İç Güvenliğin başı kim olmalı?

İç Güvenliğin başı kim olmalı?

Terörle mücadele için düşünülen yeni kurulun getirileri ve handikapları nelerdir?

Hasan Celal Güzel / Radikal

Terörle mücadelede yeni yapılanma üzerine

Dört yıl müddetle devletin güvenlik koordinasyonu görevini yürütmüş ve bir teşehhüd miktarı kadar da olsa İçişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcılığı sıfatını taşımış eski bir uzman olarak, terörle mücadelede yeni yapılanma hakkındaki görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Evvelâ, son olaylar münasebetiyle gecikilerek de olsa terörle mücadelenin topyekûn değerlendirilmesinden ve yeni yapılanma ihtiyacının tesbitinden duyduğum memnuniyeti belirtmeliyim. Bu ihtiyacın hissedilmesi ve yeni formüllerin bulunmaya çalışılması, başlıbaşına olumlu bir gelişmedir. Zira, 28 Şubat Dönemi’nde polis özel harekât birliklerinin kaldırılmasıyla, terörle mücadelenin güvenlik boyutu, neredeyse tamamen Genelkurmay’ın tekelinde farz edilmiştir.
***
Terörle mücadelede yeni yapılanma üzerine bazı düşüncelerimi yetkililerle paylaşmak için şu hususları sıralayayım:
1. Devletin, güvenlik dahil olmak üzere üst koordinasyon birimi Başbakanlık’tır. Önceki yıllarda, valilerin dahi, daha fazla tesirli olabilmek için Başbakanlığa bağlanma talepleri olmuştur. Bu durumda, kurulacak yeni yapının Başbakanlık bünyesinde Başbakan’a veya Başbakanlık Müsteşarı’na veyahut da MİT’e bağlanması
hususu değerlendirilmelidir.
2. ‘İç Güvenlik Yüksek Kurulu’ Başbakan’ın başkanlığında toplanmalı; Başbakan’ın bulunmadığı zamanlarda Kurul Başkanlığı, Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı sıfatını taşıyan bakan tarafından yürütülmelidir. Bu bakımdan, İçişleri Bakanı’nın Başbakan Yardımcısı olması faydalıdır.
3. Emniyet Genel Müdürlüğü’nün ‘Müsteşarlık’ seviyesine yükseltilmesi olumludur. Buna paralel olarak polisin statüsü de yeniden düzenlenmeli; yeni rütbe, terfi ve özlük hakları sistemi getirilmelidir.
4. ‘İç Güvenlik Müsteşarlığı’ (ya da Genel Sekreterliği, Başkanlığı), eğer İçişleri Bakanlığı bünyesinde kurulacaksa, Emniyet Genel Müdürlüğü’nün yükseltileceği yeni müsteşarlık ve özellikle Jandarma Genel Komutanlığı ile arasında sıkı bir işbirliği sağlanmalıdır.
5. Yeni modelde, aslında Başbakanlığa bağlı ‘İç Güvenlik Yüksek Kurulu’nun sekreteryasını da yürütecek olan gene Başbakanlığa bağlı bir İç Güvenlik Genel Sekreterliği’nin kurulması; Emniyet Müsteşarlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı’nın bu Genel Sekreterliğe bağlanması, hizmet, hiyerarşi ve koordinasyon bakımından daha doğru olacaktır. Bu yeni teşkilâtın, Başbakan adına, Başbakan Yardımcısı da olan İçişleri Bakanı tarafından yürütülmesi mümkündür.
6. Ancak, yeni yapılanmanın özellikle terörle mücadelenin güvenlik boyutuyla ilgili olacağı tabidir. Güneydoğu’nun ekonomik ve sosyal kalkınmasıyla ilgili olarak yeni bir ‘Güneydoğu Kalkınma Bakanlığı’nın kurulması; bu olmayacaksa, bu konuda Başbakanlığa bağlı yeni bir koordinatör birimin teşkili düşünülmelidir.
7. Yeni yapılanmada Millî Güvenlik Kurulu Genel Sekreterliği ile Millî İstihbarat Teşkilâtı’nın aktif katılımı ve görevlendirilmesi sağlanmalıdır.
***
Terörle mücadelede yeni yapılanmaya gidilirken, muhtemel bazı boşluklar ve sorunlar da olabilecektir.
Şöyle ki;
1. Sivilleşme gayretiyle, sistem tam olarak işlemeye başlatılmadan TSK’nın terörle mücadele dışına itilmesi, kısa vadede önemli boşluklara sebep olabilecektir.
2. Jandarma Genel Komutanlığı’nın, statüsü kökten değiştirilmeden yeni kurulacak birime bağlanması, eski durumdan farklı bir işleyiş kazandırmayacak; bu kurum, TSK’nın bir kuvvet komutanlığı olarak eski statüsüne devam edecektir.
3. Yeni model test edilmeden uygulamaya konulursa, terörle mücadelede koordinasyonun sağlanması bir yana, yeni koordinasyon boşlukları ve ihtiyacı doğabilecektir.
***
Bütün bu sorunların çözümlenebileceğine ve yeni yapılanmalarla terörle mücadelede daha müessir tedbirler alınabileceğine inanıyorum.