Huzur'dan dizi olur mu?

Huzur'dan dizi olur mu?

Tanpınar’ın kült romanının diziye uyarlanacağı haberi tartışma başlattı

Yaprak Dökümü, Aşk- Memnu derken şimdi de bir başka klasik dizi film oluyor. Ancak bu kez çok daha kritik bir dönem romanı sözkonusu: Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Huzur”u…

Bazı eleştirmenler tarafından “en iyi Türk romanı” olarak nitelendirilen Huzur, 1930’larda geçen bir kurguyla Türkiye’nin Batılılaşma serüveni daha doğrusu Doğu ve Batı arasında kalmışlığını anlatıyor. Bu aynı zamanda Mümtaz ve Nuran adlı karakterler arasında geçen çetrefilli bir aşk hikâyesi.

Daha önce Kenan Işık tarafından tiyatroya uyarlanan Huzur, aynı zamanda Türk edebiyatında hakkında en çok inceleme, makale ve değerlendirme yazılan bir referans roman. Roman kahramanlarıyla gerçek hayat arasında kurulan bağlantılar da (Nuran’ın aslında Tanpınar’ın gerçek aşkı ve gerçek bir kişi olduğu gibi) cabası.

MÜMTAZ, ALABORA
İşte bu zor ve titizlikle üzerinde durulması gereken romanı Koliba Film diziye uyarlamaya hazırlanıyor. Yapımcı Ata Türkoğlu, yönetmen ise Gece Sesleri, Yersiz Yurtsuz ve Aşka Sürgün gibi dizilerde imzası bulunan Cemal Şan. Senaryoyu Ahmet Yurdakul'un yazdı.

Dizinin çekimlerine Temmuz sonunda başlanacak. Dizide Mümtaz’ı Mehmet Ali Alabora’nın oynayacağı kesin. Diğer üç başrol oyuncusunu yani Nuran, İhsan ve Suat’ı kimin canlandıracağı da belli ama dizi ekibi açıklamak istemiyor. Bir yandan da kostüm, mekân ve dekor çalışmaları sürüyor ki; Huzur gibi 1930’larda geçen bir roman sözkonusu olduğunda bunlar gerçekten önemli ve masraflı.

MÜMKÜN MÜ?
Ama bütün bunlardan önemlisi ve en başta sorulması gereken, Huzur gibi bir romandan bir televizyon dizisi çıkarılıp çıkarılamayacağı. İlerleyen günlerde en çok tartışılacak şey de bu olacak.

Bu soruyu bugünden sorduk. Eleştirmenler, yazarlar, şairler, dizi yapımcıları ve filmin yönetmeni “Huzur’dan dizi olur mu” sorumuzu HABERTURK’e cevaplandırdı.

İşte görüşler…

ÖMER TÜRKEŞ (Edebiyat eleştirmeni)
“Seyredilen şey Huzur olmayacak”

Her romanın bir senaryoya adapte olma şansı var ama ciddi bir prodüksiyon, iyi senaryo, çok iyi oyuncular olursa bu olur. Ama ticari amaçlı prodüksiyonlarla bunu yapmak zor. Dizi başlamadan veya başladıktan sonra sürekli reklamını yapacaklar, herkes de Huzur’u seyrettim zannedecek ama seyredilen şey Huzur olmayacak. Dizide yoğunluk muhtemelen romandaki İstanbul turlarına, duygusal aşka verilecek ve romanın geri kalan bölümü görünmeyecek. Bütün dizilerde böyle yapıyorlar zaten. Güzel Boğaz manzarası, aşk vs… Yoksa Huzur bir dizide işlenecek bir roman değil.

CEMAL ŞAN (Huzur’un Yönetmeni)
“Tanpınar’ın kalemiyle yaptığını kamerayla yapacağız”

Yaklaşık altı-yedi aydır Ahmet Yurdakul’la Huzur’un senaryosu üzerine çalışıyoruz. Ahmet Bey edebiyattan gelme, çok yetenekli bir senarist. Huzur romanında adeta arkeolojik bir çalışma yaptı, tek bir cümleden bir bölüm çıkardığı oldu. Romana çok sadık kaldığımızı söyleyelim. Okuyan herkes de senaryoyu çok beğeniyor. Herkesin çok sevdiği özel bir roman olduğunun farkındayız, bu yüzden çok dikkatle çalışıyoruz. Bu uyarlamayı günümüzdeki diğer uyarlamalarla karşılaştırmamak lazım. Biz Huzur’un ve Ahmet Hamdi Tanpınar’ın değerinin farkındayız. Hikâyeyi uzatmak, sulandırmak gibi çabamız olmayacak, zaten gerek de kalmayacak çünkü Huzur’un çatısı çok iyi kurulmuş bir hikâyesi var. Bittiği yerde bitireceğiz. Romanın Doğu-Batı meselesini ele alışının bugün hâlâ geçerli olduğunu düşünüyorum. Bu temanın üzerine gideceğiz, aynı zamanlar 40’ların tek partili Türkiye'sinin ekonomik ve sosyal durumunu da anlatıyoruz. Tanpınar’ın kalemiyle yaptığını biz kamerayla yapmaya çalışacağız.

ERSAN ÜLDES (Yazar)
“Ortada huzur falan kalmaz”

Huzur’dan dizi olur olmasına da sonra ortada ‘huzur’ kalır mı, onu bilemem. Aşk-ı Memnu gibi değil çünkü, bu defa çok daha fazlasından vazgeçmek gerekecek. Hem teniyle kemiğiyle gerçek bir dilber varken şişme bebekle kim yatar? Gerçi yattılar, gene yatarlar.

ADNAN ÖZER (Şair)
“Hatta iyi çekilirse şahane olur”

Olur. Ama Ingmar Bergman çekmeli. Eğer o çekerse şahane olur. Şaka bir yana bir Ingmar Bergman çırağı bulunamaz mı? Yavuz Turgul çekerse mesela çok güzel olur. Müzik bakımından şölen bir kitap zaten Huzur. Mahur Beste var mesela. Yahya Kemal bizim romanımız şiirde saklı demiş. Bir dizeden bile dizi olur. Temaşa yüklü romanımız. Sandalla denizden geçiyor mesela, “bendim denizden geçen ey sevgili” diyor. Buaraya kamera güzel olmaz mı? Böyle iç içe geçmiş çeşitli ebatlarda optik gözler var bizim romanımızda. İşin sırrı, bir şey hem kitlesel hem sanatsal olabilir ve Türkler bunu başarabilir. Neden olmasın? Kitleselliğin sınırlarını denemeden sanat da yapılamaz. Adam kitleye hiç ulaşmamış ama çok iyi sanat yapıyorum. Nereden belli? Tersten düşünmek lazım. Ben müspet bakıyorum. Çok güzel iç konuşmalar var Huzur’da, tipler çok derin ve dramatik. Bence olur.

ATİLLA BİRKİYE (Eleştirmen)
“Demek ki bir romanı daha katledecekler”

Demek ki bir romanı daha katledecekler. Huzur’dan dizi olmaz. Dizi tüketime yöneliktir. Oysa Tanpınar, Huzur’da çok derin edebi sorunlar ortaya atıyor. Berna Moran’ın Huzur çözümlemelerine bakın, bunların bir yönetmen ve senarist tarafından diziye aktarılması çok zor. Olabilirse ne mutlu ama olmaz. Bu romanın sorularını taşıyan bir sanat filmi çekilseydi çok daha güzel olurdu. Bu tür romanları daha önce dramayla uyarlıyorlardı. İngiliz ve Rus klasiklerini yıllar önce böyle yaptılar, ona uygun olabilir. Drama olabilir ama dizi olamaz. Huzur derin, estetik ağırlıklı edebi bir roman. Arada çok önemli bir fark var. Çünkü romandaki karakterler, çatışmalar dramada ortaya çıkıyor ama dizide olmuyor. Ben popüler romanların diziye uygun olduğunu düşünüyorm. Peride Celal’in ilk dönem romanları, Muazzez Tahsin Berkant romanları gibi. Bunlar uyarlamaya ve konu geliştirmeye müsait.

FARUK TURGUT (Hanımın Çiftliği’nin yapımcısı)
“Dönem dizileri çok riskli”

Huzur’un uyarlanabilir bir roman olup olmadığına dair bir yorum yapamam, kitabı da senaryoyu da okumadım. Ama genel olarak televizyon dizileri kitaba bağlı olarak uyarlanamaz. Romanlar belli bir sayfayla şekillenmiş edebiyat eserleri, bizim dizilerde her hafta seyirciye yeni bir şeyler anlatmamız gerekiyor. Bir dizinin iki sezon süreceği üzerinden düşünürsek, karakter ve hikâye ekleme mecburiyeti var. Bu kadar yatırım yapılıyorsa dizinin uzun ömürlü olması için her şey yapılır, önemli olan seyircinin merakını üst düzeyde tutabilmek. Zaten diziler bire bir uyarlama iddiasıyla çıkmıyor, senaryolar edebiyat eserinden esinlenilerek yazılıyor. Üstelik dönem dizisi yapmak çok büyük bir risk, bütçeler fazlasıyla yüksek. Biz Hanımın Çiftliği’ni yaparken bugüne uyarlamak istemedik, kendi döneminde kalsın istedik ama bu yapımcıya mali bir yük getiriyor.