Hisarcıklıoğlu: Ekonomide üçlük atıyoruz
Türkiye’nin 2010 yılında tarihi bir gelişme sağlayarak en hızlı büyüyen ilk beş ekonomi kategorisine yükseldiğini söyledi.
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği(TOBB) Başkanı M. Rifat Hisarcıklıoğlu, Türkiye’nin 2009’da ekonomisi en hızlı daralan ilk 10 dünya ekonomisi içinde yer aldığını, 2010 yılında ise tarihi bir gelişme sağlayarak 2010'da en hızlı büyüyen ilk beş ekonomi kategorisine yükseldiğini söyledi. Hisarcıklıoğlu, “Türkiye; kriz öncesi üretim düzeyini yakalayan 24 ülke arasına dokuzuncu ülke oldu” diyerek, Türkiye ekonomisinin geçen yıl üç temel alanda, üretimde, istihdamda ve yatırımlarda tarihi zirve yaptığını söyledi. TOBB Başkanı, işsizliğin ve cari açıktaki artışın Türkiye’nin en önemli sorunları olmaya devam ettiğine de dikkat çekti.
Rifat Hisarcıklıoğlu Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin Kocaeli Kartepe’de düzenlediği geleneksel ekonomi buluşmalarının yedincisi kapsamında “Değişen dünyaya hazırlanalım 2011’i reform yılı yapalım” başlıklı bir konuşma gerçekleştirirken, ekonomiden, iç siyasete, Anayasa değişikliklerine kadar bir dizi konuda görüşlerini açıkladı ve soruları yanıtladı.
-“TÜRKİYE ARTIK BASKETTEKİ GİBİ EKONOMİDE DE ÜÇLÜK ATIYOR”-
Hisarcıklıoğlu, büyüme performansı açısından ülkelerin dört gruba ayrıldığını ve Türkiye’nin Singapur, Arjantin, İsrail ve Peru ile birlikte hızlı toparlanan ülkeler arasında bulunduğunu belirterek, “Biz bu dönemde üç temel alanda başarı elde ettik. Büyümede, yatırımda ve istihdamda tarihi rekorlar kırdık. 2010 Dünya Basketbol Şampiyonası’ndaki gibi Türkiye olarak ekonomide de üçlük atmaya başladık. Eğer sahamız düzenli hale gelirse, Türk özel sektörü olarak, üçlük atmaya devam edeceğiz ve Türkiye’yi dünyanın en zengin ekonomilerinden biri haline getireceğiz” değerlendirmesinde bulundu.
-“BÜYÜME ÖZEL SEKTÖR SAYESİNDE”-
Türkiye’nin ekonomideki bu performansı artan özel sektör yatırımları ve tüketimi sayesinde gerçekleştirdiğini vurgulayan Hisarcıklıoğlu, 2010 yılı büyüme oranına özel sektör yatırımları ve tüketimin yüzde 10.1 gibi yüksek bir katkı yaparken, kamunun payının yüzde 0.8 ve dış ticaretin rolünün de eksi yüzde 4.4 olduğuna dikkat çekerek, “Eğer ihracat artışı, ithalat artışını yakalamış olsaydı, yüzde 13,3 büyümek mümkündü“ diye konuştu. Özel sektör makine yatırımlarının 2010 yılında 72 milyar dolarla tarihi zirvesine ulaştığını belirten Hisarcıkoğlu, temel verilerin iç piyasanın canlandığını gösterdiğini söyleyerek, “2009 yılında yeni açılan şirket sayısı bir önceki yıla göre yüzde sekiz azalmışken, 2010 yılında bu sayı yüzde 16 artış kaydetti. Yine protestolu senet sayısında 2009 yılında tutar olarak yüzde 15 artış olurken, geçen yıl yüzde 26 düşüş gerçekleşti. Karşılıksız çek rakamı ise adet bazında 2010 yılında sadece yüzde 4 arttı” dedi.
-“REEL SEKTÖR TOPARLANIYOR”-
Reel sektörün toparlanmaya başladığını söyleyen Hisarcıklıoğlu,İMKB’deki finans-dışı şirketlerin mali yapılarına bakıldığında bu gelişimin gözlendiğini 2009 ve 2010 ilk dokuz aylık döneminde tüm şirketlerin satış gelirinin yüzde 15.9 ve sanayi şirketlerinin ise yüzde 20.4 arttığını, net kardaki yükselişin ise sanayi şirketlerinde yüzde 65.4 gibi oldukça yüksek bir düzeye çıktığını söyledi. Hisarcıkoğlu, şirketlerin kar etmesinin değil etmemesinin sorun oluşturduğunu belirterek, “Anadolu kültüründe sanki kar etmek ayıpmış gibi bir korku var. Kar etmek ayıp değil ki, tersi ayıp. Kar nereye döner, sonuçta yatırıma döner. Yatırım demek de istihdam demektir. Kar etmenin düşmanı değil, bu ülkenin zenginleşmesi için, kar elde etmenin dostu olmak lazımdır” yorumunu yaptı.
-“MUNZAM KARŞILIKLARDA SEÇİCİ OLMAK LAZIMDI”-
Türkiye’n in en büyük sorununun kaynak sorunu ve sermaye birikiminin yeterince sağlanamaması olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, Merkez Bankası’nın munzam karşılık düzenlemesini genel olarak doğru bulmakla beraber seçici bir yaklaşımdan yana olduklarını belirterek konuşmasına şöyle devam etti:
“Büyüme için, yatırımların devamı için bankacılık sistemine ihtiyacımız var.Ocak 2010 ile Ocak 2011 arasındaki dönemde KOBİ kredilerinde ortalama yüzde 46.4,orta ölçekli kategoride ise yüzde 55.1 artış oldu. Büyük ve kurumsal şirketlere açılan kredilerde de yüzde 23.6’lık bir artış gerçekleşti. Kredilerdeki artışa cari açığı büyütmemek için sınırlama getiriliyor. Bu genel olarak doğru, ancak bu konuda selektif olmak gerekiyor. Eğer tüketici kredilerindeki artıştan endişe duyuyorsanız, tedbirin burada alınması ve bunun KOBİ kredilerine yönelik olmaması daha doğrudur.Bu nedenle toptancı bakış açısını doğru bulmuyorum. Çünkü kaynak bulamayınca ve sermaye birikimi sağlayamayınca bu da Türkiye’nin en büyük sorunu olan istihdama yansıyor. Türkiye’nin sermaye birikimine ihtiyaç var.Esnafın, tüccarın para kazanmaya devam etmesi halinde sanayileşme sürebilir.Bu zincirin kırılmaması lazım.”
-“İSTİHDAM ÜLKENİN EN BÜYÜK SORUNU OLMAYA DEVAM EDİYOR”-
Konuşmasında özel sektörün istihdam yaratma konusundaki çabalarına değinen Hisarcıklıoğlu bu konuda şu değerlendirmeleri yaptı:
“Özel sektör istihdam yaratmaya devam ediyor.2009-2010 Aralık tarihleri arasında özel sektörün yarattığı istihdam 1 milyon 200 bin kişi arttı.Daha da güzel bir gelişme özel sektördeki sigortalı çalışan sayısının söz konusu dönemde 1.1 milyon kişi atış göstermesidir.Özel sektör artık kayıt dışı istihdamdan uzaklaşıyor.Nitekim 2009’da özel sektörde kayıtlı istihdam oranı yüzde 83 iken, geçen yıl bu oran yüzde 86’ya yükseldi.Özel sektörde, 10 milyon 600 bin kişi kayıtlı istihdam edilmiş durumda.”
TOBB Başkanı, Türkiye’nin büyümede yatırım da ve istihdamda kriz sonrasında tarihi zirvelere ulaşırken ve başarı öyküsü yaratırken, istihdamın hala en önemli sorun olmaya devam ettiğine dikkat çekti. Hisarcıklıoğlu, “TOBB Başkanı olarak işimle ilgili yılda 320 bin kilometre yol katediyorum, yani bu mesafeyle dünyanın etrafını sekiz defa dolanmış oluyorum.Her yıl 81 vilayetimiz mutlaka ziyaret ediyorum, Odalarımızla, esnaflarımızla, tüccarlarımızla görüşüyorum. Herkesin yakındığı en önemli sorun hep işsizlik oluyor. İşkur verilerine göre kayıtlı işsiz sayısı 3 milyon. Son bir yıldır iş aramayan, yani iş bulma umudunu kaybedenlerin sayısı da iki milyon. Böylece işsiz rakamı beş milyona çıkıyor. Her yıl da 800 bin genç işgücü piyasasına karışıyor.İşsizlikte yüzde 10-11’lik düzeyler son derece yüksek oranlardır” diye konuştu.
-“DIŞ TİCARETTE SORUN VAR, CARİ AÇIK TARİHİ ZİRVEDE”-
Ekonomide ikinci önemli sorun alanının dış ticaret olduğunu söyleyen Hisarcıklıoğlu, bu konuda şu değerlendirmeyi yaptı:
“İhracatta 40 ülke arasında 33.sıradayız. İhracatta halen kriz öncesi seviyeyi yakalamadık.17 puan altındayız.Dünya ihracat hacmi içindeki payımız da düşüyor. İthalatın payı ise artıyor. Eskiden ihracatın payı yüzde 0.82 iken, bu rakam şimdi yüzde 0.76’ya geriledi. İthalatta ise payımız yüzde 1.11’den yüzde 1.21’e çıktı. İhracatta aslında yeni bir gelişme oldu ve firmalarımız krizden fırsat çıkararak, şimdiye kadar hiç yüzüne bakmadığımız ülkelere ihracata başladılar. Kristof Colombus gibi yeni ülkeleri keşfettik.Güney Amerika, Güneydoğu Asya, Afrika pazarlarına gidiyoruz. Pazar çeşitlenmesi açısından bunlar çok önemlidir. Ancak ihracatın yüzde 50’si Avrupa’ya olduğu için tam bir toparlanma olmadı. Çünkü Avrupa’daki toparlanma da yavaş gidiyor. Bu nedenle yeni pazarlardan kazandıklarımızla Avrupa pazarlarındaki kaybettiğimizi kapatamadık.İthalat artarken ihracat o kadar artmadığı için de cari açık meselesi ile yeniden karşı karşıyayız.”
-“YENİ RESMİ DOĞRU OKUMAK LAZIM”-
TOBB Başkanı, cari açığın 50 milyar dolarla ve yüzde 6.6’lık milli gelire oranıyla tarihin en yüksek rakamına ulaştığını ve bu durumun göz ardı edilmemesi gerektiğini belirterek bu konuda şunları söyledi:
“Cari açık eskiden doğrudan yabancı sermaye yatırımı olarak gelen dış kaynaklarla finanse ediliyordu. Şimdi ise kısa vadeli kaynak girişiyle finanse ediliyor. Cari açığın en önemli nedeni sanayide ithalata bağımlılığın artmasıdır.Sanayi üretim artışı yüzde 13 iken,enerji hariç ara malı ithalatı artışı yüzde 33 düzeyinde. İmalat sanayi ihracat artışı 10 milyar dolar iken, sınai ara malı ithalatı artışı da 15 milyar dolara ulaştı. İçerdeki ev ödevimiz ihracatın da ithalattaki artış hızını yakalamak olmalı. Bunun için de dünyanın karşı karşıya bulunduğu yeni resmi doğru okumak gerekiyor. Çin ve Hindistan’ın yer aldığı bölgede hem ihracat hem üretim artıyor. Almanya’nın başı çektiği ağırlıklı Avrupa bölgesinde ise hem üretim hem de ihracat düşüyor. Türkiye ise üretim artarken, ihracat artmıyor. Türkiye’nin hızla hem üretimin hem de ihracatın arttığı resmin içine dahil olması gerekiyor.Eğer dikkatimizi kaybetmezsek oraya biz de hızla çıkabiliriz."
-“ÜÇ KRİZ TÜRKİYE’ Yİ ETKİLEYEBİLİR”-
Dünyanın karşı karşıya bulunduğu güncel gelişmelere değinen Hisarcıklıoğlu, “Avrupa’nın yaşadığı borç krizinin yanı sıra Ortadoğu’daki gelişmelerin ve Japonya’daki nükleer tehlike ve deprem riskinin dünyayı ve dolayısıyla Türkiye’yi de etkileyecek nitelikte olduğuna dikkat çekerek, şöyle dedi:
“Orta Doğu’daki karmaşadan dolayı petrol arzında sıkıntı olabilir.Japonya’daki nükleer kriz fosil yakıtlara talebi artırabilir. AB ve Ortadoğu’ya ihracatımız da olumsuz etkilenebilir. Yılda ortalama 40 milyar dolar enerji faturası ödüyoruz. Petrol fiyatının 80 dolardan 100 dolara çıkması bize yaklaşık 10 milyar dolar ek maliyet getiriyor. Resmi verilere göre yıllık 1 milyar dolar civarında müteahhitlik gelirimiz var.Önemli bir bölümü Orta Doğu’da olan bu yatırımlar aksayabilir.Libya’dakine benzer bir sorun yaşamasak bile hükümetler yatırımları erteleyecektir.”
-“16. BÜYÜK EKONOMİYE BU TABLO YAKIŞMIYOR”-
Türkiye’nin ekonomide eksileri olarak gördüğü noktaların da altını çizen TOBB Başkanı, “Dünyanın en büyük 16. ekonomisine yakışmayan bir tablo ile karşı karşıyayız” diyerek bu konuda şu değerlendirmede bulundu:
“GSYİH rakamıyla dünyanın 16. büyük ekonomisiyiz. İnsani Kalkınma Endeksi’nde ise 83. sıradayız.Bunu kabul etmek mümkün değil.İş Yapma Kolaylığı Endeksi’nde de 65. sıradayız.Dünya Rekabetçilik Endeksi’nde 61.ve yolsuzluk algılamasında da 56. sıradayız.Eğer 2023’te dünyanın en büyük 10 ekonomisi içinde yer alacaksak bu beş ana kritere bakmak ve bu konuda mesafe almak zorundayız.”
-“BAŞKANLIK DÖNEMİ 2013’TE BİTİYOR-
Hisarcıklıoğlu, başkanlık dönemi hakkında bilgi verirken, ‘TOBB Başkanlığı konusunda sizin yerinize geçecek bir aday hazırlıyor musunuz’ şeklindeki soruya “Kimse, kendinden sonra, kimseyi yerine yakıştıramaz” şeklinde esprili bir yanıt vererek özetle şunları söyledi:
“Kuş alayı ile uçar. Kuş hiçbir zaman tek başına göç etmez. Bir başarı varsa, bu tamamıyla ekip halinde hareket etmekle ilgilidir. Eğer başarısızlık varsa, bunun nedeni başkandır. Şimdi her bir Oda seçimini yapacak ve delegelerini belirleyecek. 1500 delegenin kimlerden oluşacağını bilmeden TOBB başkanlığını kimin kazanacağını da bilmek mümkün değildir. O yüzden bugünden birini yerime hazırlamak söz konusu değildir. Bu bir bayrak yarışıdır. Herkes bir katkı yaptı, inşallah ben de iş aleminin gelişmesi konusunda katkı yapabilmişimdir. Benim başkanlık dönemim 2013’te sona eriyor. Yasa gereği iki dönemden fazla başkanlık yapılamıyor. Ben yılda 320 bin kilometre yol kat ettim. Benden sonra gelecek başkan ben 400 bin kilometreye ulaşacağım diyebilir. Gelişimin yolu buradan geçiyor. Biz de bilgi ve tecrübemizi yeni gelecek olan kişilere aktaracağız. Türkiye’de 160 üniversite var ve TOBB ETÜ’yü yedi yılda en tepeye çıkardık.İlk 100 tercihten 24’ü bizim üniversiteyi tercih eder hale geldi. Bizden sonra geleceklerin hedefi dünyada birinci sıraya getirmek olmalı.”
-“UMEM BECERİ 2010 DEVRİM NİTELİĞİNDE BİR MESLEK EDİNDİRME PROJESİDİR”-
TOBB’un mesleki eğitim çalışmalarını aktaran Hisarcıklıoğlu, Türkiye’de işsizlik değil mesleksizlik sorunu olduğunu vurgulayarak, işsiz gençlerin sanayinin ihtiyaçları eğitilip iş gücü piyasasına katılması konusunda bir çözüm olmak üzere İşkur, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı,TOBB ve TOBB ETÜ ile birlikte başlatılan UMEM BECERİ’10 adlı projenin işsizlikte mücadelede çok önemli bir aşama olduğunu söyledi. Söz konusu projenin bugüne kadar yapılan en kapsamlı işsizlikle mücadele projesi olduğunu belirten Hisarcıklıoğlu, şu bilgileri verdi:
“Bu projeye bugüne kadar mesleki eğitim için harcanan en büyük kaynak olarak beş yıl için toplam 7.5 milyar TL’lik bir kaynak ayrıldı. TOBB da 52 milyon TL’lik bir katkı sağladı. Şu anda 19 ilde pilot olarak uygulama işsizlikte mücadelede 81 ilimiz için de umut oldu. Kamu-özel sektör-üniversite ortaklığının çok güzel bir örneği. Odaların sisteme dahil edilmesiyle Almanya’daki gibi işverenler de mesleki eğitim sisteminin bir parçası haline geldi. Toplamda şirketlerden yaklaşık 35 bin stajyer talebi topladık ve toplamaya da devam ediyoruz. Toplamda 11 bin 371 kişinin eğitim göreceği 640 kurs açıldı. Şu anda 5 bin 711 kişi sınıflarda eğitim görüyor. İlk 100 kişilik istihdamı Ford Otosan ile sağladık”.Proje kapsamında kursa alınanlara üç ay boyunca eğitim verildiğini belirten TOBB Başkanı “ Sanayicinin ihtiyacı olan kişiyi seçtikten sonra kursta teorik bilgiyi veriyoruz, bir anlamda koluna altın bilezik takarken, İşkur tarafından günlük olarak da 15 TL veriliyor, artı, bir de sağlık sigortasına sahip oluyor. Bu Türkiye’de bir devrim niteliğinde bir başarı hikayesidir. Herkesin kazandığı işsizin,işverenin ve devletin de kazandığı win, win, win projesidir”dedi. TOBB Başkanı, İşkur veri tabanına kayıtlı işsiz gençlerin, eğitimden ve stajdan geçirilip istihdam edilmeleri halinde 18-29 yaş arası erkekler ve yaştan bağımsız kadınlar için 42 ay süreyle,30 yaş üzerindeki erkekler için 30 ay süreyle Sigorta Primi İşveren Payı ödemelerinin İşkur tarafından karşılandığını sözlerine ekledi.