Son iki yüz yıllık tarihimizde bunun müthiş kavgasına şahit oluyoruz.” dedi.

1915’TE ANADOLU’DA 450 AMERİKAN MİSYONER OKULU VARDI

Caner Arabacı ayrıca 1815’ten itibaren Anadolu’ya yağmur gibi Amerikan misyonerlerinin yağdığını ve Rumculuk, Ermenîcilik, Pontus çalışmalarının altında Anadolu topraklarını yeniden salibe geçirme; Hilâl’den alıp yeniden Haçlı yapma düşüncesinin yattığını ve bu düşüncenin nasıl ilmik ilmik işlendiğini görmemiz gerektiğinin altını çizerek Anadolu’da Merzifon Amerikan Misyoner okulundan Robert Koleje varıncaya kadar 1901’de 400, 1915’te ise 450 Amarikan Misyoner okulu olduğunu söyledi. “Bu okulların amacı Anadolu’yu yeniden salibe; yani Haçlı’ya devretmek için yerel direnişçiler uyandırmaktı. Bu açıdan bugünkü Meryemana Bülbüldağı ayıplı bir durum olarak karşımıza çıkar.” Dedi.

Program sonunda konuşmacı Doç. Dr. Caner Arabacı’ya, Konya Büyükşehir Belediyesi Koyunoğlu Müzesi ve Kütüphane Müdürü Hasan Yaşar tarafından günün anısına hediye takdim edildi.